
İnsanlığı ırk, milliyet ya da kültür gibi kategorilere ayırarak düşünmeye alışkınız. Oysa bilimsel açıdan insanlık soy ağacı birbirine bağlıdır.
Konuştuğumuz dillere ya da ten rengimize bakılmaksızın hepimiz, Yangtze Nehri kıyısında pirinç yetiştirmiş, Ukrayna’nın bozkırlarında atları ilk evcilleştirmiş, Kuzey ve Güney Amerika ormanlarında dev tembel hayvanları avlamış ve Büyük Keops Piramidi’nin yapımında görev almış ortak ataları paylaşıyoruz.
İnsanlığın düşündüğümüzden çok daha sıkı biçimde birbirine bağlı olduğu fikri ilk bakışta şaşırtıcı gelecektir. Oysa tarihsel ve genetik veriler, bu bağlantının sandığımızdan çok daha yoğun olduğunu gösterir.
Örneğin ünlü oyuncu Christopher Lee, soyunu doğrudan Şarlman’a (Charlemagne) kadar izleyebilmişti. Ancak genetikçi Adam Rutherford’a göre bu durum aslında olağanüstü değildir. Avrupa kökenli insanların neredeyse tamamı zaten Şarlman’ın torunlarıdır.

Bunun temel nedeni, insanlık soy ağacının doğrusal değil, iç içe geçmiş bir yapı göstermesidir. Aynı kişiler farklı soy hatlarında tekrar tekrar karşımıza çıkar ve geçmişe doğru gittikçe bu hatlar birbirine bağlanır.
İnsanlık soy ağacının izini matematik yardımı ile hesaplamak
Soy ağacımızın dallarının geçmişe doğru sürekli birbirine karışması önemli bir sonuca yol açar: İnsanlar, sezgilerimizin düşündüğünden çok daha yakın akrabadır.
2004 yılında Douglas Rohde ve çalışma arkadaşları matematiksel modeller ve bilgisayar simülasyonları kullanarak bugün yaşayan insanların soy ağaçlarının ne kadar yakın geçmişte birleşebileceğini araştırdı. Sonuçları oldukça şaşırtıcıydı. Hesaplamalara göre bugün yaşayan herkesin en yakın ortak atası, MÖ 1400’den daha eski olmayan bir tarihte yaşamış olabilir. Hatta model, bu kişinin MS 55 kadar yakın bir tarihte yaşamış olabileceğini de gösteriyordu.
Başka bir deyişle, Antik Mısır Kraliçesi Nefertiti’nin yaşadığı dönemlerde, bugün dünyada yaşayan herkesin soy ağacında yer alan ortak bir insanın yaşamış olması oldukça mümkündür.

Daha da geriye gidildiğinde, araştırmacıların genetik izonokta adını verdiği bir eşiğe ulaşılır. Bu noktadan daha eski dönemlerde yaşamış ve soyunu günümüze kadar sürdürebilmiş bir kişi, ya bugün yaşayan herkesin ortak atalarından biridir ya da hiçbirimizin atası değildir.
Başka bir deyişle, yeterince geriye gittiğimizde farklı insan topluluklarının soy ağaçları artık birbirinden ayrı düşünülemez. Dallar tekrar tekrar kesişmiş ve büyük ölçüde ortak bir ata havuzunda birleşmiştir.
Avrupa kökenli insanlar için bu ortaklaşma daha yakın bir tarihte, yaklaşık MS 1000 civarında gerçekleşmiş görünüyor. Bu nedenle Şarlman gibi bu tarihten önce yaşamış ve soyu günümüze ulaşmış kişilerin bugün milyonlarca insanın ortak atası olması beklenmedik değildir.
Ortak Atamız Olması Aynı DNA’yı Taşıdığımız Anlamına Gelmez
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Bir kişinin soy ağacımızda yer alması, bugün hâlâ ondan DNA taşıdığımız anlamına gelmez. Çünkü DNA, her kuşakta anne ve babadan gelen parçaların yeniden karışmasıyla aktarılır. Kuşaklar ilerledikçe belirli bir atadan bize ulaşan DNA parçaları küçülür ve sonunda tamamen kaybolabilir.
Soy ağacımız ise farklı biçimde büyür. İki ebeveynimiz, dört büyükanne ve büyükbabamız, sekiz büyük büyükanne ve büyükbabamız vardır. Geçmişe gittikçe soy ağacımızda yer alan insanların sayısı hızla artar. Ancak genomumuz aynı hızla büyümez.
Buna rağmen genel tablo değişmez. Bugün yaşayan insanların soyları geçmişte tekrar tekrar kesişmiştir. Göçler, evlilikler ve nüfus hareketleri farklı toplulukları birbirine bağlamış, zamanla insanlığın ortak soy ağacını oluşturmuştur. Bu nedenle hiçbirimizin soyu tek ve yalıtılmış bir çizgiden ilerlemez. Hepimiz tarih boyunca birbirine bağlanmış çok daha geniş bir insanlık ağının parçasıyız.
Bu yüzden bir dahaki sefere birisinin kraliyet soyundan geldiğini söylediğini duyarsanız çok da etkilenmeyin. Yeterince geriye gittiğinizde sizin soy ağacınızda da kralların, çiftçilerin, tüccarların ve adı tarihe hiç geçmemiş sayısız insanın bulunması son derece olasıdır.
Tüm bunlar size hâlâ şaşırtıcı geliyorsa, sosyal ilişkiler açısından da dünyanın sandığımızdan küçük olduğunu hatırlayın: araştırmalar, insanlar arasındaki bağlantıların çoğu zaman yalnızca birkaç tanıdık üzerinden kurulabildiğini gösteriyor. Bu fikir, “ayrımın altı derecesi” olarak bilinmektedir.
Okumak isterseniz: Küçük Dünya Deneyi Ve Ayrımın Altı Derecesi: Birbirimize Düşündüğümüzden Daha Yakınız!
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Rohde, D., Olson, S. & Chang, J. Modelling the recent common ancestry of all living humans. Nature 431, 562–566 (2004). https://doi.org/10.1038/nature02842
- Derrida B, Manrubia SC, Zanette DH. On the genealogy of a population of biparental individuals. J Theor Biol. 2000 Apr 7;203(3):303-15. doi: 10.1006/jtbi.2000.1095. PMID: 10716910.
- Humans Are All More Closely Related Than We Commonly Think. Yayınlanma tarihi: Kaynak site: Scientific American. Bağlantı: Humans Are All More Closely Related Than We Commonly Think
Küçük Bir Not
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi artırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak, bilimin bütünsel yapısı itibarıyla diğer bilim dallarıyla ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı, sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak, ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca, yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



