Tıp ve Sağlık

Pek Çok Kanser Türü Varken Neden Kalp Kanseri Yoktur?

Kalp bazı açılardan oldukça savunmasız bir organ. Kalp krizi, kalp durması veya kalp yetmezliği gibi kardiyak komplikasyonlar oldukça yaygın gözlenen durumlar. Ancak ilginçtir ki, kalbi etkileyebilecek birçok hastalıktan olmasına rağmen, kanser çoğunlukla bunlardan biri değildir. Örneğin, prostat, göğüs, kolon, deri kanserlerini sıklıkla duymamıza rağmen, kalp kanseri diye bir şeyi pek duymuyoruz. O zaman bu hayati organın farkı ne? Bunun detaylarına girmeden önce kanserin ne olduğu hakkında bilgimizi güncellememiz gerekir…

Kanser Nasıl Oluşur?

Günlük olarak kendimizi toksinler, asitler, belirli enzimler ve UV ışınları gibi tonlarca zararlı maddeye maruz bırakıyoruz. Hücrelerimiz ve dokularımız hasar gördükçe, kök veya progenitör hücreler, kaybedilenin yerine geçmek için aktif olarak bölünüyor. Yani kısacası hücrelerimiz yenileniyor. Bir hücre her bölündüğünde DNA’sını kopyalar ve ancak bazen hatalar oluşur. Aslında, hücreler inanılmaz derecede sağlam hata kontrol mekanizmalarına ve söz konusu hataları ortadan kaldırmak için DNA onarım süreçlerine sahiptir. Bununla birlikte, insan vücudunda, bazıları aktif olarak bölünen (örneğin, sürekli hücresel stres yaşayan ciltte olduğu gibi) ~ 37 trilyon hücre vardır. Bu nedenle, genetik mutasyonların ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Hücreler yeterince genetik mutasyon biriktirirse (yaklaşık yarım düzine yeterlidir), kanserli hale gelebilir. Başka bir deyişle, vücudun iyileşme süreci aynı zamanda kanserin gelişme olasılığını da artırır.

Neden Kalp Kanseri Olmaz?

Aslında kalp kanseri olur ancak bu durum son derece nadirdir. Kanser aslında vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. Ancak bazı organlarda daha yaygın biçimde ortaya çıkar. Bunun nedeni kanserin yayılma biçimi ile ilişkili. Dediğimiz gibi kanser hücre bölünmesi yoluyla yayılmaktadır. Bu nedenle hücre yenilenmesi yüksek olan bir organ kansere karşı daha savunmasızdır. Kalp bu noktada avantajlıdır. Kalbin yapacak çok işi vardır ve bir nevi hücre yenilenmesine zaman ayıramaz. Aslında doğduğumuz anda sahip olduğumuz kalp hücrelerin yarısı hayatımız boyunca bizimle kalır. Kalpte doku iyileşmesi, diğer organlardaki gibi “mitoz bölünme” ile olmak yerine, ağırlıklı olarak “fibroz” denen bir süreçle gerçekleşmektedir.

Ayrıca derimiz, sindirim sistemimiz, akciğerlerimizin aksine kalp nadiren kanserojenlere maruz kalır ve bu da kalp kanserinin gelişmesini daha da zorlaştırır. Buna rağmen, kalp kanserinin oluşma ihtimali vardır. Araştırmalar, yaklaşık 1.000.000 kişiden yaklaşık 34’ünün, tipik olarak iki kategoriye ayrılan bir tür kalp kanserine sahip olduğunu göstermiştir. Bunlardan biri sarkomlardır. Sarkom, kemiklerde veya yumuşak dokuda (bağ doku da denir) başlayan geniş bir kanser grubunun genel isimlendirmesidir. Bunlar son derece nadirdir, ancak ölüm oranı çok yüksektir.  

Kalpte oluşan iyi huylu tümörler çok daha yaygındır ve daha az risklidir. Kalbin kanserden etkilenmesinin en sık karşılaşılan yolu metastazdır. Yani kanserin, lenf veya damar yoluyla, bir organdan diğerine sıçraması. Böbrek, akciğer ve meme kanserinin metastatik formları ile lenfoma, melanom ve lösemi, kalbe yayılabilen ve kalbe etki edebilen en yaygın tiplerdir. 

Kaynaklar:

Matematiksel

Bir Yorum

  1. Bilgiyi ayrımsız paylaşmak kadar güzeli olmasa gerek..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu