Fizik

Deniz Kabuğunda Okyanusun Sesini Duyabilir miyiz?

Çocukken elinize bir deniz kabuğu alıp kulağınıza götürdüyseniz, içeriden gelen o tanıdık uğultuyu büyük olasılıkla siz de duymuşsunuzdur. Ses gerçekten de uzaktan gelen dalgaları, kıyıya vuran suyun sürekli uğultusunu andırır. Bu yüzden deniz kabuklarının okyanusun sesini içlerinde sakladığı düşüncesi oldukça çekicidir.

Ne var ki deniz kabukları geçmişte duydukları sesleri kaydetmez. Kulağımıza gelen uğultu da kabuğun içinde kalmış eski bir deniz sesi değildir. İşin ilginç yanı, aynı sesi duymak için bir deniz kabuğuna bile ihtiyacımız yoktur. Boş bir fincanı, geniş ağızlı bir bardağı hatta avucumuzu kulağımızın çevresinde uygun biçimde tuttuğumuzda benzer bir uğultu duyabiliriz.

Bunun nedeni çevremizin hiçbir zaman gerçekten sessiz olmamasıdır. Bilgisayarın fanı, uzaktaki trafik, havalandırma sistemi, konuşmalar, rüzgâr ve farkına bile varmadığımız başka birçok kaynak sürekli olarak ses üretir.

Her zaman çevremizde bir ortam gürültüsü vardır. Kabuk da yapısı nedeniyle bu ortam gürültüsünü yakalar ve sesi farklı frekanslara çevirerek iletir.

Normalde beynimiz bu arka plan gürültüsünün büyük bölümünü önemsemez. Fakat kulağımızın çevresine bir deniz kabuğu yerleştirdiğimizde seslerin kulağımıza ulaşma biçimi değişir. İşte “okyanusun sesi” dediğimiz uğultu da burada ortaya çıkar.

Deniz Kabuğundan Neden Uğultu Gelir?

Ses, havadaki basınç değişimlerinin dalgalar hâlinde yayılmasıdır. Bu dalgalar deniz kabuğunun açıklığından içeri girdiğinde, kabuğun sert ve kıvrımlı iç yüzeylerinden yansır. Kabuğun içindeki hava boşluğu da bu sürecin bir parçası hâline gelir.

Ancak kabuk çevredeki bütün sesleri aynı ölçüde belirginleştirmez. Biçimi ve büyüklüğü nedeniyle bazı frekanslara diğerlerinden daha güçlü tepki verir. Başka bir deyişle kabuk, çevrede zaten bulunan geniş frekans aralığındaki seslerden bazılarını öne çıkarırken bazılarını geri planda bırakır.

Dışarıdan kabuğa ses girdiğinde kabuk içerisinde etrafa çarpar, bu da işitilebilir bir ses oluşturur. 

Bu olaya rezonans denir. Bir sistem dışarıdan gelen titreşimlere belirli frekanslarda daha güçlü tepki verdiğinde rezonans ortaya çıkar. Deniz kabuğunun içindeki hava da kabuğun geometrisine bağlı belirli rezonans frekanslarına sahiptir. Çevredeki gürültünün bu frekanslara yakın bileşenleri kabuğun içinde daha belirgin hâle gelir ve kulağımıza ulaşır.

Bu nedenle duyduğumuz ses, kabuğun yeni frekanslar üretmesinden ya da mevcut sesleri başka frekanslara dönüştürmesinden kaynaklanmaz. Kabuk, zaten çevrede bulunan ses tayfını değiştirir. Bazı frekansları vurguladığı için sıradan arka plan gürültüsü kulağımıza daha düzenli, sürekli ve deniz uğultusuna benzer bir ses olarak gelir.

Üstelik her deniz kabuğu aynı sesi çıkarmaz. Büyük bir kabukla küçük bir kabuğun iç hacmi, açıklığı ve geometrisi farklıdır. Dolayısıyla öne çıkardıkları frekanslar da değişir. Bir kabuğu kulağınızdan biraz uzaklaştırmak ya da farklı bir açıyla tutmak bile duyduğunuz sesin tonunu değiştirebilir.

Peki Duyduğumuz Ses Kanımızın Akışı Olabilir mi?

Deniz kabuğundaki uğultu için sık karşılaşılan açıklamalardan biri, aslında kendi kan dolaşımımızı duyduğumuzdur. Ancak bu açıklama gözlemlerle pek uyuşmaz. Eğer sesin temel kaynağı kan akışı olsaydı, kulağımıza yaklaştırdığımız kabuğun biçimini veya büyüklüğünü değiştirdiğimizde sesin karakterinin bu kadar belirgin biçimde değişmesini beklemezdik.

Benzer biçimde sesin kabuğun içine giren havadan kaynaklandığı da söylenir. Fakat rüzgâr olmayan kapalı bir odada da aynı uğultuyu duyabiliriz. Bu da hava akımının temel neden olmadığını gösterir.

Asıl kaynak çevredeki seslerdir. Bunu test etmenin en iyi yolu, ortam gürültüsünü mümkün olduğunca azaltmaktır. Akustik araştırmalarda kullanılan yankısız odalar, dışarıdan gelen sesleri büyük ölçüde engeller ve yüzeylerden gerçekleşen ses yansımalarını en aza indirir. Böyle bir ortamda deniz kabuğunu kulağınıza götürdüğünüzde alıştığınız güçlü uğultuyu duymazsınız.

Burada küçük bir paradoks ortaya çıkar. Eğer bir deniz kabuğunu sahilde kulağınıza götürürseniz, çevredeki arka plan gürültüsünün bir bölümünü gerçekten dalgalar oluşturur. Yani kabuğun içindeki uğultuya denizin gerçek sesi de karışır. Bu açıdan bakınca, sahilde bir deniz kabuğunu kulağınıza götürdüğünüzde gerçekten de bir miktar denizi dinliyor olursunuz.

Ama kabuğun yaptığı şey, o sesi içinde saklamak değil; o anda çevrede bulunan sesleri kendi biçimine göre süzüp bazı frekansları belirginleştirmektir. Okyanusu andıran uğultunun sırrı da tam olarak burada yatar.

Okuma Önerisi: Dünyanın En Sessiz Yeri ve Daha da Sessiz Olanı Nedir?


Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir