Biyografiler

Tanıyanların Cahit Hoca’sı: Cahit Arf

Tanıyanlar için o yalnızca “Cahit Hoca”ydı. Alanında dünyanın saygın bilim insanlarından birisiydi. Ona göre matematik bir meslek değil, bir yaşam biçimiydi. “Matematik tıpkı resim, müzik ve heykel gibi bir sanattır” diyerek, bu eşsiz bilim dalının sanatsal yönünü vurgulardı. Yine de onu anımsamakta güçlük çekenler için küçük bir ipucu verelim. Bugün 10 Türk Lirası’nın arka yüzünde onun resmi bulunuyor. Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından birisini biraz daha yakından tanıtalım sizlere…

“Evrenin sırrını arıyorsanız, benim yaptığım gibi sayılara gelin. Sonsuzluk her şeyin cevabıdır. Sayı sonsuzdur.”

Cahit Arf

Cahit Arf, 1910 yılında Selanik’te doğdu. İlkokul beşinci sınıf hayatının dönüm noktası olacaktı. Matematik öğretmeni onun mantıksal çıkarımlarını çok beğendiğinden ona farklı bir eğitim vermek gerektiğini düşündü. Bu da onun içindeki matematik tutkusunu tetikledi. Ortaokul yıllarına geldiğinde arkadaşlarına akşamları ders çalıştırmaya başlamıştı. Daha sonraları matematikte en iyi öğrenme ve tekrarlarını arkadaşlarını çalıştırırken gerçekleştirdiğini söyleyecekti. İlerleyen yıllarda ailesi onu eğitimini tamamlaması için Paris’teki St. Louis Lisesi’ne gönderdi.

cahit arf

Devamında Yüksek öğrenimini devlet bursu ile Fransa’da Ecole Normale Superieure’de tamamladı. 1932 yılında yurda döndü. Galatasaray Lisesi ile İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde öğretmenlik yaptı. 1937’de, doktorasını yapmak üzere Almanya’ya Göttingen Üniversitesi’ne gitti. Tez hocası Helmut Hasse idi. 1938’de, şimdi matematikte Hasse-Arf Teoremi olarak bilinen doktora çalışmasını bir yılda bitirdi.

Olağanüstü doktora tezi sonrası ülkesine dönen Cahit Arf üniversitede 1943 yılında henüz 33 yaşında iken profesör ve 45 yaşında ordinaryüs profesör unvanlarını aldı. 1962’ye kadar İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde çalıştı. Bu arada Maryland Üniversitesi’nde ziyaretçi profesör olarak çalıştı. Ayrıca Mainz Akademisi’ne üye oldu. 1963’te kısa bir süre Robert Koleji’nde ders verdikten sonra 1966’da ABD’ye gitti. Devamında, Princeton ve Kaliforniya üniversitelerinde çalıştı. 1967’de Türkiye’ye dönerek Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde görev aldı. TÜBİTAK’ın kurulmasında etkin rol oynadı.

Hasse-Arf Teoremi

Cahit Arf matematikte Hasse-Arf  teoremi ile ün kazanmıştır. Burada adı  geçen diğer kişi, Alman kökenli ünlü matematikçi Helmut Hasse’dir. Sentetik geometri problemlerini, cetvel ve pergelle çözülebilir olup olmadıklarına göre sınıflandırmayı tasarlayan Arf, Fransız matematikçi Evariste Galois’in gruplar kavramından, özellikle cebirsel denklemlerin çözümünde grup kavramının uygulamasına ilişkin çalışmalarından yararlanmıştır.

Eskiçağ’ın ünlü problemlerinden biri olan, cetvel ve pergel ile bir açıyı üç eşit parçaya bölme sorusu ile de ilgilendi. Yalnızca ikinci dereceden cebirsel denklemlere indirgenebilen problemlerin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebileceğini kanıtladı. Cahit Arf matematik literatürüne “Arf değişmezi”, “Arf halkaları ve “Arf kapanışları” kavramlarıyla da adını yazdırdı.

“Ben matematiğe hayatımı adadım, karşılığında bana hayatımı geri verdi.”

– Cahit Arf

Düzenli olarak her gün çalışan, uzun çalışma saatlerini hiç değiştirmeyen Cahit Arf’ın bu çalıma alışkanlığı 80 yıl sürdü. Cahit Arf 1980’de emekli oldu ve İstanbul’a yerleşti. Başarıları ile dünya tarihine adını altın harfler ile yazdıran Cahit Hoca’yı 26 Aralık 1997’de kaybettik. Ama büyük bir bilim insanı olarak bize kattıkları yaşamaya devam ediyor. Her uğraşıda olduğu gibi bilim ve sanatta da farklı olmak olgulara farklı yaklaşmak ile mümkün oluyor. Cahit hoca hayatı boyunca o farkı yarattı ve yaşattı. Yazımızı onun kaleminden bir yazı ile kapatalım.

Cahit Arf ve Hayali

“1932’de matematik eğitimimin okul devresini bitirerek yurda döndüğümde o zamanki Milli Eğitim Bakanlığı’nda bulunan yaşlı bir dostumla ne yapacağımı konuşurken, kendisine gençliğin safdil idealizmi ile, bir Anadolu kasabasında matematik öğretmenliği yapmak istediğimi ve orada öğrencilerimle matematik hocalığı yaparak ilgilenmek istediğimi, onlara mesela Marx ve Nietzsche’yi okuyacağımı, elimden geldiği ölçüde münakaşa edeceğimi edeceğimi söyledim.

O zamanın heyecanlı bir tarih öğretmeni olan yaşlı dostum, hayretle, matematik, Marx ve Nietzsche arasındaki münasebetsizliği işaret etti. Buna yanıtım şu oldu: “Amacım, öğrencilerime şu veya bu görüşü telkin değil, özgür insanlar yetiştirmek”.

O zaman kastettiğim özgürlük bugün mutluluğumuz için bir bakıma en çok gerekli olduğu kanısında olduğum önyargılardan kurtulma idi. Kanımca milli eğitimin temel ilkesi şu veya bu şekilde şartlanmış gelecek kuşakların yetiştirilmesi değil; tam tersine, gelecek kuşakların şartlanmamış, olayları olduğu gibi gören, her olayda, her davranışında neden diye sorabilen ve bu soruya doğal, mantıksal yanıtlar verebilen kişiler olarak yetiştirilmiş olmalıdır.”

Cahit Arf

Göz atmak isterseniz:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu