Eğitim Bilimleri

Jean Jacques Rousseau ve Bir Eğitim Ütopyası – Emile

Jean Jacques Rousseau (1712 – 1778), yaşadığı çağda gerek siyaset teorisinde gerekse eğitim felsefesinde ortaya attığı görüşlerle birçok felsefeci ve düşünüre esin kaynağı olmuştur. Rousseau eğitime dair düşüncelerini ve eğitim anlayışını ayrıntılı ve sistemli olarak ‘Emile’ adlı bu kitabında belirtmiş ve bu kitap Fransız Devriminin temellenmesi aşamasında önemli rol oynamıştır. Rousseau’nun inancı, insanların temelde iyi doğduğu, ancak toplum tarafından yozlaştığı yönündeydi. Özellikle şehir hayatında büyüyen çocuklar bu yozlaşmadan daha fazla etkilenmekteydi. Rousseau genel olarak özgürlüğe çok önem verirdi. Özgürlüğün de doğada mevcut olduğunu düşündüğünden dolayı eğitimin de doğal, özgür olması gerektiğini savunurdu. Rousseau’ya göre önemli olan; çocuğa, yargıları dayatmak, ezberletmek değil, tam tersine onun kendi yargılarının oluşmasına yardımcı olmaktı.

Emile 1765 yılında, ilk olarak Paris’te ve kısa bir süre sonra Amsterdam’da basıldığında, kitap Fransa’da derhal yasaklandı Jean-Jacques Rousseau tutuklanmamak için ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Kaynak: http://www.iisg.nl/

Kitap, Emile adında hayali bir erkek çocuğu alarak onu yetiştirmesini konu edinmiştir. Emile beş bölümden oluşan bir kitaptır: Bunlar ilk çocukluk yıllarından itibaren yetişkinliğe dek Emile’in hayatının evrelerini, gelişme özelliklerini ve her evrede nasıl ‘iyi’ bir eğitim verilebileceğine dair önerilerin yer aldığı bölümlerdir. Rousseau’nun çocukların eğitimine ilişkin felsefi fikirleri çok riskliydi ve büyük bir kargaşa yarattı. Felsefesi de cinsiyet açısından tarafsız değildi.( Emile’deki felsefeler esasen sadece toplumdaki erkeklerle ilgiliydi. Ona göre iki cinsiyetin doğası başlangıçtan farklıdır. Bu onların eğitimindeki farklılıkları gerekli kılar. Rousseau’nun fikirleri bugünün toplumunda açıkça cinsiyetçi idi. )

Rousseau eğitimin bir süreç olduğuna inanıyordu. Dolayısıyla eğitim, herhangi bir özel aşama için, gelecekte bir durumda değil ama kendi içinde çeşitli süreçlerde anlam bulur. Jean Jacques Rousseau eğitimi 7 temel prensip üzerine oturtmuştur.

  • Çocukluğa özdeğerini verme: Çocukluk evresi başlı başına bağımsız bir süreçtir, yetişkinliğe geçiş için bir ön hazırlık zamanı değildir.
  • Çocukluğu araştırma: Çocukluk evresini araştırmadan ve insan hayatının başlangıcı olarak değerlendirmeden çocuğu sadece bir vatandaş olarak yetiştirmek doğru değildir. Çocukluk evresinde çocuk kendini fiziksel, düşünsel, duygusal olarak var etme sürecindedir ve bu süreç temel olduğu için çok önemlidir.
  • Negatif eğitim: Çocuk 12 yaşına gelene kadar ahlâk anlayışının çocuk eğitiminin içinde yer almaması gerekmektedir. Çünkü çocuğa aşılanan ahlâk anlayışı daha çok onu yetiştiren öğretmen veya eğitmenlerin bireysel anlayışı olacak ve çocuk kendi ahlak görüşünü olgunlaştıramadığı için toplum ahlaksızlaşacaktır.
  • Tecrübe ederek öğrenme: Rousseua’ya göre üç öğretmen vardır. Doğa, Toplum ve Olgu. Eğitmenin görevi bu üç aracın eşit bir şekilde eğitim içinde yer almasını sağlamak yani dengeyi oluşturmaktır. Öğretmen kesinlikle yetkisini çocuğa bir dikte aracı olarak kullanmamalıdır. Mecburiyet olarak öğrenilmesi gereken her şey, bir ihtiyaç olarak çocuğa kavratılmalıdır. Çocuk emirleri takip etmeyi değil insan olarak varlığını sürdürmeyi öğrenmelidir.
  • Yaşa uygun eğitim: Rousseau çocukluktan yetişkinliğe geçişi dört evre olarak tanımlar. Ön çocukluk (0-3 ), çocukluk (3-12), ön ergenlik (12-15 ), ergenlik (15-20 ). Ön çocukluk evresinde çocuğun keşif yeteneği ve gücünü oluşturması teşvik edilmelidir. Çocuklukta fiziksel gelişimi, taklit ederek öğrenme ilgisi, deneme-yanılma yoluyla öğrenmeye çalışma isteği, tecrübe etmesi desteklenmelidir. Ön ergenlik aşamasında algı ve mantığının güçlendirilmesi gerekir. Bu dönemde ahlâk kavramının oluşmasına baskı yapılmamalı ve çocuk karşılaştırma yöntemi ile ahlâk olgusunu edinmelidir. Ergenlik çağında kendisinin dışında başka kişi ve nesnelere sevgi hissetmeye başlayacaktır. Coşku, tutku, ihtiras ve buna benzer bir çok duyguyla bu yaşta tanışacağı için eğitmenin görevi çocuğa arkadaşlık etmek ve bu süreçte ona eşlik etme olacaktır. Eğitmen ergenlik çağında başkalarının acısını hissetmeyi çocukta ortaya çıkartmak ve bu duygunun gelişmesi için teşvik etmek yükümlülüğündedir.
  • Vatandaşlık eğitimi: Ergenlik sonrasında artık birey içinde bulunduğu topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmek için hazırdır. Ancak bunun öncesinde bireyin diğer ülkelere yolculuk yapması ve kendi toplumu ile yabancı toplumları kıyaslayarak, nerede ve nasıl yaşayacağına karar vermesi gerekir.
  • Din eğitimi: Yetişkin birey hangi dini seçeceğine yaşadığı tecrübelerden muhakeme ederek özgürce karar vermelidir.

Jean Jacques Rousseau bu kitabı ile çok eleştirilse ve hatalı bakış açıları olsa da eğitimsel teori ve pratiğe olağanüstü bir katkı sağladı. Kitabın ve felsefesinin detaylarına erişmek isterseniz bu yazıya göz atabilirsiniz. Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi; Şubat 2014 Cilt:3 Sayı:1 Makale No: 17 ISSN: 2146-9199; http://www.jret.org/

Matematiksel

Sibel Çağlar

7 yıl Kadıköy Anadolu Lisesinin devamında lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi İng. Matematik öğretmenliği üzerine tamamladım. Devamında 20 yıl çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.