Mütevazi Mucit Chester Carlson Ve Fotokopi Makinesinin Hayatımıza Girişi

Bazen bir buluşun faydasının farkına varılması için olağanüstü bir sabır, azim ve kişinin kendine inanması gerekir. Xerox® makinesini diğer bir deyişle ilk fotokopi makinasını icat eden ve milyarlarca dolarlık bir endüstriyi başlatan, ancak buluşunu satmadan önce yirmiden fazla şirket tarafından reddedilen Amerikalı fizikçi ve mucit Chester Carlson’ın hikayesi buna iyi bir örnektir.

Chester Carlson sabrını ve azmini aslında yaşadığı zorlu hayata borçludur. 1906’da Seattle’da doğan Carlson, gezgin bir berberin tek çocuğuydu ve Güney Kaliforniya’da büyüdü. 14 yaşına geldiğinde, babası sakat kaldığı için okuldan sonra ve hafta sonları yerel bir matbaacının yanında çalışarak ailesini geçindirmek zorunda kaldı. O sıralarda annesi de tüberküloza yenik düştü.

Grafik sanatlarına ve kimyaya hayranlık duyan Carlson, yaşadığı tüm zorluklara rağmen liseyi tamamladı. Ardından bir yüksekokulda kimya, iki yıl sonra da fizik diploması aldı. Ne yazık ki okulu bitirdiği zamanlar Amerika’nın Buhran dönemlerine denk geliyordu. Bu nedenle New York’taki Bell Telefon Laboratuvarlarında araştırma mühendisi olarak işe başlamadan önce 82 firmaya başvurmak zorunda kalacaktı.

Ancak ne yazık ki burada da aradığı huzuru bulamayacak ve kısa bir süre sonra işten ayrılıp, sonunda bir elektronik firması olan PR Mallory & Co.’ya geçecekti. Bu esnada geceleri de New York Hukuk Okulu’nda hukuk okudu ve sonunda şirketin patent departmanının başına atandı.

Sonucunda istikrarlı bir işe sahip olmasına rağmen, Carlson hala aradığı huzuru bulamamıştı. Bu nedenle de boş zamanlarını çeşitli icatlar yaparak geçirmeye başladı. Bu esnada dikkatli bir gözlemi hem onun hayatını hem de teknoloji dünyasını önemli bir biçimde değiştirecekti.

Bir Mucit Olarak Chester Carlson

Carlson, ilk xerox makinelerinden biriyle ortada yer alıyor.

Chester Carlson’ın bahsettiğimiz gözlemi, ofis çevresinde yeterli patent şartnamesi kopyası bulunmadığını ve daha fazla kopya elde etmenin hızlı veya pratik bir yolunun olmadığını fark etmesi idi. O dönemde ofiste çalışanların bir kağıdı çoğaltmak zorunda kaldıkları zaman sadece iki seçeneği vardı. Bunlardan biri patentleri fotoğraflanmak üzere göndermek, diğeri ise zahmetli bir şekilde yenilerini yazmaktı. Ancak her ikisi de maliyetli ve zaman alıcıydı. 

Carlson, bir belgeyi saniyeler içinde kopyalayacak bir cihaz tasarlamayı kafasına koymuştu. New York Halk Kütüphanesinde çeşitli görüntüleme süreçlerini araştırdı ve sonunda o zamanlar az bilinen fotoiletkenlik alanını, özellikle de Macar fizikçi Paul Selenyi’nin araştırmasını fark etti.

Sonrasında da ki temel kavramı birleştirmeye karar verdi. Bunlar zıt elektrik yüklerine sahip malzemelerin birbirini çekmesi ve bazı malzemelerin ışığa maruz kaldıktan sonra elektriği daha iyi iletir hale gelmesi ile ilgili temel fiziksel süreçlerdi. Sonrasında Carlson, Queens’teki dairesinin mutfağında deneyler yapmaya başladı. Sonunda “elektrofotografi” adını verdiği ve daha sonra kserografi olarak bilinen şeyin temel ilkelerini geliştirdi. 

Kserografi ( Xerography )Nedir?

Teorisi, orijinal bir fotoğrafın veya belgenin görüntüsünün fotoiletken bir yüzeye yansıtılması sürecini kapsıyordu. Bu sayede, akım karanlık alanlarda değil, sadece ışığın çarptığı alanlarda akacaktı. Plaka üzerinde parlayan bir görüntüye karşılık gelen bir desende kuru parçacıkların yüklü bir plakaya yapışmasını sağlayabilirse, “kuru çoğaltma” işini yapabilirdi.

Ekim 1937’de bir patent başvurusunda bulunduktan sonra, Astoria’da küçük bir laboratuvar kurdu. Sonrasında da Otto Kornei adında bir laboratuvar asistanı tuttu. 22 Ekim 1938’de ilk kserografik kopya orada yapıldı. Carlson ve Kornei adlı asistanı, elektrik iletkeni olarak kükürt kaplı bir çinko levha kullandı. Pozitif bir elektrik yükü oluşturmak için sülfürü pamuklu bir mendille ovuşturdular.

Chester Carlson tarafından kserografi ile oluşturulmuş ilk kopya sayfa 

Ardından Kornei, bir cam mikroskobik slayt üzerine tarihi ve yeri gösteren bir not yazdı. “10-22-38 Astoria.” Ardından bu notu çinko levhanın üzerine koydu. Slaytı parlak bir ışığa maruz bıraktıktan sonra plakayı çıkardılar ve tozunu aldılar. Plakanın üzerinde 10-22-38 ASTORIA görüntüsünün bir kopyası belirdi. Sonuç yukarıdaki gibi gözüküyordu.

Chester Carlson Her Zaman Mütevazi Bir İnsan Olarak Kaldı

Buluşunun öneminin farkında olan Carlson, bunu değerlendirecek bir şirket arayışına başladı. Ancak başta da dediğimiz gibi 20’den fazla şirket tarafından reddedilecekti. Nihayet 1944’te kar amacı gütmeyen bir araştırma kuruluşu olan Battelle Memorial Institute, Carlson ile bir telif anlaşması imzaladı.

Üç yıl sonra Battelle, Haloid (daha sonra Xerox olarak bilinecek) adlı küçük bir fotoğraf kağıdı şirketi ile bir anlaşma yaptı. Devamında da Haloid’e bir xerografik makine geliştirme hakkı verdi. Carlson’un ilk kserografik kopyayı çıkarmasından yirmi bir yıl sonra, ilk ofis fotokopi makinesi 1959’da piyasaya sürüldü.

Fotokopi bilimsel ve eğitsel metin yayımının ve iletişiminin 1990’lı yıllara kadarki en büyük aracı olacaktı.

Xerox 914 fotokopi makinesi, düz kağıt üzerinde bir düğmeye dokunarak hızlı bir şekilde fotokopi çekebiliyordu. Bu o dönem için olağanüstü bir başarıydı. Carlson zengin ve onurlu bir adam olarak yıllarını sonlandırdı. Ama hem alçakgönüllü hem de cömert kaldı. Ölümünden önce 100 milyon dolarını hayır kurumlarına bağışladı.



Kaynaklar ve ileri okumalar

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu