Kurtlar Dolunayda Neden Ulur? Ay İnsan Yaşantısını da Etkiler mi?

“Elbette dolunay garip ve olağandışı davranışlara neden olmalıdır. Sonuçta, uydumuz Ay, Dünya’mızdaki gelgitlerden sorumludur. Sonucunda bedenlerimiz ve beyinlerimiz de çoğunlukla sudur. Bu nedenle Ay Dolunay olduğunda da kesinlikle garip şeyler olur.” Bu sözleri etrafınızda duymuş olmalısınız. Belki de benzer bir düşünceyi için için siz de taşıyorsunuz. Sizi hayal kırıklığına uğrattığımız için üzgünüz. Ay, çağlar boyunca pek çok kitap, şiir ve şarkı üretimine katkı sağlamış olsa da, araştırmalar dolunayın veya ayın herhangi bir evresinin insanın garip davranışları üzerinde herhangi bir etkisini bulamadı.

Dolunay’ın dünyamızdaki yaşantıya etkileri hakkında düşündüklerimiz sadece kendimiz ile ilgili değildir. Bir çok kişi kurtların/ köpeklerin uluması ile dolunay arasında bir bağlantı olduğunu düşünür. Aslında bunun sebebini de anlamak kolaydır. Sonucunda, insanlık tarihi, insanın anlayamadığı şeyler hakkında uydurduğu hikayelerle doludur. Yunan, Roma ve İskandinav mitolojisi bunun örneklerini içerir. Yüzyıllar boyunca, bu efsaneler, bilimsel bir temeli olmamasına rağmen ortak bilgiye dönüşmüştür. Bunlardan bir tanesi de kurtlar ve dolunay arasındaki ilişki ile ilgilidir. O zaman insana geçmeden önce kurtlardan başlayalım.

Kurtlar Neden Ulur?

Doğadaki tüm türler iletişim için sesini kullanır. Hayvanların birbiri ile iletişimi birbirlerini tehlikeye karşı uyarmak, yiyeceğin nerede bulunabileceğini bildirmek, bir eş aramak veya kaybolduğunda konumunu bildirmek için insanlarda olduğu kadar önemlidir. Kurtların gece ulumasının temel nedeni gündüz değil gece aktif olmalarıdır. Bu nedenle de gece boyunca mümkün olan en verimli şekilde iletişim kurmaları gerekir. Kurtların çıkardıkları tek ses ulumak değildir. Köpeklerimizle ortak atalara sahip olduklarından köpeklerin çıkardıkları bütün sesleri kurtlar da çıkarırlar. Hatta her ne kadar evcilleşmiş de olsalar, köpeklerimiz de uzaktan gelen bir ses işittiklerinde bu sese karşılık vermek için ulurlar.

 Başını göğe uzatarak uluyan kurtları gözlemleyen atalarımız, bu davranışı aya sesleniş olarak yorumlamış olmalılar. Kurtlar; diğer kurtlarla buluşmak için, yer bildiriminde bulunmak amaçlı veya diğer kurtları belli bir alandan uzak tutmak için farklı şekillerde ulurlar. Genellikle kurtlar tek tek değil, gruplar halinde ulurlar; böylece seslerini daha uzun mesafelere iletebilirler.

Bugüne kadar yapılan bir çok çalışmada kurtların uluması ile ayın döngüsü arasında herhangi bir ilişki bulunmamıştır. Yani Ay, ister dolunay olsun ister hilal olsun ve hatta isterse gökyüzünde hiç görünmesin kurtlar yine de ulurlar. Dolunay ile ilgili kurduğumuz bağlantılar sadece kurtlar ile sınırlı değil elbette.

Dolunay’ın İnsanlar Üzerinde Etkileri Var mı?

Başta da dediğimiz gibi bir çok kişi, trafik kazaları, sağlık sorunları, uyku bozuklukları ve depresyon gibi durumlar ile Ay’ın evreleri arasında ilişki kurma eğilimindedir. İşin ilginç tarafı, bu düşünce biçimi bazen konunun uzmanları tarafından da destek görür. Bunun sonucunda ortaya konulan tüm kanıtlara rağmen, insanlar hatalı düşünce biçimlerini sürdürmeye devam ederler.

Geçtiğimiz yarım yüzyıl boyunca binlerce araştırma ve inceleme dolunayın etkilerini sorgulamıştır. Nadiren de olsa yapılan araştırmalardan sadece bir tanesi ayın tam halinin davranışlarımızla ilişkili olabileceğini gösterir. Garip bir davranış ile dolunayın oluşumu arasında böyle bir zamanlama ilişkisi bulunsa bile, sonucun yorumlanması en iyi ihtimalle zor ve muhtemelen anlamsızdır.

Korelasyon, olasılık kuramı ve istatistikte iki rassal değişken arasındaki doğrusal ilişkinin yönünü ve gücünü belirtir. Bir korelasyon, olayların tahmin edilebilir bir şekilde değiştiği anlamına gelir. Bir olayın diğerinin olmasına neden olduğu anlamına gelmez. Dolayısıyla, birkaç çalışmada bulunan bu pozitif korelasyonlar, belirli bir davranışın dolunaydan kaynaklandığına dair herhangi bir kanıt sağlamaz.

Dolunayın olağandışı veya tehlikeli davranışlara neden olduğuna dair bir kanıt yoksa, insanlar neden olduğuna inanır?

Öncelikle talihsiz, kaçınılmaz olayları suçlamak, bu kişilerin stresli durumlar ile başa çıkmasına yardımcı olur. İkincisi, insanların seçici hafızaları vardır. Dolunay sırasında bir olay meydana geldiğinde, insanlar onu hatırlar. Farklı bir ay evresinde aynı tür bir olay meydana gelince, bu olay kolayca unutulur. Üçüncüsü, bu tarz hikayeler her zaman iyi satar. Medya, halkı büyüleyen makaleler yazmaya heveslidir ve belirli bir günde suçun nasıl arttığına dair bir hikaye gazeteler tarafından atlanmayacaktır.

Dördüncüsü ve en önemlisi insanlar doğulama ya da teyit yanlılığı olarak bilinen bir düşünce hatasına düşmeye her zaman eğilimlidir. Bu kişinin kendi inançlarını, düşüncelerini ve varsayımlarını destekleyen ya da teyit eden bilgileri kayırma, dikkate alma ve öne çıkarma eğilimidir. Bu yanlılığa sahip kişiler inançlarına, düşüncelerine ve varsayımlarına ters düşen, karşı duran, onlarla çelişen bilgileri ihmal etme, yok sayma eğilimi gösterir. Doğrulama yanlılığı kişisel inançlarda aşırı güven duygusunu besler. Bunun sonucunda karşı kanıtlar olmasına rağmen kişi inançlarına daha da sıkı bağlanmayı tercih eder. Son neden ise kendi kendini gerçekleştiren kehanetlerdir. Yani bir şeyin olacağına inanıyorsanız, onu gerçekleştirirsiniz.

Kaynaklar ve İleri Okumalar:

  • Stop blaming the moon: Intelligent people can develop strong entirely incorrect beliefs; Bağlantı: https://www.sciencedaily.com/
  • Do Wolves Really Howl at the Moon? Bağlantı: https://animals.howstuffworks.com/
  • Rotton, J., Kelly, I.W., and Elortegui, P., Assessing belief in lunar effects: known-groups validation, Psychological Reports, 59:171– 74, 1986.
  • Vance, D.E., Belief in lunar effects on human behavior, Psychological Reports, 76:23–24, 1995.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu