İnsanlar Doğal Olarak Tek Eşli mi Yoksa Çok Eşli midir?

Aşkın evrimsel nedeni, eşimizi bulmak ve eşleştiğimiz o kişiyle mutlu bir yaşam sürmektir. İyi de madem evrimsel temellerine odaklanıyoruz, doğada tek eşli bir yaşam mümkün mü gerçekten? Evet; bazı memeli türleri için bu mümkün. Ancak size pek de hoşlanmayacağınız bir haber var.

Temelde insanlar biyolojik anlamda tek eşli değildir. Daha genel konuşmak gerekirse memeliler, tek eşlilik düşkünü bir grup değildir. Hatta tek eşlilik, türlerin %10’undan daha azında yaygındır. Biz insanlar bu nedenle biyologlar tarafından “toplumsal olarak tek eşli” olarak adlandırılıyoruz. Bu da tek eşlilik kavramının temelde normlar tarafından şekillendiğini bizlere gösteriyor.

İnsanlarda sosyal tekeşliliğin neden evrimleştiğinin açıklaması biyologlar tarafından hala tartışıyor. Bunun ilk ve en önemli nedeninin, bebeklerin çok fazla bakıma ihtiyacı olması ve ebeveynlik yükünün paylaşılması ile ilgili olduğu düşünülüyor. Sonuçta gerçekten de insanlar tekeşlilik sayesinde bugüne kadar varlıklarını sürdürmüş olabilir. University of Montreal’den antropolog Bernard Chapais’e göre, eş bağlarına sahibi olmamız sayesinde diğer birçok türe kıyasla çok daha büyük bir avantaj sahibiyiz.

Canlılar Arasında ilişkiler İki Biçimde Ele Alınmaktadır

İnsanlar biyolojik olarak çok eşli (poligam), kültürel/sosyal olarak tek eşli (monogam) bir türdür. Ancak bu genel bir norm değildir. Kültürden kültüre değişiklik gösterir.

İlişkiler temelde iki biçimde incelenmektedir. Bunlardan ilki “pair bonding”, yani çiftlerin birbirine biyolojik olarak bağlanmasıdır. İkincisiyse “tournament bonding” adı verilen geçici ilişkilerdir. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu tür ilişkilerde gerçek bir bağdan söz etmek pek mümkün olmaz. Aslında her iki ilişki türünün de kendilerine göre artıları ve eksileri vardır.

Eş bağı, yani bir çift oluşturan ilişkilerde tek eşlilik mümkündür. Hatta bu ilişkilerde tek eşlilik genelde uzun süreli de olacaktır. Kuğular, penguenler ve insanlar bu bağı kurma potansiyeli olan canlılardır. Bu durum çocuk büyütmek için de en uygun bir ilişki modelidir.

Geçici ilişkiler de ise tek eşlilik yoktur. Bunun sonucunda da aslında genetik materyal daha iyi dağılacaktır. Örneğin bonobolar, arslanlar ve yine insanlar bu ilişki modelini de benimseyebiliyor. Görüldüğü üzere, insan her iki ilişki türünde de yer almaktadır. İnsanlarda bu iki modelden biri arasında tercih yapmaktadır. Tercihleri ise temelde hormonları tarafından biçimlenmektedir.

Yapılan araştırmalarda sadakat problemi yaşayan veya hiç evlenmemiş erkeklerde vazopressin hormon seviyesinin düşük olduğu görülürken, tek eşli olmayı seçen ve bu konuda herhangi bir problem yaşamayan erkeklerin vazopressin hormonlarının ise yüksek olduğu görülmüştür.

Hormonlarımız Tek Eşlilik Tercihimizi Belirler

Bilindiği üzere, kadınlarda bağlanmayı sağlayan şey, oksitosin hormonudur. Bu hormon sayesinde sadece sevgiliye değil, bir kadın çocuğuna da bağlanmaktadır. Yani anne ve çocuk arasındaki o mükemmel bağın sorumlusu oksitosin hormonudur. Erkekteyse aynı şeyi yapan hormon vazopressindir. Bu hormonu algılayan reseptörler dopamin salgısına yol açıyorlarsa, bu süreç bize mutluluk olarak yansıdığı için tek eşli ve uzun süreli ilişkiler kurmamız mümkün olacaktır.

Ancak bu algılayıcı tipini oluşturan RS3- 334 adlı gen her erkekte bulunmaz. Bu gene sahip olmayan erkekler bağlanma ve empati kurma sorunu yaşayacaktır. Ancak araştırmalar sanılanın aksine bu durum nedeniyle erkeklerin daha mutsuz olduğunu da ortaya koymaktadır.

Son olarak bir şey daha anımsatalım. Normlar kültürden kültüre ve türden türe değişmektedir. Bazı hayvanlarda erkekler, hayvanlarda dişiler çok eşlidir. Bazı hayvanlar tek bir eş ile çiftleşip çocuk yapar ancak sonrasında birden fazla eş ile birlikte o çocuklara bakar. Yani cinsel olarak tek eşli, sosyal olarak çok eşlidir. Günümüzde de dünyanın farklı yerlerinde farklı insanların benzer tutumlar sergiledikleri bilinmektedir. Bu nedenle insanlar için şudur ya da budur demek için elimizde yeterince kesin bir bilgi henüz bulunmamaktadır.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bir Yorum

  1. Kadın erkeğine ihtiyaç duyduğunu hissettirirse erkekte şefkat duygusunun ortaya çıktığını duydum. Bu konuda gündelik hayatın dayattıklarından sıyrılıp da cevap verebilmiş bir araştırma var mıdır?

Başa dön tuşu