Neden Sivrisinekler Dünyadaki En Tehlikeli Hayvan Olarak Bilinmektedir?

Google arama motoruna dünyadaki en tehlikeli hayvan kelimelerini yazdığınız zaman sivrisineklerin liste başlarında yer aldığını görürsünüz. Hastalıkların taşıyıcıları olan sivrisinekler kesinlikle hayatımızı biraz daha zorlaştırır. Özellikle yaz geldikçe de bir an önce hepsinden kurtulmayı dilediğimiz zamanlar bile olabilir.

Gezegenimizde 3.500’den fazla sivrisinek türü tanımlanmıştır ve bunlardan 200 civarı insanlara saldırır. Sarı humma ve sıtma gibi belirli tehlikeli hastalıkların bulaşmasından sorumlu olan üç spesifik tür (Anopheles, Culex ve Aedes) bulunur. Sıtma, yani malarya hastalığı şu ana kadar insanlığın tarihindeki her şeyden daha çok insan öldürdü. Her yıl sıtmadan 1 milyon civarı insan ölüyor ve Dünya Sağlık Örgütü WHO, Sahra Çölü aşağısındaki Afrika’da 1960’lardan beri sıtma tedavisinin finansal yükünün yüz milyarlarca doları bulduğunu tahmin ediyor.

Sivrisinekler ayrıca çiftlik hayvanları ve evcil hayvanlar için de tehdit oluşturan hastalıklar taşır. Bunu bilmek, onları etrafta tutmanın gerçek bir değeri olup olmadığını düşündürebilir. Peki, sivrisineklerin neslinin tükenmesi durumunda ne olacağını hiç düşündünüz mü? Aslında bilim insanları bu konuyu uzun süredir tartışıyorlar.

Sivrisineklerin Ekosistemdeki Rolü

Sivrisinekler bu gezegende insandan çok önce de yaşadılar. Fosil kanıtlarına dayanarak, bilim insanları, bugün sahip olduğumuz sivrisineklerin 46 milyon yıl öncesine göre fazla değişmediğini söylüyorlar. Bu, 2.5 milyon yıl önceki buz çağından beri aramızda oldukları anlamına geliyor.

Milyonlarca yıldır gezegende bulundukları için, ekolojik döngüde hayati bir nokta oluşturdular. Besin zincirinin önemli bir bileşeni haline geldiler. Doğada tüm türler var oldukları ekosistem içinde belirli bir rol üstlenir. Ama insanlardan farklı olarak diğer türler için doğaya sağlanan fayda bireysel değil, türün ekosistem üzerindeki katkısına özgüdür. Sivrisineklerin bize bir faydası olmayabilir fakat besin zincirinde önemli bir yeri vardır.

Bu hayvanların bir faydası olup olmadığı bilm dünyasında uzun zamandır tartışılmaktadır.

Sivrisinek larvaları suda yaşayan böceklerdir. Bunlar, balıklar ve diğer suda yaşayan hayvanlar için besleyici ve keyifli atıştırmalardır. Ayrıca, sivrisinek larvaları atık ürünlerle beslenerek bitki topluluğunun gelişmesi için de gerekli olan azot gibi besinleri hazırlarlar. Sivrisinekler bitkileri, özellikle de hayatlarının çoğunu çevresinde geçirdikleri sucul bitkileri tozlaştırdığında, bu bitkilerin yaşamasına yardımcı olurlar. Bu bitkiler de diğer hayvanlar ve organizmalar için koruma ve barınak sağlar.

Bir sivrisineğin rolü, sadece larva aşamasında bitmez. Yetişkinler olarak kuşlar, yarasalar ve örümcekler için besleyici öğünler olarak hizmet eder. Örneğin göçmen kuşların toplu halde beslendiği Arktik Tundra bölgesinde belirgin bir şekilde bol miktarda bulunurlar. Sivrisineklerin neslinin tükenmesi bu coğrafi bölgelerde göç yolları bulunan kuşların %50 civarının önemli bir besin kaynağını yitirmesi anlamına gelecektir. Bu da, beklenmedik şekilde bazı kuş popülasyonlarını etkileyebilir ve zincirleme bir tepkiye neden olabilir.

İnsan ve Doğa Arasındaki Mücadele

Yetişkin sivrisineklerin çoğu vejeteryandır. Çiçek nektarı, bitki özü gibi şeylerle beslenirler ve asla kan içmezler. Bu türleri öldürmek gerekli değildir. Aslında sadece dişi sivrisinekler insanları ısırır. Erkek olanlar, insan derisine nüfuz edecek organlara sahip değildir. Bu dişiler üremek için bazı proteinlere doğal olarak da kana ihtiyaç duyar.

Bu özelliğinden dolayı bilim insanları sivrisinekleri bazı yenilikçi yöntemler kullanarak yok etmeye çalışıyorlar. Bunlardan biri, sivrisineklerin genetik kodları değiştirerek daha fazla erkek yavrunun doğmasını sağlamak. Bu şekilde, bazı zararlı sivrisinek türlerinin büyük koloniler oluşturma kapasitesi önemli ölçüde azalacaktır. Yani tüm sivrisinek soyunu ortadan kaldırmadan sadece zararlı olanlardan kurtulmamız mümkün olabilecektir.

İnsan var olmadan önce de doğa vardı. Bu canlılar milyonlarca yıl içinde evrimleşerek günümüze gelmeyi başardı. Bir ekosistemde tüm canlıların bize bir faydası olması gerektiği görüşü yanlıştır. Bu insan merkezli bir yaklaşımdır. Herhangi bir tür belirli bir ekosistem içinde varlık bulmuşsa bu, onun ihtiyaç duyulan bir boşluğu doldurduğu anlamına gelir.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu