
Bugün bir belgenin kopyasını çıkarmak için kapağı kaldırır, kâğıdı yerleştirir ve bir düğmeye basarız. Birkaç saniye sonra elimizde aslından neredeyse ayırt edilemeyen yeni bir nüsha vardır. Ancak 20. yüzyılın ilk yarısında sıradan bir belgenin kopyasını çıkarmak, sanıldığından çok daha zahmetli bir işti.
Amerikalı fizikçi ve patent uzmanı Chester Carlson, bu soruna daha kolay bir çözüm bulmak istedi. Aradığı şey, özel bir kalıp hazırlamadan mevcut bir belgenin görüntüsünü doğrudan düz bir kâğıda aktarabilecek bir yöntemdi.
Bu düşünce sonunda modern fotokopi makinelerinin temelini oluşturan kserografi teknolojisine dönüştü. Ancak Carlson’ın buluşunun kullanılabilir bir ofis makinesi hâline gelmesi yirmi yıldan fazla sürdü. Üstelik görüştüğü şirketlerin neredeyse tamamı ona aynı şeyi söyledi: Böyle bir makineye kimsenin ihtiyacı yoktu.
Chester Carlson Kimdir?
Chester Floyd Carlson, 8 Şubat 1906’da Seattle’da doğdu. Çocukluğu maddi sıkıntılar içinde geçti. Anne ve babasının sağlık sorunları nedeniyle küçük yaşlardan itibaren çalışmak ve ailesine destek olmak zorunda kaldı.
Buna rağmen bilim ve teknolojiye büyük ilgi duyuyordu. Lise yıllarında bilim meraklıları için küçük bir dergi çıkarmaya çalıştı. Ancak yazıları çoğaltmanın ne kadar zahmetli olduğunu daha o dönemde fark etti. Baskı ve kopyalama yöntemlerine duyduğu ilginin ilk izleri de bu deneyimde ortaya çıktı.
Carlson, California Teknoloji Enstitüsünde fizik eğitimi aldı. 1930’da mezun olduğunda Büyük Buhran’ın etkileri sürüyordu ve fizik alanında iş bulmak kolay değildi. Bir süre Bell Telefon Laboratuvarlarında çalıştıktan sonra patent alanına yöneldi. Daha sonra elektronik parçalar üreten P. R. Mallory şirketinin patent bölümünde görev aldı.
Patent bürosundaki işi sırasında sürekli olarak teknik çizimlerin ve belgelerin kopyalarını hazırlaması gerekiyordu. O günlerde kullanılan yöntemler hem yavaş hem de pahalıydı. Bir belgeyi çoğaltmak için yeniden daktilo etmek, karbon kâğıdı kullanmak veya fotoğrafını çektirmek gerekiyordu. Carlson’ın çözmek istediği sorun tam olarak buydu.
Fotokopi Makinesi Fikri Nasıl Ortaya Çıktı?
Carlson gündüzleri patent bürosunda çalışırken geceleri hukuk eğitimi alıyordu. Satın almaya gücü yetmeyen hukuk kitaplarından uzun bölümleri elle kopyalamak zorunda kalması, belge çoğaltma sorununa duyduğu ilgiyi daha da artırdı.
O dönemde pek çok araştırmacı kopyalama sorununa kimyasal ya da fotoğrafik yöntemlerle çözüm arıyordu. Carlson ise farklı bir yol seçti. Çalışmalarını statik elektrik ile bazı maddelerin ışığa karşı gösterdiği elektriksel değişim üzerine kurdu.
Bazı maddeler karanlıkta elektriği iyi iletmezken ışığa maruz kaldıklarında daha iletken hâle geliyordu. Carlson, bu özellikten yararlanarak bir belgedeki yazı ve şekillerin elektriksel bir görüntüsünü oluşturabileceğini düşündü.

Fikir basit görünüyordu fakat uygulaması oldukça zordu. Carlson’ın profesyonel bir laboratuvarı da yoktu. İlk deneylerini New York’taki dairesinin mutfağında gerçekleştirdi. İlerleyen süreçte, deneylerinde kendisine yardımcı olması için Almanya’dan ABD’ye göç etmiş fizikçi Otto Kornei ile çalışmaya başladı.
22 Ekim 1938’de gerçekleştirdikleri deneyde kükürt kaplı bir çinko levha kullandılar. Levhanın yüzeyini ovalayarak statik elektrikle yüklediler. Ardından üzerine mürekkeple “10-22-38 ASTORIA” yazılmış saydam bir cam yerleştirip levhayı güçlü bir ışığa tuttular.

Işığın ulaştığı bölgelerde elektrik yükü azaldı; yazının gölgelediği bölgelerde ise yük kaldı. Daha sonra levhanın üzerine ince bir toz serptiler. Toz parçacıkları yalnızca elektrik yükünün korunduğu alanlara yapıştı. Ortaya çıkan görüntüyü mumlu bir kâğıda aktarıp ısıtarak sabitlediler. Sonuçta kâğıtta okunabilen bir ifade vardı: 10-22-38 ASTORIA
Carlson başlangıçta yöntemine elektrofotografi adını verdi. Daha sonra bu yöntem, Yunancada “kuru” anlamına gelen xeros ile “yazmak” anlamındaki graphein sözcüklerinden türetilen kserografi adıyla tanındı.
Şirketler Carlson’ın Buluşunu Neden Reddetti?
İlk başarılı deneyini gerçekleştirmek, Carlson’ın önündeki sorunların yalnızca başlangıcıydı. Elindeki yöntem çalışıyordu ancak kullanımı kolay, güvenilir ve seri üretime uygun bir makineye dönüşmesi gerekiyordu.
Bunun için büyük miktarda para, mühendislik desteği ve uzun yıllar sürecek araştırma gerekiyordu. Carlson, 1939’dan itibaren buluşunu geliştirebilecek şirketlerle görüşmeye başladı.IBM, General Electric, RCA ve Eastman Kodak gibi büyük şirketlerin de aralarında bulunduğu yirmiden fazla kuruluş Carlson’ın önerisini reddetti.
Carlson’ın aradığı destek 1944’te geldi. Ohio merkezli kâr amacı gütmeyen araştırma kuruluşu Battelle Memorial Institute, buluşun potansiyelini fark ederek Carlson ile anlaşma yaptı. 1947’de Battelle, New York’un Rochester kentinde fotoğraf kâğıdı üreten küçük bir şirket olan Haloid Company ile anlaşma yaptı
Şirket, “elektrofotografi” adının fazla teknik olduğunu düşünerek daha akılda kalıcı bir ad aramaya başladı. Sonunda yönteme kserografi, bu yöntemle üretilen ürünlere ise Xerox adı verildi.

Yıllar süren çalışmaların ardından Haloid, 1959’da Xerox 914’ü tanıttı. Adını, kopyalayabildiği en büyük kâğıt boyutu olan 9 × 14 inçten alan bu makine, düz kâğıda otomatik olarak kopya çıkaran ilk başarılı ofis fotokopi cihazıydı.
Xerox 914 kısa sürede olağanüstü bir ticari başarı kazandı. Küçük bir fotoğraf kâğıdı üreticisi olan Haloid, birkaç yıl içinde dünyanın en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinden biri hâline geldi. Şirket 1958’de Haloid Xerox, 1961’de ise yalnızca Xerox Corporation adını aldı.
Sonuç Olarak
Xerox’un başarısı Carlson’ı oldukça zengin bir insan yaptı. Ancak uzun yıllar maddi sıkıntılar içinde yaşamış olan mucit, kazandığı parayı gösterişli bir yaşam sürmek için kullanmadı.
Carlson yaşamının son yıllarında servetinin büyük bölümünü eğitim, bilim, insan hakları ve yardım kuruluşlarına bağışladı. Smithsonian Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi, bağışlarının toplam değerinin yaklaşık 100 milyon dolara ulaştığını belirtmektedir.
Carlson 19 Eylül 1968’de, 62 yaşındayken hayatını kaybetti. Buluşunun ticari başarıya ulaşmasını görebilmişti. Ancak fotokopi teknolojisinin ilerleyen yıllarda dünya genelinde ne kadar yaygınlaşacağını görmeye ömrü yetmedi. Bugün Carlson, kserografik baskının ve modern fotokopi teknolojisinin öncüsü olarak anılmaktadır.
Göz atmak isterseniz: Buluşlarıyla Milyonlarca Hayat Kurtaran 5 Bilim İnsanı
Kaynaklar ve ileri okumalar
- This Is The First Xerox Copy Ever Made. Yayınlanma tarihi: 22 Ekim 2013; Bağlantı: https://www.businessinsider.com/
- “Invention of Xerography”. yayınlanma tarihi: Ekim 2003; Bağlantı: https://www.aps.org/
Matematiksel



