Hipokrat Epilepsiyi Neden Kutsal Hastalık Olarak Tanımlamıştı?

Klasik Yunan tıbbı hakkındaki bilgimiz, Hipokrat tarafından yazılmasa bile onun adıyla anılmakta olan bir yazı koleksiyonundan gelir. Hipokrat külliyatındaki en eski eserlerden biri, Kutsal Hastalık başlıklı bir eserdir. Bu kitapta adı geçen kutsal hastalık ise epilepsi diğer adıyla da saradır. Ancak yazar epilepsinin başka herhangi bir hastalıktan daha kutsal veya ilahi olmadığını, doğal bir nedeni olduğunu notlarında özellikle belirtir.

Epilepsi sözcüğü Yunanca “tutmak, yakalamak” anlamına gelen epilepsia’dan gelmektedir. Kutsal hastalık olarak tanımlanmasının nedeni de Hipokrat öncesi dönemde bu duruma kötü ruhların, şeytanların veya cinlerin yol açtığı düşünülmesiydi. Bunun sonucunda da bu hastalığa yakalananlar soluğu doktorlar yerine tapınaklarda aramaktaydı. Soruna ilk bilimsel yaklaşım ise MÖ 400’lü yıllarda Hipokrat tarafından yapılacaktı.

Her ne kadar tanımlamaları günümüz modern yaklaşımına benzemese de kitapta epilepsinin cinlerden ve şeytanlardan kaynaklanmadığını, aksine bir beyin hastalığı olduğunu ve mutlaka ilaç ve diyetle tedavi edilmesi gerektiği belirtilmekteydi. Bu kitabın yazarı zamanının hurafelerine savaş açan, rasyonel veya bilimsel tıp dediğimiz şeyin günümüze ulaşan en eski savunucularından biridir.

Epilepsi Nedir? Kutsal Bir Hastalık Olmadığını Nasıl Anladık?

Epilepsi aslında uzunca bir süre tıbbın dışında kaldı. Hastalığın tedavisi için uzun süre okutma, sihir, kurşun dökme gibi yöntemlerin çözüm olduğuna inanılmaktaydı. Lanetli olduğu düşünülen hastalar ise toplum dışına itildi. Kötü ruhların çıkması için bazı hastaların kafatasında delikler açıldığı da bilinmektedir.

Bu konuda Hipokrat’tan sonraki ilk bilimsel yaklaşım 17. yüzyılda İngiliz doktor Thomas Willis tarafından yapılacaktı. Kendisi Pathologicae cerebri adlı eserinde epilepsinin nedenleri hakkında bilimsel bir yaklaşım geliştirdi. 19. yüzyılın sonlarında John Hughlings Jackson hastaları ayrıntılı inceleyerek epilepsinin anlaşılmasını kolaylaştırdı. Epilepsiyi “sinir dokusunun ara sıra gelen düzensiz ve aşırı boşalımı” şeklinde tarif etti.

Günümüzde epilepsinin, hasarlı beyin hücreleri tarafından üretilen anormal elektrik sinyalleri nedeniyle tekrarlayan nöbetlere neden olan uzun süreli (kronik) bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu hastalık beyin hücrelerinde kontrolsüz elektriksel aktivite patlamasına neden olur. Bunun sonucunda da nöbetler ortaya çıkar.

Ancak farklı tipte nöbetler vardır. Kimi nöbetler ağızda köpürme, dişlerin kenetlenmesi gibi oldukça belirgindir. Bununla birlikte kimi durumlarda semptomlar neredeyse fark edilmeyecek kadar hafif olabilmektedir. Nöbetlerin ne zaman ve nerede geleceği bilinmediğinden hastaların yaşam kalitesi olumsuz etkilenir.

Herkes epilepsi geliştirebilir. Epilepsi, her yaştan hem erkekleri hem de kadınları etkiler. Ancak her nöbetin mutlaka epilepsi anlamına gelmediğinin bilinmesi, unutulmaması gereken önemli bir noktadır. Epilepsi dışındaki nedenlerden kaynaklanan nöbetler de olabilir. Ayrıca tek bir nöbet geçirmeniz epilepsi hastası olduğunuz anlamına gelmez.

Epilepsi Neden Kaynaklanır?

Beyin ve sinir sistemi insan vücudunun en karmaşık yapısıdır ve milyarlarca hücrenin oluşturduğu bir iletişim ağıdır. Nöronlar kendi aralarında devreler şeklinde bağlantılar yaparlar ve birbirleri ile sürekli iletişim kurarlar. Epilepsinin temelinde, beyin hücrelerindeki elektriksel etkinliğin kontrol edilmesindeki sorunlar yatar. Bu sorunlar, beyindeki bir grup nöronun ani ve beklenmedik şekilde geçici elektriksel deşarjları sonucu ortaya çıkar.

Epilepsi durumu olan insanların yaklaşık yarısında tanımlanabilir bir neden yoktur. Diğer yarısında, durum çeşitli faktörlerle ilişkilendirilmektedir. Bunlar arasında genetik, kafa travması, enfeksiyonlar ve gelişimsel bozukluklar gibi durumlar yer almaktadır.

Beynin elektriksel deşarjın olduğu bölgesindeki işlevlerine göre epilepsi nöbetlerinin yansıması farklı olacaktır. Örneğin deşarjın olduğu bölgede kas hareketleri kontrol ediliyorsa nöbetler kas kasılması şeklinde görülecektir. Beynin görsel olayların kontrol edildiği enseye bakan bölgesinde deşarjlar oluyorsa nöbetler görsel halüsinasyonlar biçiminde olur.

Sonuç Olarak;

Hipokrat’tan bu yana beyindeki anormal elektrik boşalımlarını kontrol altına almak için çok yol kat edildi. En azından bunun artık kutsal bir hastalık olmadığını biliyoruz. Ancak ne yazık ki milyarlarca sinir hücresinden oluşan insan beynindeki anormal elektrik deşarjlarını kontrol etmek kolay bir iş değildir. Tüm epilepsi tiplerini tedavi edecek tek bir ilaç henüz yoktur. Ancak günümüzde epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlarla yüksek oranda başarı elde edilmektedir.

Epilepsinin moleküler mekanizması günümüzde büyük oranda bilinmektedir. Her ne kadar önümüzde almamız gereken yol olsa da her geçen gün hedefe yönelik etkin tedavilerinin sayısının artması süreçten umutlu olmamızı sağlıyor.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz