DOĞA BİLİMLERİ

İklim Değişikliği İle İlgili En Çok Karşılaşılan 10 Efsane

1800’lerden bu yana gezegenimiz yaklaşık 1 derece ısındı. Kulağa önemsiz geliyor, değil mi? Ancak birkaç derece büyük fark yaratır. Ortalama sıcaklık birkaç derece düşecek olursa bile buzul çağı başlayabilir. Birkaç derece ısınırsa da buz örtüsü erimeye başlar. İklim değişikliği, binlerce yıllık varlığı boyunca insan uygarlığının karşılaştığı en büyük varoluşsal tehdittir. Asıl endişe uyandıran şey ise değişimin niceliğinden ziyade hızıdır. Geçtiğimiz 100 yıl içinde sıcaklık artış hızı neredeyse ikiye katlandı. Bu da bir şeylerin yolunda gitmediğinin kanıtı. Sonuç olarak durum endişe verici. Bunun sonucunda da iklim değişikliği hakkında çok fazla bilgi ve efsane var. Ancak bunlardan bazıları yanlış bilgi ancak efsaneler. Kısaca göz atalım..

İklim değişikliği hakkında en sık karşılaşabileceğiniz 10 efsane ve neden yanlış oldukları

Efsane 1: “Dünyanın İklimi Her Zaman Değişmiştir. Bu Farklı Değil.”

Bir bakıma birinci kısım doğrudur. Dünyanın iklimi her zaman sürekli bir değişim halinde olmuştur. Ancak, bu değişiklik döngüseldir. Milankovitch döngüleri tarafından tarif edildiği gibi düzenli, öngörülebilir aralıklarla meydana gelir. Bu döngüler, Dünya’nın eğimindeki, dönüşündeki ve yörüngesindeki küçük değişikliklerin yüzey sıcaklığını ve ardından atmosferdeki sera gazı konsantrasyonunu nasıl etkilediğini açıklar. Ancak, şu anda olan şey tamamen farklı. Milankovitch döngüleri yüzlerce bin yıllık dönemleri tanımlarken, sıcaklıkların ve CO2 konsantrasyonlarının sadece birkaç yüz yıl içinde eşi görülmemiş seviyelere yükseldiğini görüyoruz.

Şekil 1: Sıcaklık artışı, CO2 konsantrasyonu ve zamanla deniz seviyesi yükselmesi (Görsel: John Englander)

Efsane #2: “Dışarısı Soğuk O halde Küresel Isınma Gerçek Değil.”

Bu argüman, her yerin iklim değişikliğinden eşit şekilde etkileneceği şeklindeki yanlış varsayıma dayanmaktadır. Gerçekte, Dünya’nın kutupları gibi bazı bölgelerin ortalama sıcaklıkları, ekvatora yakın olanlardan çok daha fazla artacaktır. Elbette hala soğuk günler ve geceler olacak. Ancak, ortalama olarak, sıcaklıklar tüm dünyada artacak. Kuzey Kutbu’nun etrafında polar vorteks ya da kutup girdabı denen ve soğuk havayı hapseden dairesel rüzgârlar vardır. Girdabın uçları, ekvatordan sıcak hava getiren jet akımıyla etkileşime girer. Kuzey Kutbu ısındıkça bu mekanizma kararsızlaşır ve bu soğuk hava güneye iner. Bunun sonucunda da dondurucu kış soğukları yaşanır. Yani küresel ısınma bir yerde daha soğuk kışlar anlamına gelir.

Şekil 2: Sıcaklık değişimi dünya genelinde aynı değildir. Bilim insanları “küresel ısınma” yerine genellikle “iklim değişikliği” terimini kullanırlar. Çünkü iklim ayrı, hava durumu ayrı şeylerdir. Hava durumu, atmosferin kısa süreli durumunu anlatsa da iklim, uzun vadelidir.  (IPCC Special Report on Global Warming of 1.5 C,)

Efsane #3: “Küresel Isınmadan Güneş Sorumludur.”

Güneş her 11 yılda bir artan etkinlik dönemlerinden geçiyor. Bunlar, manyetik alandaki dalgalanmalar nedeniyle yüzeyi kasıp kavuran güneş lekelerine yol açıyor. Dahası, Dünya’nın yörüngesi de zamanla biçim değiştiriyor ve gezegenimizin eksen eğikliği mevsimlerin uzunluğunu ve şiddetini etkiliyor. 1970’lerde bazı bilim insanları küresel ısınmanın bu değişimler ile ilişkili olduğunu iddia etmişti. Fakat son yıllardaki ısınma eğilimi Güneş döngüleri ile örtüşmüyor. Son 35 yılda güneşten Dünya’ya çarpan enerji miktarı azalırken, sıcaklıklar hala yükseliyor.

Şekil 3: Güneş Etkinliği ve sıcaklıklar

Efsane #4: “İnsanlar Önemsiz Miktarda CO2 Salıyor. Küresel Isınmanın Sebebi Olamayız.”

BM IPCC’ye (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) göre, doğal süreçler her yıl yaklaşık 750 milyar ton CO2 salarken, 2018’de insanlar yalnızca 35 milyar ton daha sorumluydu. Bu sadece yaklaşık %4,5’tir, bu da sorunun temelinde insan olmadığı anlamına geliyor’. Pek değil. Sanayi çağı kadar yakın zamana kadar, Dünya’nın karbon döngüsü dengedeydi. Ancak günümüzde fosil yakıt kullanarak büyük miktarda CO2‘i atmosfere salıyoruz. Bu CO2‘in yaklaşık %85’i okyanuslar tarafından emiliyor. Bu da yıkıcı okyanus asitlenmesine yol açıyor. Sonucunda da aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi tüm sistemin dengesinin bozulmasına neden oluyor.

Şekil 4: 800.000 yıl öncesinden bugüne atmosferdeki CO2 konsantrasyonu (NQAA)

Mit #5: “Bütün Bilim İnsanları İklim Değişikliği Konusunda Hemfikir Değildir.”

Bu yanlış olmasa da, kesinlikle çok yanıltıcıdır. Farklı görüşlere ve art niyetlere sahip olanlar her zaman olacağından, %100 oybirliği olan çok az bilimsel konu vardır. Bununla birlikte araştırmalar bizlere, iklim değişikliği konusunda fikir birliğine varıldığını ve iklim uzmanlarının kabaca %97’sinin insanların küresel ısınmaya neden olduğu konusunda hemfikir olduğu göstermiştir.

Efsane #6: “Öyleyse ne? İklim Değişikliği O Kadar Kötü Değil.”

Uç hava olayları, kitlesel ölümler ve ekolojik yıkım ile birlikte hızla yükselen sıcaklıklar, orman yangınları ve yükselen deniz seviyeleri kulağa o kadar da kötü gelmiyorsa, belki de iklim değişikliğinin bazı dolaylı sonuçlarına bakmalıyız. Bunlar arasında küresel gıda kıtlıkları ve su krizleri, benzeri görülmemiş kitlesel göçler, daha sık görülen pandemiler, ilaca dirençli süper böcekler var. Geçmişiniz veya politik eğilimleriniz ne olursa olsun, bu kimsenin yaşamak isteyeceği veya gelecek nesillere geride bırakmak isteyeceği bir dünya değil.

Efsane #7: “Bu Konuda Yapabileceğimiz Hiçbir Şey Yok.”

Aslında, daha fazla iklim değişikliğini önlemek için yapabileceğimiz çok şey var. Çözüm basit: Sera gazı emisyonlarımızı azaltmamız gerekiyor. Ancak emisyonlarımızı ne kadar azaltmamız gerekiyor? 2018 raporunda IPCC, 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşma ihtiyacının altını çizdi. 1,5 °C’lik ısınmanın altında kalma şansına sahip olmak için (en iyi durum senaryosu), 2030’a kadar emisyonları her yıl yaklaşık %7,6 oranında azaltmaya başlamamız gerekiyor.

Efsane #8: “Yenilenebilir Enerji Çok Pahalıdır.”

Bu çok eski bir inançtır. Aslında, günümüzde yenilenebilir enerji, diğer herhangi bir enerji türünden daha ucuzdur. Ayrıca, fosil yakıt endüstrisinin dış maliyetlerini ve onu rekabetçi kılmak için kullanılan sübvansiyonları hesaba katarsanız, fosil yakıtların gerçek maliyeti yenilenebilir enerjiden çok daha yüksektir.

Efsane #9: “[Ülkenin Adını Buraya Girin] Sorun Onlar, Düzeltmeleri Gerekiyor!”

İklim değişikliği, hepimizi etkileyecek küresel bir sorundur. Her ulusun küresel ısınmada oynayacağı bir rolü vardır ve bu nedenle hepimiz bazı sorumlulukları paylaşıyoruz. Çin gibi bir ülkenin dünyadaki herhangi bir ülkeden daha fazla CO2 saldığı doğru olsa da, kişi başına emisyonları Avustralya veya ABD gibi ülkelerden çok daha düşük. Ortalama bir ABD vatandaşı, yılda ortalama Çin vatandaşından iki kat daha fazla CO2 yayar.

Bununla birlikte hedef göstermek, dünya çapında değişimi yönlendirmek için harcanması gereken zaman ve çabayı boşa harcar. İklim değişikliğinin sadece çevresel bir sorun değil, insani bir sorun olduğunu da unutmamalıyız. Küresel ısınma çoğunlukla gelişmiş ülkeler tarafından körüklense de, onunla daha az başa çıkabilen gelişmekte olan ülkeleri orantısız bir şekilde etkileyecektir. Basitçe söylemek gerekirse, küresel ısınmadan en az sorumlu olanlar, bundan en çok zarar görenler olacaktır.

Efsane #10: “Artık Çok Geç.”

İklim değişikliği ile ilgili efsane ve yalanlar arasında belki de en tehlikelisi bu. Asla çok geç değil. Bu efsaneleri göz önünde bulundurarak iklim değişikliğinin kontrolden çıkmasını önlemek istiyorsak hemen harekete geçmeliyiz. Daha sürdürülebilir ve çevreye duyarlı bir yaşam tarzı yaşamaya başlamak için kimsenin iznini beklemek zorunda değilsiniz. Değişimin bir parçası olmak için şu anda atabileceğiniz çok sayıda adım var.

Sonuçta tek bir gezegenimiz var. Eğer durup, iklim değişikliğinin etkilerini görmeyi beklersek çok geç kalmış olabiliriz. İklimsel değişim sadece bilim ile alakalı değildir. İşin içine ülkeler bazında siyaset de karışır. Dünyanın işleyiş tarzını değiştirmek zordur ancak en azından kendimizi değiştirmek için bir şeyler yapabiliriz.

Kaynak: 10 Myths About Climate Change; https://earth.org/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu