Biyografiler

Şair, Filozof Ve Matematikçi: Ömer Hayyam

Bertrand Russell, History of Western Philosophy kitabında Ömer Hayyam’ı “hem şair hem de matematikçi olan tanıdığım tek adam” olarak tanımlar. Gerçekten de Ömer Hayyam (1048-1131) bir astronom, doktor, filozof ve matematikçiydi. Kendisi cebire olağanüstü katkılarda bulundu. Ancak Hayyam her matematikçi gibi dile ve edebiyata meraklı olmasaydı, nüktedan zeka dolu rubailerini üretmeseydi belki de bugün unutulup gitmiş olacaktı. Gerçekten de onun dörtlükleri günümüzde tüm dünyada matematiğe yaptığı katkılardan daha fazla bilinmektedir. Ömer Hayyam’ın yüzyıllar sonra Batı dünyasında tanınmasını ve belki de en çok okunan, en çok sevilen Doğulu yazar olmasını sağlayan yapıtıysa Rubaiyat’tır. Günümüzde bu çalışma, Ortaçağ İslam edebiyatının en önemli unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Rubaiyat’ın bu derece ünlenmesinin en önemli nedenlerinden biri de elbette büyük İngiliz ozan Edward Fitzgerald tarafından yapılan başarılı çeviridir. Bu çevirinin 1859 yılında Londra’da yayımlanmasının ardından tüm edebiyat dünyasının ilgisi Hayyam üzerinde yoğunlaşmıştır. 1892’de Londra’da onun adına bir kulüp kurulmuş, 1970’te ayın üzerindeki bir kratere, 1980’de yeni bulunan bir kuyruklu yıldıza adı verilmiştir.

Kısaca Ömer Hayyam’ın Hayatı

ömer hayyam
Rubiayat beş yüzden fazla dörtlükten oluşur. Dörtlüklerde din, doğa ve aşk temaları işlenmektedir. Eserde yer alan pek çok şiir iyi bir hayatın nasıl olması gerektiği, ölüme rağmen hayattan nasıl zevk alınabileceği ve ölüm gerçeği ile barışmanın önemi gibi konulara odaklanır. Hayyam, iki ünlü pasajında, dolu dolu bir hayat yaşamayı ve ölüm geldiğinde ona hazırlıklı olmayı, ancak aynı zamanda kendimizi dünyanın merkezine koymayarak alçakgönüllülüğü korumamız gerektiğini söyler.

Hayyam, bir Fars şehri olan Nişabur’da doğmuştur. Bu şehir günümüzde kuzeydoğu İran’da yer alır. Hayyam adı, çadır imalatçısı anlamına gelmektedir. Söylendiğine göre bu ismi ailesinin mesleğinden ötürü almıştır. Ancak hayatı hakkında pek çok bilgi belirsiz olduğu için bu kesin değildir. Bilim, felsefe, astronomi ve matematik ile ilgili kapsamlı bir eğitim aldıktan sonra 18 yaşında Semerkant’a gitmiştir. Semerkant’ta, babasının eski arkadaşı, şehrin valisi Ebu Tahir’in de desteği ile kısa sürede kralın hazinesinde bir iş edindiği ve bu esnada cebir ile ilgili çalışmalarına başladığı bilinmektedir.

Bilim Dünyasında Ömer Hayyam

Tıp, fizik, astronomi ve matematik alanlarında çalışmaları olan Hayyam için “zamanın tüm bilgilerini bildiği” söylenir. Özellikle 22 yaşında, 1070’de yayınladığı Cebir ile ilgili kitabı matematik dünyasında uzun yıllar etkili olmuştur. Batılı matematikçiler bu eserle ancak 1851 yılında F. Woepcke’nin çevirisiyle tanışmışlardı.

Orjinal adı Risaletün fi Berahin İl Cebr ve Mukabele. olan kitaptan bir sayfa. Kaynak: https://www.maa.org/

Ömer Hayyam, kitabının birinci bölümünde cebiri “Sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim” olarak tanımlar. Bu tanım onun cebire yaklaşımını gösterir. Onun temel amacı cebirsel denklemlere geometrik çözümler önermekti. Kitabının genelinde de bu yöntemi tüm denklemlere uygulamaya çalışmıştır.

Lisede ax2 + bx + c = 0 biçimindeki denklemleri öğreniriz; bunlara ikinci dereceden denklemler denir. Kübik denklemler ax3 + bx2 + cx + d = 0 biçimindedir. Doğal olarak, kübik denklemleri çözmek ikinci dereceden denklemlerden daha zordur. Antik Yunan’da bu tip denklemler geometrik yolla cetvel ve pergel kullanılarak çözülmeye çalışılmıştı. Hayyam, kübik denklemleri çözmenin başka bir yolu olduğunu tahmin etti. Hayyam’ın yöntemi geometrik bir diyagram çizmekti. Kübik denklemi iki basit denkleme ayırabileceğini buldu. Bunlardan biri daire, diğeri ise paraboldü. ( Detayları yazının sonundaki bağlantımızda bulabilirsiniz). Hayyam’ın atılımını takiben, Niccolo Tartaglia’nın tüm kübik denklemler için genel çözümler bulduğu 1535 yılına kadar kübik denklemler üzerinde çok az önemli ilerleme kaydedildi.

Ömer Hayyam Takvimi

1073’te Hayyam, Selçuklu İmparatorluğu’nun başkenti olan Pers şehri İsfahan’dan, düzenli bir şekilde çalışacak ve sonsuza kadar doğru olacak bir takvim hazırlaması için bir davet aldı. Bu daveti yapanlar Sultan Melikşah ve veziri Nizamülmülk’tü. Burada kendisine yüksek bir maaş ödendi ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzının tadını çıkardı. Ayrıca bu esnada kurduğu gözlemevi ile astronomi üzerine çalışmalar yapma fırsatı buldu. Hayyam, İsfahan’da geçirdiği sürede bir tropik yılın ( güneş yılı) uzunluğunu 365.24219858156 gün olarak hesapladı. Bu o döneme kadar yapılmış en doğru tahmindi.

Melik Şah, Hayyam’ın yeni takvimini 15 Mart 1079’da Selçuklu Devleti’nde tanıttı. Halk arasında “Ömer Hayyam Takvimi” bugün ise “Celali Takvimi” olarak bilinir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verir. Bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi 3330 yılda bir gün hata vermektedir. Bu da onun ne kadar önemli bir bilgin olduğunun kanıtlarından biridir.

1092’de Melikşah ve veziri öldü. Hayyam ortaya çıkan güç mücadelesi sırasında saklanmak zorunda kaldı. Hayyam’ın yeniden ortaya çıkması yaklaşık 20 yıl sürdü. Ömer Hayyam, 4 Aralık 1131’de memleketi Nişabur’da 83 yaşında öldü. Sonrasında yerini kendi seçtiği, yılda iki kez çiçek açan bir meyve bahçesinde bulunan bir mezara defnedildi.

Ömer Hayyam‘ın Nişabur Kent’inde yer alan türbesi. Kaynak: https://upload.wikimedia.org/

Hayyam’ın bilinen Rubailerinin sayısı 158’dir. Fakat kendisine mal edilenler binin üzerindedir. Yazıyı bir rubaisi ile kapatalım.

Cenneti ve cehennemi arıyordum, dünyanın ve sonsuzluğun ötesinde. Görkemli bir ses yankılandı göklerde:

“Ne arıyorsun? Cennet de sendedir, cehennem de!”

Kaynaklar:

Matematiksel 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu