Lillian Gilbreth: Endüstri Mühendisliğinin 12 Çocuklu First Lady’si

Lillian Moller Gilbreth, şaşırtıcı sayıda ilklere imza attı. 1935’te Purdue Üniversitesi’nde mühendislik okulunda profesör olan ilk kadındı. Ulusal Mühendislik Akademisi’ne seçilen ilk kadındı. Aynı zamanda mühendislerin insanlığa üstün kariyer dışı hizmetleri için verilen Hoover Ödülü’nü alan ilk kadındı.

Gilbreth’in birçok başarısına rağmen şaşırtıcı bir ebeveyndi. Kendisi aynı zamanda 12 çocuk annesiydi. Lillian Gilbreth’in hayatı gerçekten film gibiydi. O seçkin bir endüstriyel psikolog, mühendis ve mucitti. Uygulamalı psikolojinin ilk savunucularından biriydi. Ergonomi, endüstriyel/örgütsel psikoloji gibi başladığında adı bile olmayan bir dizi alanda araştırmalara öncülük etti.

Kariyeri boyunca, bazıları kocasıyla, bazıları kendi başına olmak üzere çok sayıda kitap ve makale yayınladı. Eserlerini çocukları uyurken geceleri kaleme aldı. Kitaplarında iş hayatında önerdiği verimlilik yöntemlerinin ev hayatında da kullanılabileceğini gösterdi. Böylece bilim insanı olmanın ötesine geçip saygı duyulan ve rol model olarak anılan biri haline gelmiştir.

Günümüzde kullandığımız pratik ev içi aletlerin bir çoğu onun bu çalışmalarının neticesinde ortaya çıkmıştır. Ebeveynlik ve kariyer seçimi arasında sıkışıp kaldıysanız, bu başarılı kadını ve sevimli ailesini biraz daha yakından tanımalısınız.

Gilbreth, kendisi yapmasa da, ev işinin karşılığı ödenmemiş bir emek olduğunu düşünüyordu. 1920’lerde bu emeği en aza indirgemek için çalışmalar yapmaya başladı. Günümüzde kullandığımız pratik ev içi aletlerin bir çoğu onun bu çalışmalarının neticesinde ortaya çıkmıştır.

Kısaca Lillian Moller Gilbreth

Lillian Evelyn Moller, 1878’de California, Oakland’da 9 çocuğun en büyüğü olarak doğdu. Lisede başarılı olduktan sonra üniversiteye gitmesine izin vermesi için babasını ikna etmek zorunda kaldı. Lisans derecesini Berkeley’deki California Üniversitesi’nden aldı ve California Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde konuşan ilk kadın oldu. Sonunda psikoloji alanında doktora derecesi aldı ve endüstriyel verimliliği artırmak için psikolojik ilkeleri kullanma kılavuzu olarak “Yönetim Psikolojisi” adlı tezini yayınladı.

1902’de doktora yapmaya başladı. Ancak bu plan, 1904’te Lillian ile Frank Gilbreth ile tanışıp evlendiğinde değişti. Frank Gilbreth, ısrarla büyük bir aile istiyordu. Bu durumda, Lillian kariyerini büyük bir evin yönetimiyle birleştirip birleştiremeyeceğine karar vermek zorundaydı.

Lillian Moller Gilbreth;

Ancak Frank Gilbreth, büyük bir aile arzusunun karısının kariyer hedeflerinin önüne geçmesini istemedi. Sonunda onu uygulamalı psikoloji alanındaki çalışmalarına devam etmeye ikna etti. Lillian Gilbreth, Brown endüstriyel psikoloji alanında 1915’te doktorasını tamamladı. Doktora tezi The Psychology of Management (1914) adlı bir kitap olarak yayınlandı. Lillian Gilbreth’in kocasından bağımsız olarak yazdığı dört kitaptan ilkiydi. Kitabında çalışanların makine ya da robot değil duyguları olan ve birbirinden etkilenen insanlar olduğuna dikkat çekmişti.

Lillian Moller Gilbreth ve Onun Büyük Ailesi

 Frank [en solda] ve Lillian [en sağda] Gilbreth 11 çocuklarıyla birlikte Mass, Nantucket Adası’ndaki yazlık evlerinde. Kaynak: https://spectrum.ieee.org/

Bu arada karı koca bir yönetim danışmanlık şirketi olan Gilbreth Inc’i kurdular. Yönetim danışmanları olarak verimlilik teknikleri geliştirmeye başladılar. Aileye büyümeye başladıkça aynı verimlilik teknikleri aile yaşamını yönetmede de kullanılmaya başlandı. Gilbreth ailesinin ev ortamı, daha sonra çocukları tarafından kaleme alınan Cheaper by the Dozen (1948) adlı kitapta detaylı olarak anlatılmıştır.

Çalışmalarında, bilimsel yönetime insani bir yaklaşımı vurgulamıştı. Gilbreth, çalışma hayatında insana insan gibi muamele yapılması gerektiğini söyleyen öncülerden biri olarak tanınmaktadır. Fikirleri endüstri mühendisliği bölümlerinin müfredatını geliştirmeye yardımcı olmuş ve hangi iş türünde hangi insanların daha başarılı olacağına dair düşünülmesi gerektiğini fark ettirmiştir.

Lillian Gilbreth’ın kocasıyla gelişen işbirliği, 1923’te Frank Gilbreth’ aniden öldüğünde sona erdi. Lillian Gilbreth, bir danışmanlık mühendisi ve yönetim uzmanı olarak çalışmaya devam etti. Kennedy ve Johnson dönemlerinde ABD başkanlarına danışmanlık da yapan Lillian Moller Gilbreth, sivil savunma, engellilerin rehabilitasyonu ve kadınlara yönelik ürünlerin geliştirilmesi gibi birçok konuda yeni fikirlerin gelişmesine katkı sağladı.

Lillian Moller Gilbreth’in Zaman Yönetimi Stratejileri

Evleri onların ofisi ve laboratuvarı olmuştu. Çocukları, çalışmaları kapsamında tüm aile içi sorumlulukları paylaştılar. Bunlar tüm rutin ev işlerini kapsıyordu. Bir işi daha verimli ve daha kısa sürede nasıl yapacaklarını belirlemek için sürekli olarak çalışmalar yapıyorlardı. Her çocuk için yaşa uygun ev işleri çizelgeleri oluşturulmuştu. Daha akıllı değil, daha akıllıca çalışın” ifadesini biliyorsanız, Frank ve Lillian’ın peşinde olduklarını tam olarak buydu.

Yıllar boyunca Gilbreth, Bryn Mawr Koleji, Newark Mühendislik Koleji ve Rutgers Üniversitesi’nde psikoloji ve yönetim dersleri verdi. Gilbreth, 70 yaşında emekli oldu, ancak 80’li yaşlarına kadar çalışmaya devam etti. Johnson&Johnson gibi kadın odaklı faaliyet gösteren firmalarda hem işletme süreçlerinin iyileştirilmesine hem de savaş dönemi gibi zor bir süreçte ürün pazarlamasına katkı sağladı. Çalışmalarını tek bir yazıda toparlamanın mümkün olmadığı bu öncü kadın bizlere hem anne hem de başarılı bir bilim insanının nasıl olabileceği konusunda önemli ipuçları verdi.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Matematiksel

Fatma İnce

Son günlerde doğrusal olup olmadığı tartışılan zaman kavramı, telafisi mümkün olmayan en kıymetli kaynaklarımızdan biri olarak, bizi hayata geliş amacımızı bulmak için zorlamaktadır. Günlük hayatın koşuşturması içinde hızla akıp giden hayat, sınırlı bir süre içinde keşfedilmesi gereken birçok fırsatı aynı anda sunmaktadır. Hayatı keşfederek ve hakkını vererek yaşayabilmenin en önemli anahtarlarından biri kendinizi tanımaktır. Bu nedenle, her şeye ve herkese vakit ayırırken en kıymetli varlığımızı ihmal etmemek için kendimize yatırım yapmamız gerekmektedir. Bilgi birikimi artırmak ve bunu isteyen kişilerle paylaşmak kişinin kendisini geliştirerek başkalarına fayda sağlayabilmesinin en güzel yöntemlerinden biridir. Bu nedenle, belirli bir süreyi kapsayan yaşamın her anının farkında olmak yani farkındalık her şeyin başlangıcıdır. Kişisel farkındalık ve kendini keşfetme sürecinde bilgi alışverişi yaparak bu serüveni benimle paylaşmanız dileğiyle, iyi okumalar…
Başa dön tuşu