Dünya 5 Kitlesel Yok Oluş Yaşadı: 6. Yok Oluştan Kim Sağ Çıkacak?
Dünya üzerindeki canlılar 3,5 milyar yıldan uzun bir süredir gelişiyor, çoğalıyor ve çeşitlenerek gezegenin hemen her ekosistemine yayılıyor. Ancak yeni türlerin ortaya çıkışı kadar türlerin yok olması da yaşam döngüsünün bir parçasıdır.
Yine de bu iki süreç her zaman aynı hızda ilerlemez. Türlerin yok oluşu, yeni türlerin ortaya çıkışından çok daha hızlı gerçekleştiğinde denge bozulur. Bu bozulma yeterince büyük olduğunda, “kitlesel yok oluş” adı verilen olaylar ortaya çıkar.

Kitlesel yok oluş genellikle, Dünya genelindeki mevcut türlerin yaklaşık dörtte üçünün jeolojik açıdan “kısa” sayılan bir zaman aralığında yok olması olarak tanımlanır. Yaşamın gezegende ilk kez ortaya çıkışından bu yana geçen muazzam süre düşünüldüğünde, burada “kısa” ifadesi 2,8 milyon yıldan daha az bir zaman dilimini anlatır.
Canlı çeşitliliğinin çok büyük bir hızla arttığı ve yaklaşık 540 milyon yıl önce başlayan Kambriyen döneminden bu yana, bu ölçütleri kesin biçimde karşılayan yalnızca beş büyük yok oluş olayı yaşandı.
“Büyük Beşli” olarak bilinen bu yok oluşlar, bugün insanların altıncı bir kitlesel yok oluşa yol açacak koşulları oluşturup oluşturmadığını değerlendirmek için bilimsel bir ölçüt hâline geldi.
İlk 5 Kitlesel Yok Oluş Nedir?
Kambriyen döneminden bu yana bu beş kitlesel yok oluş ortalama olarak yaklaşık her 100 milyon yılda bir yaşandı. Ancak bu olayların gerçekleşme zamanlarında belirgin bir düzen yoktur. Her bir yok oluş olayı 50 bin yıl ile 2,76 milyon yıl arasında sürdü.

İlk kitlesel yok oluş, yaklaşık 443 milyon yıl önce Ordovisyen döneminin sonunda gerçekleşti ve tüm türlerin yüzde 85’inden fazlasını yok etti. Ordovisyen yok oluşu, büyük olasılıkla iki iklim olayının sonucuydu. Önce gezegen ölçeğinde bir buzul dönemi yaşandı. Ardından hızlı bir ısınma dönemi geldi.
İkinci kitlesel yok oluş, yaklaşık 374 milyon yıl önce Geç Devoniyen döneminde gerçekleşti. Bu olay, tüm türlerin yaklaşık yüzde 75’ini etkiledi. Yok olan türlerin çoğu, o dönemde tropikal denizlerin tabanında yaşayan omurgasızlardı.
Dünya’nın bu döneminde deniz seviyeleri büyük dalgalanmalar gösteriyordu. Küresel soğuma ve ısınma koşulları da hızla birbirini izliyordu. Aynı dönemde bitkiler karaları kaplamaya başlamıştı ve atmosferdeki karbondioksit oranı düşüyordu. Bütün bunlara toprak yapısındaki değişimler ve düşük oksijenli dönemler eşlik etti.

Üçüncü yok oluş dönemi
Büyük Beşli’nin üçüncüsü ve en yıkıcısı, yaklaşık 250 milyon yıl önce Permiyen döneminin sonunda gerçekleşti. Bu olay, o dönemde yaşayan türlerin yüzde 95’inden fazlasını yok etti.
Bilim insanları bu büyük yok oluş için birkaç olası neden üzerinde duruyor. Bunlardan biri, Dünya’ya büyük bir asteroitin çarpmasıdır. Böyle bir çarpma atmosfere çok miktarda toz ve parçacık saçmış, Güneş ışığını azaltmış ve birçok canlı için iklimi yaşanmaz hâle getirmiş olabilir.

Ayrıca yoğun asit yağmurları da oluşmuş olabilir. Bazı araştırmacılar ise bugünkü Sibirya bölgesindeki büyük volkanik etkinlikleri, atmosferdeki karbondioksit artışını, okyanusların zehirli hâle gelmesini ve derin denizlerde oksijenin azalmasını olası nedenler arasında sayıyor.
Büyük Permiyen yok oluşundan yaklaşık 50 milyon yıl sonra, Triyas döneminde türlerin yaklaşık yüzde 80’i yeniden yok oldu. Bu olayı, bugün Atlantik Okyanusu’nun bulunduğu bölgede yaşanan büyük jeolojik hareketler tetiklemiş olabilir. Bu hareketler atmosferdeki karbondioksit miktarını artırdı, Dünya’yı ısıttı ve okyanusları daha asidik hâle getirdi.
Son kitlesel yok oluş, aynı zamanda en iyi bilinen yok oluşlardan biridir. Kretase döneminde yaşanan bu olayda, kuş olmayan dinozorlar da dahil olmak üzere türlerin yaklaşık yüzde 76’sı yok oldu. Büyük yırtıcı dinozorların ortadan kalkması, memelilere yeni yaşam alanlarına yayılma ve çeşitlenme fırsatı verdi. İnsanlara uzanan evrimsel süreç de sonunda bu gelişmelerin ardından mümkün oldu.

Kretase yok oluşunu büyük olasılıkla bugünkü Meksika’daki Yucatán bölgesine çarpan büyük bir gök cismi, bugünkü Hindistan’daki Dekkan bölgesinde yaşanan dev volkanik patlamalar ya da bu iki olayın birlikte etkisi tetikledi.
Günümüzdeki biyolojik çeşitlilik krizi altıncı büyük yok oluş mudur?
Dünya bugün ciddi bir yok oluş krizi yaşıyor. Bunun en büyük nedeni, insanların doğal yaşam alanlarını hızla değiştirmesi ve gezegenin kaynaklarını yoğun biçimde kullanmasıdır. Ancak bu krizin gerçekten “altıncı kitlesel yok oluş” sayılıp sayılmayacağını anlamak için bugünkü yok oluş hızını doğal yok oluş hızıyla karşılaştırmak gerekir.

Bilim insanları bu doğal hıza “arka plan yok oluş hızı” der. Bu hız, insanların etkisi olmasaydı türlerin normal koşullarda ne kadar hızlı yok olacağını gösterir. Fosil kayıtlarına göre bir tür ortalama yaklaşık 1 milyon yıl yaşar. Yani doğal süreçlerde türler oldukça yavaş yok olur.
Bugün ise tablo farklıdır. Tür kayıplarını büyük ölçüde insan faaliyetleri hızlandırıyor. Hesaplamalar, günümüzdeki yok oluş hızının doğal hızdan 10 ile 10 bin kat daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Daha temkinli tahminlerde bile son yüzyılda yok olan türlerin, normal koşullarda ancak 800 ile 10 bin yıl arasında kaybolması beklenirdi.
Bu nedenle Dünya’nın beklenenden çok daha hızlı tür kaybettiğini söyleyebiliriz. Üstelik kaybolan türlerin yerine yenilerinin oluşması kısa sürede mümkün değildir. Canlı çeşitliliğinin eski düzeyine ulaşması, normal evrimsel süreçlerle milyonlarca yıl alabilir.
Kara omurgalıları arasında 1500 yılından bu yana 322 türün yok olduğu kaydedildi. Bu sayı ilk bakışta az görünebilir. Ancak yok oluş bir anda gerçekleşmez. Bir tür tamamen ortadan kalkmadan önce birey sayısı azalır, yaşam alanı daralır ve tür giderek daha kırılgan hâle gelir.
Bugün bilinen türlerin yaklaşık yüzde 32’si hem sayı hem de yayılış alanı bakımından azalıyor. Dünya, 1970’ten bu yana omurgalı hayvan bireylerinin yaklaşık yüzde 60’ını kaybetti.
Sonuç olarak,
Böyle bir durumda insanların hayatta kalma şansı da ekosistemlerin ne kadar ayakta kalabildiğine bağlıdır. Paleontologlar uzun süredir bir türün yok oluştan kurtulmasını sağlayan genel kuralları anlamaya çalışıyor.
Ancak araştırmalar, durumun bizim lehimize olmadığını gösteriyor. Çünkü ekosistemler birbirine sıkı sıkıya bağlı karmaşık ağlar oluşturur. Bir türün yok olması yalnızca o türü etkilemez; aynı ekosistemde yaşayan birçok başka türü de etkiler.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- What is a ‘mass extinction’ and are we in one now?. Yayınlanma tarihi: 12 Aralık 2016. Kaynak site: Conversation. Bağlantı: https://doi.org/10.64628/AA.9s33yex4n
- Hesselbo, Stephen & McRoberts, Christopher & Pálfy, József. (2007). Triassic–Jurassic boundary events: Problems, progress, possibilities. Palaeogeography Palaeoclimatology Palaeoecology – PALAEOGEOGR PALAEOCLIMATOL. 244. 1-10. 10.1016/j.palaeo.2006.06.020.
- Pievani, T. The sixth mass extinction: Anthropocene and the human impact on biodiversity. Rend. Fis. Acc. Lincei 25, 85–93 (2014). https://doi.org/10.1007/s12210-013-0258-9
- Strona, G., Bradshaw, C.J.A. Co-extinctions annihilate planetary life during extreme environmental change. Sci Rep 8, 16724 (2018). https://doi.org/10.1038/s41598-018-35068-
Matematiksel



