Gizemli 9. Gezegen X Gezegeni Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Güneş sistemimizin dış kenarlarında garip şeyler oluyor. Dünya kütlesinin on katına kadar olan bir nesne, diğerlerini kendisine doğru çekiyor. Araştırmalar, güneş sistemimizin başka bir büyük gezegene sahip olduğunu gösteriyor. Bu olası 9. gezegene de, X Gezegeni deniyor.

19. yüzyılda yaşamış olan seyahat yazarı, matematikçi ve oldukça varlıklı bir iş adamı olan Percival Lowell Mars hakkında bir kitap okumuş, sonrasında da bir astronom olmaya karar vermişti. Sonraki on yıllar boyunca da, bir dizi ilginç iddiada bulundu. Kendisi öncelikle Marslıların varlığına ikna olmuştu ve onları bulduğunu düşünüyordu. Ayrıca Mars’ta su kanallarının bulunduğuna inanıyordu. Bu kanallar ölmekte olan bir uygarlığın kutuplardaki buzullardan su almak için son girişimi olarak inşa edilmişti.  

İddialarını kanıtlamak için servetini bir gözlemevi inşa etmek için kullandı. Sonrasında da gördüğünü düşündüğü şeyin, Mars’taki dağların ve kraterlerin yarattığı optik bir illüzyon olduğunu anladı. Lowell’ın bir diğer iddiası ise, Neptün’ün ötesinde bir yerde, X Gezege­ni diye adlandırdığı bir dokuzuncu gezegenin var olduğu idi.

Percival Lowell, Mars’ta akıllı yaşam aramak için Arizona Flagstaff’ta gözlemevini kurdu. 
Sonunda Plüton’u bulmak için kullanıldı 

Lowell bu inancını Uranüs ve Neptün gezegenlerinin yörüngelerinde sap­tadığı düzensizliklere dayandırmıştı. Hayatının son yıllarını orada bulunduğuna emin olduğu bu dev gezegeni aramaya adadı. Ne yazık ki, biraz da bu tüketici ara­yışın etkisiyle, 1916’da aniden öldü. Sonrasında varisleri toprak kavgasına tutuşurken Lo­well’ın araştırması sürüncemede kaldı. O zamanlarda kimsenin tahmin edemeyeceği şey, 2021 yılında bilim insanlarının bu gezegeni aramaya devem edecekleri idi.

X Gezegeni Ararken Yanlışlıkla Plüton’u Bulduk

Lowell, vasiyetinde X gezegenini bulan kişiye bir milyon dolar ödül verilmesini istediğini yazmıştı. Dul eşi Constance Lowell ile yasal bir savaşı içeren kısa bir aradan sonra, gözlemevi aramalarına devam etti. Clyde Tombaugh adında genç bir astronomu bu işle görevlendirdiler. 18 Şubat 1930’da bu astronom, gökyüzünün iki fotoğrafına bakarken aralarında bir nokta fark etti. Önce bu buluşunun 9. Gezegen olan X gezegeni olduğunu zannetti. Ancak aslında bulduğu şey Plüton idi.

Lowell’ın Neptün’den sonra bir gezegenin daha var olduğunu tahmin etmesini sağlayan gözlemlerin büyük ölçüde hatalı olduğu da ortaya çıkmıştı. Bilim insanları Lowell’in aradığı şeyin bu olamayacağını kısa sürede anladılar. Çünkü bu gezegen, Neptün ve Uranüs’ü konumlarından uzaklaştıracak kadar büyük değildi.

Bu nesnelerin tuhaf yörüngelerinin sebebi olarak 9. Gezegen gösteriliyor.

9. Gezegen Arayışları Devam Etti

Birkaç astronom, oralarda bir yerde hala bir X Gezegen’inin var olabileceğini düşünmeye devam ediyor. Bu gezegenin, bizim göre­meyeceğimiz kadar uzakta, gerçekten devasa bir gezegen olduğunu düşünüyor. Kozmostaki çoğu yıldız sistemi çift yıldızlıdır. Güneş’in yerleşik bir ikizi olmaması, yıldız oluşumunun nasıl çalıştığını anlamamız açısından sorunludur. Bu gezegen onlara göre güneşimizin güneş olmayı başaramamış ikiz kardeşi bile olabilir.

Yakın zamanda bilim insanları, Plüton’un güneş sisteminin dış erişimlerindeki tek büyük nesne olma ihtimalinin düşük olduğunu fark ettiler. Sonrasında, Sedna (Plüton’un yaklaşık %40’ı kadar), Quaoar (Plüton’un yaklaşık yarısı kadar) ve Eris (Plüton ile neredeyse aynı büyüklükte) bulundu. Bu nesnelerin keşfi, gizli bir gezegen arayışında büyük bir ipucunu ortaya çıkardı. Sedna’nın herkesin beklediği şekilde hareket etmiyordu. Yörüngesi o kadar dolambaçlıydı ki, tamamlanması 11.000 yıl sürüyordu. Sanki bir şey Sedna’yı çekiştiriyor ve onu uzaklaştırıyordu.

Sonrasında araştırmacılar, Dokuzuncu Gezegenin güneş sistemimizin dış sınırlarında hayaletimsi bir iz bıraktığını ve etrafındaki nesnelerin yörüngelerini yerçekimi kuvvetiyle bozduğunu öne sürdüler. Birkaç yıl sonra ve eksantrik yörünge düzenine ve eğimine uyan nesnelerin sayısı arttı. Nihayetinde 19 taneye ulaştı. Henüz kimse varsayımsal gezegeni görmemiş olsa da bunlar X gezegenin varlığının habercisi olarak kabul ediliyor.

Neptün şu anda güneş sistemimizde bilinen en uzak gezegendir, ancak Kuiper Kuşağı’nın ötesinde gizlenen başka bir gezegen olması mümkün.

X Gezegeni Neye Benziyor?

Şu ana kadar hiç kimse göremediği için bu gök cisminin neye benzediği konusunda ortada sadece tahminler var. Astronomlar bu gök cisminin gezegen mi yoksa kara delik mi olduğu konusunda da henüz net bir karara varamadı. Plüton’un çok daha ötesinde bulunduğu düşünülen ve çok uzun bir yörüngesi bulunan bu gök cisminin Dünya’nın kütlesinden yaklaşık 10 kat daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bu gezegenin Güneş’e en uzak gezegen olarak kabul edilen Neptün’den yaklaşık 20 kat daha uzak bir yörüngede olduğu varsayılıyor. Ayrıca hesaplamalar Güneş’in etrafında tam bir yörüngeyi tamamlamasının 10.000 ila 20.000 Dünya yılı sürdüğünü gösteriyor.

Güneş Sistemimizin dışında böyle bir gezegenin varlığı şu ana kadar hala bir teori olmasına rağmen, keşfedildiği takdirde, Güneş Sistemi’nin etrafında döndüğü tespit edilen ilk yeni gezegen olacak. Bilim insanları, şu sıralar büyük bir hızla Oort Bulutu’nu araştırmaya devam ediyor. Hem Oort bulutu hem de Gezegen 9’un önerilen konumu, doğrudan gözlem için çok uzak. Bununla birlikte, 2021’de çevrimiçi hale gelen Şili’deki Vera C. Rubin Gözlemevi,  2022’de on yıllık bir gökyüzü araştırmasına başlayacak. Bunun sonucunda, binlerce Kuiper kuşağı nesnesinin daha tespit edilmesi bekleniyor. Bundan sonrasında da bize düşen gelişmeleri gözlemlemek gibi gözüküyor.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu