
Sıcak hava dalgaları iklim değişikliğiyle birlikte daha uzun sürüyor, daha sık yaşanıyor ve daha yüksek sıcaklıklara ulaşıyor. Bu durum giderek daha önemli bir soruyu gündeme getiriyor: İnsanın dayanabileceği maksimum sıcaklık nedir? Başka bir deyişle hava ne zaman, genç ve sağlıklı insanlar için bile günlük yaşamı sürdüremeyecek kadar sıcak hale gelir?
Bu sorunun yanıtını yalnızca termometrede gördüğümüz sıcaklık vermiyor. Havadaki nem de en az sıcaklık kadar önemli. Nem yükseldikçe buharlaşma zorlaşıyor ve vücudun kendini serinletme kapasitesi azalıyor. Bu nedenle bilim insanları sıcaklık ile nemin ortak etkisini değerlendirmek için ıslak termometre sıcaklığı adı verilen bir ölçüden yararlanıyor.
Islak Termometre Sıcaklığı Nedir?
Islak termometre sıcaklığının kökeni, atmosferdeki nemi ölçmek için geliştirilen yöntemlere uzanır. 19. yüzyılın başlarında havadaki nemi belirlemeye yönelik araçlar geliştirildi.
John Leslie’nin 1801’de geliştirdiği higrometre bu yaklaşımın erken örneklerinden biriydi. Daha sonra Ernst Ferdinand August tarafından geliştirilen psikrometre ve 19. yüzyıl boyunca geliştirilen psikrometrik denklemler, kuru ve ıslak termometre ölçümleri arasındaki ilişkiyi nicel hale getirdi.
Yöntemin çalışma prensibi oldukça basittir. Yan yana duran iki termometreden biri normal hava sıcaklığını ölçerken diğerinin haznesi ıslak bir bezle sarılır. Bezdeki su buharlaşırken çevresinden ısı aldığı için ıslak termometrenin gösterdiği sıcaklık düşer.
Hava kuruysa buharlaşma daha hızlıdır ve iki termometre arasındaki sıcaklık farkı büyür. Nem yükseldikçe buharlaşma azalır ve değerler birbirine yaklaşır. Bağıl nem yüzde 100 olduğunda ise artık buharlaşma yoluyla ek bir soğuma gerçekleşmediğinden iki termometre aynı değeri gösterir.

Islak termometre sıcaklığı, hissedilen sıcaklıkla aynı şey değildir. Daha çok havanın buharlaşma yoluyla ne kadar soğutma sağlayabildiğinin bir göstergesidir. İnsan vücudu açısından önemli olmasının nedeni de tam olarak budur.
Örneğin 31°C’lik bir ıslak termometre sıcaklığı, bağıl nem yüzde 100 olduğunda 31°C hava sıcaklığına karşılık gelir. Nem yüzde 60 civarındaysa aynı ıslak termometre değerine ulaşmak için hava sıcaklığının yaklaşık 38°C’ye çıkması gerekir. Nem azaldıkça aynı ıslak termometre sıcaklığına ulaşmak için daha yüksek hava sıcaklıkları gerekir.
İnsan Vücudu Ne Kadar Sıcak Havaya Dayanır?

2010 yılında iklim bilimciler Steven Sherwood ve Matthew Huber, insanın sıcak ve nemli ortamlardaki fizyolojik sınırlarını inceleyen çalışmalarında 35°C ıslak termometre sıcaklığını teorik bir üst sınır olarak ortaya koydu.
Bu hesaplamaya göre ıslak termometre sıcaklığı 35°C’nin üzerine çıktığında insan vücudu, gölgede ve dinlenme halinde olsa bile metabolizmanın ürettiği ısıyı yeterince hızlı biçimde çevreye aktaramaz. Uzun süreli maruziyet sonucunda vücut iç sıcaklığı yükselmeye başlar.
Daha sonraki deneyler, 35°C’lik teorik sınırın insan fizyolojisi için fazla yüksek olabileceğini gösterdi. Penn State Üniversitesi’nde genç ve sağlıklı yetişkinlerle yapılan çalışmalarda, özellikle sıcak ve nemli koşullarda vücudun iç sıcaklığını dengede tutmakta zorlanmaya başladığı kritik değerin yaklaşık 31°C ıslak termometre sıcaklığı civarında olduğu belirlendi.
Bu değerin ne anlama geldiğini sıcaklık ve nemi birlikte düşünerek daha iyi görebiliriz. Yaklaşık 31°C ıslak termometre sıcaklığı;
- yüzde 100 bağıl nemde yaklaşık 31°C,
- yüzde 80 nemde yaklaşık 34°C,
- yüzde 60 nemde yaklaşık 38°C,
- yüzde 50 nemde yaklaşık 41°C,
- yüzde 40 nemde ise yaklaşık 44°C hava sıcaklığına karşılık gelir.
Yani nem arttıkça vücudun teri buharlaştırarak serinlemesi zorlaşır ve aynı düzeyde ısı stresi daha düşük hava sıcaklıklarında ortaya çıkar. Bu yüzden insanın sıcağa dayanma sınırını yalnızca termometrede görülen dereceyle ifade etmek yanıltıcıdır.
Sonuç Olarak;
İklim değişikliğinin yarattığı sorun yalnızca sıcaklıkların yükselmesi değil, bazı bölgelerde sıcaklık ile nemin aynı anda artmasıdır.
Bütün bunlar, aşırı sıcakların yalnızca geleceğe ait bir iklim senaryosu olmadığını gösteriyor. İnsanların güvenli biçimde çalışabileceği, yaşayabileceği ve kendini serinletebileceği koşullar şimdiden değişmeye başladı. Bu nedenle insanın dayanabileceği maksimum sıcaklığı anlamak, yalnızca fizyolojik bir merak değil. İklim değişikliğine nasıl uyum sağlayacağımızı belirleyen temel sorulardan biri haline geliyor.
Okuma Önerisi: Hissedilen Sıcaklık Nedir Ve Neden Dikkate Almak Gerekir?
Kaynaklar ve İleri Okumalar
- Whitman S, Good G, Donoghue ER, Benbow N, Shou W, Mou S. Mortality in Chicago attributed to the July 1995 heat wave. Am J Public Health. 1997 Sep;87(9):1515-8. doi: 10.2105/ajph.87.9.1515. PMID: 9314806; PMCID: PMC1380980.
- Upper Critical Temperature: How Hot Is Too “Too Hot” for Humans? ; Bağlantı: Upper Critical Temperature: How Hot Is Too “Too Hot” for Humans? (scitechdaily.com) ; Yayınlanma tarihi: 8 Temmuz 2023
- Alan Werritty; James Hutton and the measurement of atmospheric moisture. Notes Rec. 1 April 2025; 79 (1): 20240030. https://doi.org/10.1098/rsnr.2024.0030
- Corpart, Marie & Restagno, Frédéric & Boulogne, François. (2024). Measuring relative humidity from evaporation with a wet-bulb thermometer: The psychrometer. American Journal of Physics. 92. 36-42. 10.1119/5.0154559.
Matematiksel



