Çin Odası Düşünce Deneyi Nedir Ve Ne Amaçla Yapılmıştır?

Çok sık duyduğumuz ve için için merak ettiğimiz sorulardan birisidir. Bir gün bilgisayarlar gerçekten bizim gibi düşünebilir mi? Bu konu gündeme geldiğinde akla ilk gelen isim elbette Alan Turing ve Turing testi olur. Ancak konuyu ele alan tek o değildir. Amerikalı filozof John Searle (1932) tarafından ortaya atılan Çin Odası düşünce deneyi, bir bilgisayarın düşünebiliyor gibi görünmesine rağmen, gerçekte düşünemediğini göstermek üzere tasarlanmıştır.

Bir kişinin zeki olup olmadığına karar verirken, beynini açıp nöron hareketlerini izlemeyiz. Bunun yerine sorulara verdiği cevapları temel alırız. Dolayısıyla bilgisayarlar hakkında karar verirken de onların nasıl oluşturuldukları yerine, harici kanıtlara odaklanmamız daha doğru olur. Bu amaçla planlanan Turing testi kısaca şu biçimdedir.

crm turing test

Bir odada testi yapan kişi ekrana bir konuşma yazmaktadır. Farklı bir odada ekran karşısında ki bi başka kişi bir insanla mı yoksa kendi cevaplarını üreten bir bilgisayarla mı konuştuğunu bilmez. Konuşma sırasında testi yapan kişi konuştuğunun insanın olup olmadığını söyleyemezse, bilgisayar Turing Testini geçecektir. Bilgisayar bu testi geçerse, o zaman onun zeki olduğunu, sadece mecazi anlamda zeki değil, bir insanın sahip olabileceği türden bir zekâsı olduğunu söylemek mantıklı olacaktır.

Searle ise bir varlığın zihne ya da düşünme yetisine sahip olduğunu söylemek için Turing Testi’ni geçmesinden daha fazla özelliğe sahip olması gerektiği inancındadır. Searle’ün Çin Odası düşünce deneyi bir bilgisayar yapay zekâya yönelik Turing testini geçmiş olsa bile, bunun onun gerçekten de her şeyi anladığını kanıtlamayacağını göstermeyi amaçlar. Çin Odası deneyi, yapay zeka araştırmalarını etkileyen ve üzerinde çok tartışılan felsefi düşünce deneylerinden biridir.

Çin Odası Deneyi Nedir?

Kapıdaki mektup bölmesinden garip sembollerin geldiği bir odada olduğunuzu ve diğer sembolleri bölmeden dışarıya geri gönderdiğinizi, elinizde de size kılavuzluk eden bir kitap olduğunu düşünün. Bu sizin için anlamsız bir görevdir. Neden bunu yaptığınıza dair hiçbir fikriniz yoktur. Gelgelelim farkına varmaksızın soruları Çince cevaplarsınız. Oysa siz sadece İngilizce konuşuyorsunuz ve hiç Çince bilmiyorsunuz. Oysa, içeriye gelen işaretler Çince sorular ve dışarıya verdiğiniz işaretler de bu sorulara verilen mantıklı cevaplar!

Bu düşünce deneyinde Searle Çince bilmeyen bir adamın bir odada oturduğunu hayal etmemizi ister. Odada bu adama bir dizi Çince karaktere başka bir karakter dizisiyle nasıl yanıt vereceğini söyleyen bir kılavuz yer alır. Odanın dışından biri, kapının altından üzerinde Çince karakterler olan bir kağıt atar. Adam kılavuz yardımı ile doğru yanıtı bulur, bir kağıda kopyalar ve kapının altından geri atar. Ancak ne yaptığını anlayamaz.

Ancak tek kelime bilmese de Çince anlayan birini kolayca taklit eder. Searle’e göre bilgisayarlar da bunu yapmaktadır. Sembolleri insan düşüncesini simüle edecek şekilde işlerler, ancak aslında akılsız otomatlardır. Bütün yaptıkları, onları oluşturanların kendilerine programlamış oldukları kurallar çerçevesinde sembolleri dağıtmaktır. Kullandıkları işlemler bir yazılıma yerleştirilmiştir. Gelgelelim bu, bir şeyi gerçekten anlamaktan ya da gerçek bir zekâya sahip olmaktan çok farklıdır.

Çin Odası Deneyi Neyi Kanıtladı?

Çin Odası argümanına getirilen önemli eleştirilerden birisi Searle’ün buradaki asıl hedefini tanımlamanın zorluğudur. Searle, Çin Odası düşünce deneyinin amacının Güçlü Yapay Zekâ teorisini çürütmek olduğunu söylemekte ve Turing testini bu teorinin bir versiyonu olarak ele almakta ve Turing Test üzerine deneyini oluşturmaktadır.

“Güçlü Yapay Zeka” ve “Zayıf Yapay Zeka” kavramları ilk olarak filozof John Searle tarafından Yapay Zeka araştırmacılarına atfettiği iki farklı hipotezinde ifade edilmiştir. Zayıf Yapay Zeka, makinelerin insan düzeyinde akıllı davranış sergileyecek şekilde programlanabileceği hipoteziydi. Güçlü Yapay Zeka ise bu tür makinelere bilinçli tecrübe atfetmenin ya da tamamen insanları tanımlamak için kullanıldığı gibi düşünmek ve anlamak olgularının bu makineler için geçerli olabileceği hipoteziydi.

Çin Odası deneyinin tüm temel iddiaları ve bu iddialara yönelik eleştiriler göz önüne alındığında, önümüze çok geniş bir tartışma çerçevesi çıkmaktadır. Eğer konu ilginizi çekti ise tüm bu tartışmaların ele alındığı bu kaynağı da incelemenizi öneririz.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Rumeysa Aslıhan Ertürk

Vefa Lisesi 143. dönem mezunu, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği anadal, Fizik bölümü yandal öğrencisi. Küçük yaşlarda bilimin büyülü dünyası başını döndürmüş olacak ki tüm hayallerini onun peşinden koşmak üzerine kurdu. Cehaletin mutluluk olduğuna inanmadığı gibi bilmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan çok keyif alıyor. Okuyucusuna keyifli dakikalar dilerken kendilerinin olumlu veya olumsuz görüşlerini de dört gözle bekliyor.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz