BİYOLOJİ

Taç Utangaçlığı: Ağaçların Sosyal Mesafe Kuralı

Sık ağaçların olduğu bir yolda ya da ormanda yürüdüğümüz zaman gökyüzüne baktığımızda, birbirine değmeyen farklı ağaçların dallarının nasıl güzel görüntüler oluşturduğuna birçoğumuz tanık olmuşuzdur, bu durumun bir açıklamasının olduğunu bilmeden..

Bilimsel araştırmalar ağaçların acıyı hissedebildiğini, hafızalarının olduğunu göstermektedir. Sosyal varlıklar olan ağaçların birbirlerinin kişisel alanlarına duydukları saygı ve birbirlerine gösterdikleri nezaket şekli taç utangaçlığı (crown shyness)olarak yorumlanmaktadır.

Taç utangaçlığı okaliptüs, sıtka ladini, Japon karaçamı, lodgepole çamı, siyah mangrov, karaapaç gibi bazı yüksek ağaç türlerinin en tepesinde bulunan dallarının birbirlerine değmekten kaçınmasına denilmektedir.

1920’lerden beri bilimsel literatürde taç utangaçlığının tanımları yer alsa da, araştırmacılar sistematik olarak bu fenomenin nedenini araştırmaya yakın zamanda başlamışlardır.

Taç Utangaçlığı Neden Kaynaklanıyor?

Bu mucizevi doğa olayı ile ilgili üç olası durum üzerinde durulmaktadır.

1. Şiddetli rüzgarlı havalarda en tepede bulunan dalların birbirlerine çarparak kırılmasının, ağaçların büyüme modüllerinin bozulmasının, hasar görmesinin önüne geçmek. Taçlar sayesinde bu durum engellenir.
2. Ağaçların dallarının üst üste gelmesinin gölge oluşturması sonucunda güneş ışınlarının daha az gelmesinin önüne geçebilmek yani fotosentez yapabilmek için güneş ışığına ihtiyaç duyan ağaçların güneşe ulaşmasını kolaylaştırmak.
3. Aralarında mesafe olan ağaçlarda bulunan böceklerin ve hastalıkların diğer ağaçlara geçişine engel olmak. Böylelikle ağaçlar birbirlerine zarar vermemiş oluyorlar.

Taç utangaçlığının nasıl ortaya çıktığına bakılmaksızın, bu durumun ağaç açısından önemli faydaları var. Sonuçta yapraklar bir ağacın en değerli bölümleri ve ağaçlar bir biçimde bu hazinelerini korumak istiyorlar.

Ayrıca daha seyrek yapraklar, güneş ışığının orman zeminlerine ulaşmasına da yardımcı oluyor ve bu durum orman ekosistemi açısından da olumlu bir sonuç doğuruyor.

Ağaçların taçları yaşamla dolu ve doğanın mucizelerinden biri olan bu durumdan alınacak mesajı Nazım Hikmet dizelerinde ifade etmiş aslında:

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.

Birbirimizin hayatına, özel alanlarımıza (eş, sevgili, çocuk, aile, arkadaş ilişkilerinde) çok da müdahale edilmeden ama bir arada, sınırını bilerek, paylaşarak, birbirimize zarar vermeden mutlu, huzurlu, her daim birlikte ve uyumlu bir şekilde yaşamak neden mümkün olmasın tıpkı ağaçlar gibi.

Eğer böyle bir manzara ile karşılaşırsanız keyfini çıkarmayı, bu esnada da Nazım’ın dizelerini mırıldanmayı unutmayınız.

İlknur Çetinkaya


Kaynaklar:

Matematiksel

İlknur Çetinkaya

Nelson Mandela'nın sözleri ile ‘’Bir toplum, kendini en belirgin biçimde çocuklarına nasıl davrandığıyla ortaya koyar. Başarımız, her toplumun en kırılgan fertleri ve aynı zamanda en büyük zenginliği olan çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığıyla ölçülmelidir’’. Çocuklarımızın yaşamdan, öğrenmekten keyif aldığı, öğrenmenin sınıfların dört duvarı arasına hapsedilmediği, çocuklarımızın özgür hissettiği, oyun oynayabildiği, çocukluklarını yaşayabildikleri, başarılarının sınavla ölçülmediği, her birinin başarıyı yetenekleri ve ilgi alanlarında tattığı, yüzlerinden gülümsemenin eksik olmadığı güzel yarınlara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu