DOĞA BİLİMLERİ

Okyanusların Neden Küçük Bir Bölümünü Keşfedebildik?

Okyanuslar, Dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 71’ini kaplayan devasa bir tuzlu su kütleleri ve yaşam kaynağımız. Ancak bugün okyanusların %80’inden fazlası keşfedilmemiş durumda. Ve belki de bilmediklerimizi korumak anlamsız geldiği için, dünya okyanuslarının sadece yaklaşık %7’si koruma altında. Yani Dünya yüzeyinin çoğunu kaplayan bir su kütlesi aynı zamanda evrendeki en savunmasız ve en az anlaşılan yerlerden biri. Mars’a araç gönderen, karadelikleri gözlemleyen ve Ay’ın karanlık tarafını fotoğraflayan bizlerin okyanusların hala çok az bir kısmını keşfedebilmiş olması ise elbette düşündürücü. Peki o zaman soralım:

Okyanusları Keşfetmek Neden Bu Kadar Zor?

Okyanus Dünya suyunun %97’sini içerir ve oşinograflar Dünya Okyanusunun %20’sinden daha azının haritalandığını belirtmiştir. Toplam hacim yaklaşık 1,35 milyar kilometreküp ve ortalama derinlik yaklaşık 3.700 metre kadardır.

Bu keşif zorluğunun ilk nedenlerinden biri, okyanus doğasının dayattığı fiziksel koşullar. Derinlere inildikçe görünürlük sıfıra ve sıcaklıklar sıfırın çok altına inerken, basınç ise hayli yükseğe çıkıyor. Hal böyle olunca uzaya insan göndermek, okyanusun dibine insana göndermekten daha kolay hale geliyor. 1969 yılından beri ay yüzeyine 12 insan gitti. Fakat okyanusun en derin bölümü olan Mariana Çukuru’na yalnızca 3 insan inebildi.  Yapılan son ölçümlere göre bu çukurun en derin noktası yaklaşık 10.994 metredir. Mariana Çukuruna indiğinizde vücudunuzda hissedeceğiniz basınç, üzerinizde 50 adet uçağın olmasıyla eş değerdir.

Okyanuslar Hakkında Uzaydan Daha Az Şey Biliyoruz

İki plakanın çarpıştığı sınırda derin çukurlar oluşabilir. Mariana çukuru da, Pasifik Plaka ile Mariana Plakası’nın çarpışması sonucu oluşmuş bir çukurdur ve iki plaka sınırındadır.

Elbette okyanusları keşfetmek için sadece dalmamız gerekmiyor. Okyanus yüzeyinin radarla taranması sayesinde, okyanus tabanının nerelerde tepeler ve çukurlar oluşturduğu hakkında bir fikir sahibi olabiliyoruz. Bu oldukça iyi bir adım olsa da, okyanus zemininin haritaları hala gezegenimizin haritaları kadar detaylı değil. Ayrıca radyo dalgalarının okyanusun derinlerine ulaşmasının zorluğu, okyanus tabanının haritasını çıkarmayı bir hayli zorlaştırıyor.

Okyanuslar ile ilgili bilgilerin bir kısmını uydular aracılığıyla da sağlayabiliyoruz. Hızla değişebilen ve hatta bir günde iki katına çıkabilen fitoplanktonların dağılımını ve bolluğunu ölçmek için okyanusun rengini kaydeden NASA’nın Terra uydusundan alınan bir görüntü.

Bu durumda yeni bir soru daha akıllara geliyor. İnsanlar neden uzayın keşfini okyanusların keşfinden daha büyük bir hedef olarak görüyorlar? Bu sorunun cevabı, keşfin rahatlığıyla ve cazibesi ile alakalı gibi. Sonuçta uzayda gerçekten bir şeyler görme avantajına sahipsiniz. Bunun yanında okyanuslar ise bizlere karanlık ve bulanıklık vadediyor.

İnsansız araçlarla okyanus keşfi konusunda yakın zamanda devam eden çalışmalar olsa da çok fazla bilinmezlik ve risk bulunduğu için bu araştırmalar fonlama bakımından gerekli ilgiyi göremiyor. Sonucunda da derin denizlerle ilgili bilgimiz ile etrafımızdaki gezegenler hakkındaki bilgimiz kıyaslandığında, derin denizlerle ilgili çok az şey bildiğimiz kolaylıkla görülebiliyor.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu