Biyoloji ve Coğrafya

Dinozorlar Bir Zamanlar Tüm Dünyada Yaşadılarsa Neden Kemiklerini Her Yerde Bulamıyoruz?

Komplo teorisyenleri ortalığı karıştırmayı severler. Bu nedenle de dönem dönem akla gelmeyecek iddialarla ortaya çıkarlar. Bu iddialardan biri de şudur. “Eğer dinozorlar gerçekten var olsaydı, dinozor kemikleri her yerde olmaz mıydı?

Dinozorlar Bir Zamanlar Tüm Dünyada Yaşadılarsa Neden Kemiklerini Her Yerde Bulamıyoruz?

Dinozorların var olduğuna dair elimizdeki tüm kanıtları göz ardı etmek komik bir yaklaşım olsa da, bu yine de eğlenceli bir sorudur ve bazı gerçekleri hatırlatmamız için iyi bir fırsattır.

Dinozorlar popüler kültürde belirgin bir yer tutmasına rağmen, çok az kişi onların incelenmesini meslek edinir. Bunu yapan ve soyu tükenmiş yaşamı inceleyen bilim insanlarına paleontologlar denir. Lewis Carroll’ın Through the Looking-Glass and What Alice Found There adlı klasik öyküsünde, Alice kendisininkine benzer bir dünya bulmak için aynaya bakar ama bambaşka bir dünya bulur.

Aynadan yansıyan dünya görüntüsü, Alice’ in nerede durduğuna ve aynayı nasıl tuttuğuna göre önemli ölçüde değişir. Alice, bu mucizeleri deneyimlemek için aynanın içine adım attığını düşler. Alice gibi paleontologlar da uzak dünyaların görüntülerini yakalamak için zamanın aynasına bakmaya çalışır. Ancak bu bakış da tıpkı Alice’inki gibi aynayı nasıl tuttuklarına bağlı olacaktır ve sınırlı bir görüş sağlayacaktır. Bu nedenle de onlarda bizzat tanıklık ettiklerini düşlerler. Antik diyarlara ve canlılarına pencereler açmaya dönük bu çabalar günümüzde paleontoloji bilimini oluşturur.

Dinozorlar Hakkında Bildiklerimizin Kaynağı Nedir?

yaklaşık 66 milyon yıl önce, devasa bir asteroid beklenmedik bir anda Dünya’ya çarptı. Bunun sonucunda dinozorlar da dahil olmak üzere çok sayıda hayvan yok oldu.

Paleontoloji, tıpkı jeoloji gibi tarihsel bir bilimdir; ağırlıklı olarak geçmiş olayları anlamak ve yorumlamakla ilgilidir. Tarihsel bilimler, fizik ve kimya gibi tarihsel olmayanlardan farklıdır. Bu fark paleontologların bir hipotezi doğrudan deneyle sınayamamalarından kaynaklanır. Bu nedenle onların ellerindeki en önemli araç dinozor kemikleri daha doğrusu dinozor fosilleridir.

En önemli fosil keşfi, 1964’te Yale Üniversitesinde görev yapan paleontolog John Ostrom’dan geldi. Kendisi bir keşif gezisinde Deinonychus (korkunç pençe) adını verdiği bir dinozor fosili keşfedecek ve devamında
Deinonychus ve onunla bağlantılı yırtıcıların iskeletlerinde kuş benzeri birçok özelliğe rastlayacaktı.

Önemli kitlesel nesil tükenmelerinin beşinci ve en ünlüsü, yaklaşık 65,5 milyon yıl önce gerçekleşti. Devamında o tarihte yaşayan
dinozorların çoğunu ve neredeyse tüm diğer büyük canlıları yok etmiştir. Bunlar arasında, theropodlar (ve T. rex dahil) adı verilen etobur dinozorlardan evrimleşen kuşlar ve yine T. rex ile akraba olan dinozorların atası olan arkozorlardan (diğer adıyla yönetici sürüngenler) evrimleşen timsahlar yer alır.

Onun ve onun devamında gelenlerin çalışmaları sonucunda günümüzde kuşların doğrudan dinozorların soyundan geldiğini öğrendik. Kuşların dinozor olduğunun kabul edilmesi, son 20 yılda makul şüphelerin ötesinde kanıtlanmış bir fikirdir ve aynı zamanda bize soyu tükenmiş dinozorların nasıl olabileceğine dair yeni ipuçları da vermektedir.

Dinozor Kemikleri Nerelerde Bulundu?

Öncelikle yedi kıtanın tamamında ve birçok ülkede dinozor kemikleri bulunmuştur. Ancak dağılım eşit biçimde gerçekleşmemiştir. Bunun nedeni fosilleşmenin belirli koşullar altında gerçekleşmesidir. Bir fosilin oluşabilmesi için tortunun organizmayı hızla kaplaması gerekir. Tortu, kalıntıları çöpçü hayvanlardan, erozyondan ve çürümeden korur.

Bugün Müzelerde Gördüğümüz Dinozor Kemikleri Gerçek mi?
Paleontologlar bazen öldüğü halde korunmuş dinozor fosillerini de bulurlar. Bu nadir bir durum olsa da bu tip fosiller dinozor kemikleri hakkında bize önemli ipucu verir. Bazı dinozor fosilleri o kadar muhteşem bir şekilde korunmuştur ki; deri, kas ve iç organlar gibi yumuşak dokulara dair kanıtlar içerir. 

Yumuşak doku nadiren korunduğu için fosiller çoğunlukla kemik, diş, kabuk ve tahta gibi sert dokuları içerir. Ancak geride bırakılan ayak izleri ve diğer izler de fosilleşebilir. Fosilleşme süreci genellikle nehir, göl veya okyanus gibi bir su kütlesinin yakınında meydana gelir. Yer üstünde ölen dinozorlar nadiren fosilleşir. Her tarafa yayılmış dinozor kemikleri bulmamamızın en önemli nedenlerinden birisi de budur. Ne yazık ki çoğu yaşam formu fosil kayıtlarına giremeden ya çürümüş ya da başka bir şekilde bozulmuştur.

Bugün Müzelerde Gördüğümüz Dinozor Kemikleri Gerçek mi?
Fosilleşme, bir organizma öldüğünde ve hızla çökeltilerle kaplandığında veya gömüldüğünde başlar. Bu genellikle nehir, göl veya okyanus gibi bir su kütlesinin yakınında meydana gelir. Tortu katmanları, kalıntıları bakteri ve hava koşulları gibi çürüme güçlerinden korur.

Günümüzde paleontologlar, 66 ila 235 milyon yıl önce gezegenimizde dolaşan, kuş olmayan çeşitli dinozorları hızla belgeliyor. Ancak uzmanlar ortaya çıkarılanlardan daha fazla dinozorun hala bilinmediğini öne sürüyorlar. 2006 yılında yapılan bir araştırma, paleontologların kuş olmayan tüm dinozorların yüzde 30’undan azını bulduğunu ve bu sayının yüzde 90’a çıkarılmasının bir asırdan fazla araştırma gerektireceğini tahmin ediyordu.

Bugün Müzelerde Gördüğümüz Dinozor Kemikleri Gerçek mi?

Dinozor kemiklerinin neden her yerde kolayca bulunmadığını anladıktan sonra akla gelen bir başka soruya geçelim. Günümüzde fosil ve diğer eserlerle ilgilenen müze personeli ve eğitimcilere en sık sorulan soru “Bu gerçek mi?” biçiminde oluyormuş. Dinozor kemiklerinin tuhaf şekiller ve çoğunlukla ürkütücü büyüklükleri karşısında bir kişinin aklında gerçek olabileceğine dair bazı şüpheler olması normal gibi gözüküyor. Aslına bu şüphesinde çok da yanılmıyor.

Bugün Müzelerde Gördüğümüz Dinozor Kemikleri Gerçek mi?
Chicago Illinois Field Museum’da bir Tyrannosaurus rex . İskelet orijinaldir ancak burada gösterilen kafatası, hasar riski olmadan monte edilemeyecek kadar ağır olduğundan alçıdır. Orijinal fosil kafası aşağıdaki kutunun içinde duruyor. 

Fosil bir kemik büyük ölçüde gerçektir, ancak artık eski bir hayvanın orijinal kemiği değil, mineral bileşimi milyonlarca yıl boyunca değişen bir kemiktir. Mükemmel bir şekilde korunsa da gerçek bir kemikten ziyade fosil bir kemiktir. Ayrıca en gerçek örneklerde bile, bir zamanlar hayatta olan orijinal ile elinizdeki fosil arasında bazı eksiklikler vardır. Doğal olarak onların da sergilenmeden önce restorasyondan geçmesi gerekir.

Ancak fosiller kırılgan yapılardır. Bu kadar önemli buluntuları kimse sergilemek için vidalar ile tutturmak ve halka açık bir ortama bırakmak istemez. Bu nedenle sergilerdeki iskeletlerin ve diğer öğelerin çoğu kalıplardan, yani gerçek kemiklerin kopyalarından oluşur. Ancak müzeler hangi parçaların fosillerden, hangilerinin kalıplardan oluştuğunu gösteren bilgiler verirler.

Sonuç olarak

Hem dinozorlar hem de kemikleri gerçektir. Ancak asıllarının gözlerden uzak olması gelecek nesillere aktarılmaları için daha sağlıklı olacaktır. Yazının bitiminde ayrıca göz atmak isterseniz: Darboğaz Etkisi Nedir? Dinozorların Varlığı Yaşam Süremizi Nasıl Etkiledi?


Kaynaklar ve ileri okumalar


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak veya Patreon üzerinden ufak bir bağış yaparak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu