Biyoloji ve Coğrafya

Bunca Teknolojiye Rağmen Depremleri Neden Hala Tahmin Edemiyoruz?

Hepimizin aklında aynı soru var. Bilim bu kadar ilerledi. Bir zamanlar imkansız olarak kabul edilen bir çok şeyi artık gerçekleştirebiliyoruz. Ancak neden hala depremleri tahmin edemiyoruz? Sonucunda bazı kişilerin söylemleri bunun mümkün olduğunu kanıtlıyor gibi. Yoksa tahmin etmek mümkün de bizim ülkemizdeki eksiklikler nedeniyle bunu yapamıyoruz?

Gerçek şu ki evet, depremleri tahmin edemiyoruz. Ancak sadece Türkiye’deki bilim insanları değil. Dünyanın herhangi bir yerindeki, son derece gelişmiş teknolojiler ile araştırma yapan hiç bir bilim insanı depremleri tahmin edemiyor.

Ancak bu noktada bir depremi tahmin etmek derken tam olarak ne demek istediğimizi anımsayalım. Bir deprem tahmini 3 unsuru tanımlamalıdır: 1) tarih ve saat 2) yer ve 3) büyüklük. Bu üçünü tam olarak bize söyleyen yani “x saatinde y yerinde z büyüklüğünde” bir deprem olacaktır diyen bir tahmin yapamıyoruz. Bunun ötesinde uzun vadeli depremleri başarı ile tahmin edebiliyoruz.

Depremler İçin Uzun Vadeli Tahminler Nasıl Yapılmaktadır?

Sismik kuşakların dağılımına ve depremlerin meydana gelme sıklığına ilişkin mevcut anlayışımızla, uzun vadeli tahminler yapılması mümkündür. Uzun vadeli bir tahmin, belirli bir zaman diliminde bir depremin meydana gelme olasılığını tahmin eder. Deprem tahminleri, on yıllar, yüzyıllar ve hatta binlerce yıl öncesine kadar uzanan geçmiş deprem aktivitelerinin gözlemleri üzerine kuruludur. Bu gözlemler analiz edilir ve modellenir.

Örneğin bir sismolog, “Bu şehirde önümüzdeki 50 yılda büyük bir deprem olma olasılığı %20” demiş olsun. Bu cümle, 50 yıl geçmeden, bir deprem olma ihtimalinin 5’te 1 olduğunu ima edecektir. Sismologlar, uzun vadeli tahminlere yol açan çalışmaları sismik risk değerlendirmesi olarak adlandırırlar.

Sismik risk değerlendirmesinin temel dayanağı şu şekildedir. Geçmişte çok sayıda depremin meydana geldiği bir bölgede gelecekte de deprem olma olasılığı yüksektir. Sismik kuşaklar—birçok depremin meydana geldiği bölgeler—bu nedenle, yüksek sismik risk taşıyan bölgelerdir.

Bu, depremlerin sismik bir kuşaktan uzakta gerçekleşemeyeceği anlamına gelmez. Ancak herhangi bir zaman aralığında bu tür yerlerde bir deprem olma olasılığı daha düşüktür. Geçmiş depremlerin zaman, yer ve büyüklük kataloglarına bakıldığında, zarar verici depremlerin yer kabuğunu oluşturan tektonik plakaların sınırları boyunca olma olasılığının, bu plakaların iç kısımlarından daha fazla olduğunu kanıtlamıştır.

Depremleri Neden Hala Tahmin Edemiyoruz?
En iyi uzun vadeli tahminlerimiz, deprem kataloglarından ve jeolojik çalışmalardan elde edilen verileri, deprem davranış kalıpları ve jeodezik modeller gibi diğer bilgilerle birleştirir. Küresel bir sismik tehlike haritası. En kırmızı bölgeler, büyük bir deprem yaşama olasılığının en yüksek olduğu bölgelerdir.

Belirli bir sismik kuşaktaki büyük depremlerin tekrarlanma aralığını belirlemek için sismologlar, o kuşakta önceki depremlerin ne zaman olduğunu belirlemelidir. Tarihsel kayıtların çok sayıda büyük olayı ortaya çıkaracak kadar geriye uzanmadığı yerler için, araştırmacılar jeolojik kayıtlarda korunan büyük depremlerin kanıtlarını ararlar. Tekrarlama aralıklarına ilişkin bilgi, sismologların sismik tehlikeyi gösteren yukarıdaki gibi bölgesel haritaları iyileştirmelerine olanak tanır.

Küçük Depremler Bize Büyük Depremler Hakkında İpuçları Verir

Depremleri Neden Hala Tahmin Edemiyoruz?
Batı Avustralya, Meckering’de 1968’de meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki depremden kaynaklanan yer kabuğunun kırılması. Son 200 yıldaki deprem gözlemleri, Avustralya’nın ortalama olarak yaklaşık altı yılda bir 6.0 veya daha büyük bir deprem yaşadığını göstermektedir.

Sismolojinin temel keşiflerinden biri, belirli bir bölgede, 2.0 büyüklüğündeki depremlerin, 3.0 büyüklüğündeki depremlerin ortalama on katı olacağıdır. Benzer biçimde 3.0 büyüklüğündeki depremler de 4.0 büyüklüğündeki depremlerin 10 katı kadar olacaktır.

Bu örüntüyü kullanarak da bilim insanları küçük depremlerin izini sürerek büyük depremleri tahmin etmeye çalışır. Bu durum aynı zamanda, ana depremi takip eden haftalar, aylar ve yıllardaki depremlerin büyüklüğünü ve sıklığını tahmin etmek için de kullanılır. Bu tür tahminler dünyanın birçok ülkesinde kullanılmaktadır. Ancak bunlar da yine tahmindir. Yani net bir tarih vermesi olası değildir.

Örneğin 2019’da California, Ridgecrest’te meydana gelen 7.1 büyüklüğündeki depremin ardından bir dizi tahmin yayınlandı. Bunun sonucunda bilim insanları önümüzdeki yıl Ridgecrest bölgesinde 5.0 ila 5.9 büyüklüğünde bir artçı sarsıntı olma ihtimalinin %10 civarında olduğunu tahmin ediyorlar. Tam bir tarih bilemesek bile bu bile önemlidir. Sonucunda ne bekleyeceğinizi bilmek, güçlü bir deprem ile nasıl mücadele edileceği ve nasıl toparlanılacağını planlamak için gereklidir.

Depremleri Kısa Vadeli Tahmin Etmek Çok Zordur

Jeologlar 1960’lardan beri depremleri tahmin etmek için modern bilimsel yöntemleri kullanmaya çalışıyorlar. Ancak ne yazık ki şu ana kadar fazla bir ilerleme kaydedemediler. Bunun temel nedeni dünyayı çevreleyen fay sisteminin karmaşık dinamiği çaprazlayan fay sistemlerinin karmaşıklığı. Ayrıca çok fazla sismik gürültü var. Bu durum da günlük yaşamın antropojenik gürültüsüyle birleştiğinde net sinyallerin alınmasını zorlaştırıyor.

Bir depremin belirli bir tarihte veya günlerden yıllara kadar bir zaman aralığında kesin gerçekleşeceğini belirten kısa vadeli tahminler düzmecedir. Aslında, bu tür tahminler muhtemelen hiçbir zaman güvenilir olmayacaktır. Etrafınızda her zaman depremleri önceden tahmin edebildiklerini söyleyen bazı insanlar olacaktır. Ancak depremler bilimsel bir sürecin parçasıdır ve bu kişilerin iddiaları bilimsel bilgilere dayanmamaktadır.

Dünyamızda her an her yerde bir deprem olmaktadır. Sonucunda bu kişilerin tahminlerine, bu depremlerden biri, bir biçimde uyacaktır. Onlar bunu bir başarı olarak sunsa da gerçek tahmin yukarıda da belirttiğimiz gibi üç unsuru birden kapsamalıdır. Ancak bu kişilerin tahmininde de bunlardan bir ya da ikisi eksik olacaktır. Bu nedenle onların tahminleri temelinde başarısız bir tahmindir. Yapabileceğimiz en iyi şey şimdilik olasılıklar üzerine konuşmak ve uzun vadeli tahminlerin ortaya koyduğu risklere karşı tedbir almaktır.

Gelecekte Başarılı Tahminler Yapmamız Mümkün Olacak mı?

Peki ama gelecekte ne olacak? Aslında son zamanlarda, yapay zekanın insanların kaçırdığı türden ince sinyalleri tespit etme yetenekleri konusunda artan bir heyecan var. Makine öğrenimi algoritmaları, gelecekteki olayları tahmin etmek için geçmiş depremleri analiz edip belirli kalıpları yakalayabilir. Ayrıca bu algoritmalarının, büyük bir depremin ardından gelen artçı şokları daha iyi tahmin etmeye yardımcı olacağına dair umutlar da var.

Ama sonuçlar gerçek dünya ile hala tam olarak uyumlu değil. Bu nedenle gelecekte belki desek bile şimdilik siz, kesin tahminlere güvenmeyin. Bunun yerine uzun vadeli tahminlere güvenin ve olası herhangi bir an için tedbirli yaşamaya özen gösterin. Konu ile ilgili aşağıdaki yazılardan devam edebilirsiniz.


Kaynaklar ve ileri okumalar



Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak veya Patreon üzerinden ufak bir bağış yaparak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu