Tarih

Buluşlarıyla Milyonlarca Hayat Kurtaran 5 Bilim İnsanı

Bilim tarihi söz konusu olduğunda belli başlı isimler ön plana çıkar. Bu nedenle hepimiz Einstein, Newton gibi isimleri çok iyi biliriz. Ancak nadiren milyonlarca insanın hayatını koruyan şeyleri yapan/keşfeden kişileri tanırız. Hayat kurtarmadan bahsedildiği zamanlarda akla ilk gelmesi gereken elbette doktorlar olur. Bu yazı da buluşları ile yaşantımızı iyileştiren beş tanesini ele alacağız. Ancak milyonlarcasına büyük bir teşekkür borçlu olduğumuzu hatırlayalım.

Edward Jenner (1749-1823)

Bilinen ilk aşı, 1796 yılında bilim insanı Edward Janner‘in ineklerde görülen çiçek hastalığı virüsünden elde ettiği bir maddeyi 8 yaşındaki bir çocuğa enjekte etmesi ile gerçekleşmiştir.

Genellikle ‘İmmünolojinin Babası’ olarak adlandırılan Jenner, 18. yüzyılda yaşamış bir İngiliz bilim insanı ve doktordu. Kendisi yaşadığı dönemlerdeki en yaygın ve can alan hastalık olan çiçek hastalığı ile ilgili araştırmaları ile tanınır. Araştırmaları sonucu çiçek hastalığına aşı bulan Jenner aynı yıl köyünde baş gösteren çiçek hastalığı salgını karşısında çocuklar üzerinde aşısını denemiş ve olumlu sonuçlar aldığını ispat etmiştir. Daha sonra 1796’da buluşu ile ilgili ayrıntılı bir rapor yayımlamıştır. Buluşu gerek Avrupa’da gerek ise Amerika’da ilgiyle karşılanmış ve benimsenmişse de dönemin tıp bilginleri aşıya karşı çıkmışlardır.

Elde edilen sonuçların başarısı sebebi ile 1870 yılına gelindiğinde binlerce insan aşılanmıştır. Daha sonraki yıllarda çiçek aşısı İngiltere’nin dışında da yaygınlaşmıştır. Bugün ise tüm dünyada kullanılmaktadır. Onun immünoloji alanındaki çalışmalarının, Dünya’daki herhangi bir insanın çalışmasından daha fazla hayat kurtardığı da söylenir.

Jonas Salk (1914-1995)

Jonas Edward Salk

1940’lar ve 50’lerde Amerika’da yaz mevsimi, birçok ebeveyn için bir endişe zamanı oluyordu. Çünkü binlerce insanın çocukları, herkesin iyileşemediği çoğunluğun sakat kaldığı bir hastalık ile enfekte olduğu bir mevsimdi. 1952 yılında Amerika’daki salgın, ülke tarihinin en büyük salgınıydı. O yıl bildirilen yaklaşık 58.000 vakadan 3.000’in üzerinde çocuk öldü ve 20.000’den fazlası felç oldu. Amerikalı bir virolog ve tıp araştırmacısı olan Jonas Salk bu korkunç hastalığa karşı bir panzehir bulan ilk kişiydi. İlk çocuk felci aşısı testi 1952’de başladı. Salk aşının ilk denemelerini kendi çocukları üzerinde gerçekleştirdi. Bu yaklaşımı kamuoyunda büyük bir takdir gördü. Sonucunda yaklaşık 1.8 milyon çocuk aşılandı.

Çocuk felci aşı çalışmaları sonucunda aşının patentini alıp almayacağı konusunda sorulan bir soruya Jonas Salk “Bu aşı insanlığa ait, patenti yok diyebilirim. Güneşin patentini alabilir misiniz?” diyerek karşılık vermişti. Aşının patentini almayarak 7 milyar dolar gibi bir parayı elinin tersiyle bir kenara iten Jonas Salk, bir bilim insanının tutkusunun yalnızca insanlığa hizmet olması gerektiğini ortaya koymuştur.

Ronald Ross (1857-1932)

İlk Nobel ödüllü İngiliz bilim insanı olan Sir Ronald Ross, sıtma üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. Bir sivrisineğin mide-bağırsak sisteminin sıtma parazitini içerdiğini keşfetmiş ve sivrisineklerle sıtma arasındaki bağlantıyı kurmuştu. 1902’de Nobel Ödülünü bu çalışması ile almıştır. Sıtmanın Anofel cinsi sivrisinekler tarafından aktarıldığını keşfetmesi sayesinde hastalık ile mücadelenin temelleri atılmıştır.

Alexander Fleming ( 1881- 1955)

Alexander Fleming

1. Dünya Savaşı sırasında enfeksiyondan ölen askerlerin sayısı savaşarak ölenlerden fazladır. Bunun nedeni hastalığa yol açan bakterilerdir. İskoç farmakolog, biyolog ve botanikçi Alexander Fleming tarafından keşfedilen penisilin tıp alanında yeni bir çağı başlatmıştır. Bu keşif tamamen tesadüfen gerçekleşmiştir.

Alexander Fleming, Londra’daki laboratuvarından birkaç günlüğüne uzaklaşmıştı. Bakteriyolog üzerinde çalıştığı stafilokok bakterilerini ürettiği birkaç tabağı açıkta bırakmıştı. Geri dönüp eski bakteri tabaklarını ortadan kaldırmaya başladığında gözüne bir şey ilişti. Bir bakteri tabağında bakteri yetiştirmek için kullanılan jelin üzerinde kara bir küf oluşmuştu. İlginç olan nokta, küfün bulunduğu bölgede bakterilerden olmamasıydı. Bu da küfteki bir şeyin bakterileri öldürdüğünü gösteriyordu. Bir dizi testten sonra Fleming, Penicillium notatum olarak teşhis ettiği küfün antibiyotik özellikleri olan ve önceden bilinmeyen bir madde salgıladığını kanıtladı. Fleming bu maddeye “penisilin” adını verdi.

Frederick Banting (1891-1941)

Kanadalı bir doktor ve bilim adamı olan Frederick Banting, 1920’de diyabetin nedenini keşfetti. Bu sayede de yüzyıllardır doktorların kafasını karıştıran tıbbi bir gizemi çözdü. Kendisi pankreas salgılarının diyabet semptomlarını tedavi etmenin anahtarı olabileceğini fark etti. Fikirlerini karbonhidrat metabolizması konusunda bir uzman olan John Macleod ile paylaştı. Mayıs 1921’de Banting ve Best köpekler üzerinde deneyler yapmaya başladı. Bazı köpeklerin pankreasını çıkardılar ve diğerlerinin pankreas kanalını bağladılar. Pankreası tamamen alınan köpeklerde beklendiği gibi diyabet gelişti. Ancak kanalları bağlanan köpeklerde gelişmedi. Bu köpeklerde sindirim salgıları üreten pankreas hücreleri dejenere olurken, Langerhans adacıkları zarar görmedi. Aksine, Langerhans adacıkları diyabetin oluşmasını engelleyen salgıları üretti.

Sonunda bir diyabetik köpeği hayatta tutmayı başardılar. Bu insülün hormonunun gelişmesi için gerek yolu açtı. Uzun süren çalışmalar neticesinde 14 Kasım 1921’de “The Effects Produced on Diabetes by Extracts of Pancreas” adlı makale yayınlandı. Nobel komitesi 1923 Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü Banting ve Macleod’a ortaklaşa verdi. Günümüzde 14 Kasım bu nedenle, Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır. 

Çeviri kaynağı: 5 Scientists Who Saved Millions of Lives With Their Inventions; https://www.scienceabc.com

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu