Astronomi ve Kozmoloji

Gökyüzünün Işıkları Olan Yıldızlar İsimlerini Nasıl Almaktadır?

Gökbilimciler evrensel geçerliliği sahip ortak bir dil oluşturmak amacıyla astronomik nesnelerin adlandırılması için uğraşmaktadır. Bu yazıda, oldukça kapsamlı bir konu olan yıldızların isimlendirilmesi konusuna genel bir bakış açısı sunulacaktır. Evrende milyarlarca gökcisim vardır. Galaksimiz Samanyolu’nda bile yüz milyarlarca yıldız bulunmakta ve bunların binlerce ifade edileni Dünya’dan gözlemlenebilmektedir. Mecazen gökyüzü, takımyıldızlar olarak bilinen 88 bölgeye ayrılmış ve gökyüzündeki her nokta tam olarak bu takımyıldızlardan birine ait olacak şekilde düşünülmüştür. Ekvatorda yaşayan gözlemciler, bir yıl boyunca 88 takımyıldızın tamamını görme fırsatına sahiplerdir; fakat diğer yerlerdeki gözlemciler bazı takımyıldızları görebilir bazılarını göremez.

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU)

Aslında herkes teknik olarak bir gökcismine istediği ismi vermeye özgürdür. Gökcisimlerine isim vermenin amacı o cismi bulmayı, açıklamayı ve tartışmayı kolaylaştırmaktır. Dolayısıyla verilecek olan isimler, dünyanın her yerinden 10 binden fazla gökbilimcinin üye olduğu ve 100 yıllık bir geçmişe sahip Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarından onaylanmaktadır. Uluslararası Astronomi Birliği 1919’da kurulmuştur. Görevi, uluslararası işbirliği yoluyla astronomi bilimini tüm yönleriyle desteklemek ve korumaktır. Dünya çapında 90’dan fazla ülkeden 12.000’den fazla Bireysel Üyesi ile ulusal bilim akademileri ile astronomik kuruluşlar tarafından temsil edilen 79 Ulusal Üyesi vardır ve bu uluslar Dünya nüfusunun dörtte üçünü oluşturur.

Başlangıcından bu yana, IAU’nun faaliyetlerinden biri, uluslararası astronomi topluluğu arasında gök cisimlerinin isimlendirilmesini standartlaştırmak olmuştur. Geçtiğimiz yüzyıldan beri, dünyanın dört bir yanından gökbilimcilerden oluşan çeşitli IAU çalışma grupları; takımyıldızlar, Ay üzerindeki yüzey özellikleri, gezegenler, gezegen uyduları ve küçük cisimler gezegen uyduları, asteroitler ve Güneş Sistemi dışındaki nesneler için standartlaştırılabilecek isimleri araştırmıştır. Uluslararası bilimsel organizasyon olarak IAU, Güneş Sistemindeki diğer gezegenlerde veya gökcisimlerde yıldız adlarının, yüzey özellik adlarının veya gayrimenkullerin “hayali olarak satılması” şeklindeki ticari uygulamadan tamamen ayrılmaktadır. Ayrıca IAU dünyadaki bu tür işletmelerin kaydını da tutmamaktadır. Peki, IAU’dan önce yıldız isimleri nasıl verilmiştir?

Geçmişte Yıldız İsimleri Nasıldı?

Çoğu parlak gökcisminin birçoğu Arapça, Yunanca ve Latince adlandırılmıştır. Teleskoplar öncesi çağlarda binlerce yıldıza isim vermek yerine gökyüzünün en parlak yıldızlarına isim vermek gelenekselleşmiştir. Örneğin, gökyüzündeki en parlak ikinci yıldız olan Canopus, adını Yunan efsanesindeki Truva Savaşı’nda Kral Menelaus’un filosundan alırken, gece gökyüzündeki en parlak dokuzuncu yıldız olan Betelgeuse’un adı ise Arapça’da “yad al-jauzā” -devin eli- anlamına gelir. Bu devin elinin yani Betelgeuse’nin ait olduğu takımyıldızın adı ise Orion (Avcı)‘dur.

Bayer Adlandırması

Sistemsel olarak ilk çalışma Alman Gökbilimci Johann Bayer (1572 – 1625) tarafından yapılmıştır. Bu sistemde bir takımyıldızdaki en parlak yıldızların her birine küçük Yunan harfleri verilir. Yunan alfabesi aşağıdaki gibidir:

Bayer sistemine göre yıldızın adı bu seçilen Yunan harfinden sonra gelir. Örneğin, Alpha Canis Majoris, Canis Major‘da (yani Büyük Köpek takımyıldızında), Beta Geminorus ise İkizler takımyıldızında parlak bir yıldızdır. Bayer adlandırılmasının bir takım özellikleri vardır:

  • “Alfa” adı verilen yıldız genellikle o takımyıldızın en parlak yıldızıdır; fakat bu her zaman doğru değildir.
  • Diğer harfler parlaklık sırasına uygun atanmayabilir.
  • Yunan alfabesinde 24 tane harf olduğundan bazı takımyıldızlar 24 tane yıldız içerir. Mesela Lynx yani Vaşak takımyıldızında yalnızca 1 tane alfa vardır.
  • Bazı takımyıldızları ise 24’den fazla yıldız içerdiğinden harfin yanına sayı alarak söylenir. Örneğin, Orion takımyıldızındaki kalkanı oluşturan altı yıldız: Pi Bir, Pi İki, Pi Üç, Pi Dört, Pi Beş ve Pi Altı olarak adlandırılmıştır.

Flamsteed sayıları

Bayer sistemine alternatif yaklaşım olarak John Flamsteed (1646 – 1719) tarafından hazırlanan Flamsteed sayıları vardır. Bu sistemde, her takımyıldızındaki en parlak yıldızlardan başlanarak batıdan doğuya doğru numaralar atanır. Flamsteed numaralarına sahip yıldızların Bayer adları da olabilir. Bu tür yıldızlar için doğru ad, takımyıldız adının genetik biçiminin ardından gelen sayıdır. Örneğin, 66 Geminorum yıldızı, Alpha Geminorum olarak da bilinir.

Yıldız İsimlerini Diğer Adlandırma Biçimleri

Roma harf sisteminde “e”, “s” ya da “N” gibi tek harf verilmiştir. Bu harfin ardından takımyıldızın genetik biçimi yazılır. Değişken yıldızlara genellikle R’den Z’ye tek bir büyük harf, iki büyük harf (RR gibi) veya V harfinin ardından üç veya dört basamaklı bir sayı (V335 gibi) adlar verilir. Her durumda, bu atamaların ardından takımyıldız adının genetik formu gelmelidir (örneğin, RR Lyrae, Lyra yani Çalgı takımyıldızındaki değişken bir yıldızdır). Bayer, Flamsteed, Roma harfleri veya değişken yıldız atamaları ile isim verilmeyen yıldızları göstermek için çeşitli kataloglar geliştirilmiştir. En sık kullanılanları arasında USNO gibi modern katalogların dışında Smithsonian Astrofizik Gözlemevi Kataloğu, Henry Draper Kataloğu ve Aiken’in Çift Yıldız Kataloğu vardır; ancak başkaları da kullanılmaktadır. Tipik olarak bu tür yıldızlar, katalog adının (örneğin SAO, HD, ADS) ve ardından bazı numaraların kısaltılmasıyla gösterilir.

yıldız katalogları

Geçmişten Günümüze Yıldız Katalogları

Yıldız katalogları, yıldızları listeleyen astronomik bir katalog türüdür. Babilliler, Çinliler, Yunanlılar, Persler ve Araplar olmak üzere birçok millet tarafından yıldız katalogları düzenlenmiştir. Modern kataloglara ise uzay merkezlerin veri tabanlarından erişilebilmektedir. Mısırlılar resmi bir katalog oluşturmasalar da birkaç takımyıldızın adlarını ve yıldız haritalarını listelemişlerdir. Bilinen ilk yazılı kataloglar Sümerliler tarafından kil tabletler üzerine yazılmıştır. Asurlular döneminde ise yine kil tabletler üzerine yazılmış otuz altı yıldızın adı bulunmaktadır.

Antik Yunan’da Astronom ve Matematikçi Eudoxus (M.Ö. 408 – 355) tarafından takımyıldızlardan elde edilen 370 civarında yıldızın listelendiği bilinmektedir. O döneme ait en sık başvurulan kaynak, Şair Aratus (M.Ö. 315/310 – 240) tarafından didaktik bir şiir halinde yazılan Phaenomena kataloğudur. Yaklaşık olarak M.Ö. 3. yüzyılda Yunanlı Gökbilimciler Timocharis (M.Ö. 320 – 260) ve Aristillus (M.Ö. ? – 261) başka bir yıldız kataloğu oluşturmuştur.

Hipparchus‘un Yıldız Kataloğu

Okuma Önerisi: Evrenin Tarihteki İlk Matematiksel Modelini Sunan Knidos’lu Eudoxus

Hipparchus (M.Ö. 190 – 120) yıldız kataloğunu M.Ö. 129 yılında tamamlamış, Timocharis’in kataloğu ile karşılaştırmış ve yıldızların boylamlarının zamanla değiştiğini keşfetmiştir. Bu keşif, ekinoksların deviniminin ilk değerini belirlemesine yol açmıştır. Milattan sonra II. yüzyılda, Mısır Romalı Ptolemy (yaklaşık M.S. 90 – 186), yazmış olduğu astronomik tezi Almagest‘in bir parçası olarak yıldız kataloğu yayınlamıştır. Ptolemy’nin kataloğunun neredeyse tamamı Hipparchus tarafından hazırlanan bir önceki kataloğa dayanmıştır. Bu katalog sekiz yüzyılı aşkın bir süre Batı ve Arap dünyasında standart yıldız kataloğu olarak kalmış, İslam astronomu el-Sufi (İranlı Astronom 903 – 986) bunu 964’te güncellemiş ve yıldız konumları Uluğ Bey (Astronom ve Matematikçi, 1394 – 1449) tarafından 1437’de yeniden belirlenmiştir. Bu katalog, 1598’de Tycho Brahe‘nin (Danimarkalı Astronom 1546 – 1601) bin yıldızlı kataloğunun ortaya çıkmasına kadar aktif kullanılmıştır.

Hindistan‘ın antik Vedik ve diğer kutsal yazılarında astronomik konumların ve takımyıldızların çok iyi bilindiği ortaya çıkmıştır. Hem Mahabharata hem de Ramayana savaşları zamanında gezegenlerin ve takımyıldızların konumları o dönemin çeşitli olaylarına referanslar olduğu düşünülmektedir. Gezegensel pozisyonlar kapsamlı bir şekilde Mahabharata savaşı sırasında yazılan metinlerde yer almıştır.

Kehanet Kemiklerinden Bir Örnek

Antik Çin uygarlığında kehanet kemikleri üzerine yazıldığı bilinen en eski yazıtlar yaklaşık olarak M.Ö. 1600’lü yıllara Shang Hanedanlığına dek uzanır. Bunların dışında aynı döneme ait farklı listelerin de kaydının tutulduğu bilinmektedir. Han Hanedanlığına kadar (MÖ 202 – MS 220) gökbilimciler sadece ekliptik etrafındakiler değil gece gökyüzünde görünen (çıplak gözle) tüm yıldızların isimlerini gözlemlemeye ve kaydetmeye devam etmişlerdir. Tarihçi Sima Qian (145-86) tarafından Büyük Tarihçinin Kayıtları adlı eserinde farklı türde isimler verilen yaklaşık 90 yıldızın ve bazı takımyıldızların listesi bulunur. Astronom Zhang Heng (78-139) burçları içeren bir yıldız kataloğu derlemiştir. Çin takımyıldızı isimleri daha sonra Koreliler ve Japonlar tarafından da kabul edilmiştir.

Bir Zij Örneği

Ortaçağ İslam Dünyasında Yıldız Katalogları

Ortaçağ İslam dünyasında çok sayıda katalog; Güneş, Ay, yıldızlar ve gezegenlerin konumlarının astronomik hesaplarının yer aldığı “Zij” adı verilen çizelgelerle birlikte oluşturulmuştur. 9. yüzyılın en önemli gökbilimcilerinden olan Ebu el-Abbas Fergânî, el-Sufi ile Batlamyus’un astronomik hesaplamalarını düzelttiği ve yıldızların büyüklükleri, parlaklıkları, renkleri, her takımyıldızın çizimleri ve Andromeda Galaksisinin bilinen ilk tanımını açıkladığı yıldız bilimleri ansiklopedisini oluşturmuştur.

el-Sufi’nin çalışmalarından

Mayalar tarafından da hazırlanan ve mitolojik varlıklarla temsil edilen yıldız listeleri bulunmaktadır. Johann Bayer tarafından yazılan “Uranometria” yıldız atlasında da yıldız kataloğunun yer aldığı bilinmektedir. Flamsteed 1725 yılında, yaklaşık kırk yıl boyunca gözlemlediği yıldızları Historia Coelestis Britannica’nın kendi versiyonunda hazırlamış ve ölümünden sonra bu katalog eşi tarafından yayınlamıştır.


Uranometria

Modern Kataloglar

Modern kataloglar ise 1800’lü yıllardan itibaren teknolojik gelişimle birlikte güncellenmiş ve dijital ortamlarda da yerini almıştır. Hubble Uzay Teleskobu aracılığıyla ilki 1989 yılında olmak üzere (düzeltme yapıldığı tarihler: 1992 ve 2001) Kılavuz Yıldız Katalogları hazırlanmıştır. Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü’nün Katalog ve Araştırmalar Şubesi ve Astronomik Gözlemevi‘nin astrometri ekibi tarafından 2008 yılında Kılavuz Yıldız Kataloğu II derlenmiştir.

Yıldız Haritaları Nasıl Gösterilir?

Yıldız haritaları tipik olarak takımyıldız sınırlarını gösterir; bu nedenle hangi cisimlerin hangi takımyıldıza ait olduğu açıktır. Takımyıldız adı yalnızca bir kez yazılır ve yıldızlar genellikle adın kısaltılmış biçimiyle etiketlenir. Yıldızın iki farklı adı varsa genellikle her ikisi de bir tire veya virgülle ayrılmış olarak verilir. Orion sınırları içinde şu etiketleri görebilirsiniz: 7-pi1, 2-pi2, 1-pi3, 3-pi4, 8-pi5, 10-pi6

Yukarıdaki gösterim, Pi One Orionis olarak da bilinen 1 Orionis Yıldızını, Pi Two Orionis olarak da bilinen 2 Orionis Yıldızını gösterir. Orion’un başka yerlerinde şu etiketleri bulabilirsiniz: 58-alfa, 19-beta, W, BL Bu yazım, dört yıldıza işaret eder: 58 Orionis aynı zamanda Alpha Orionis olarak da bilinir, 19 Orionis aynı zamanda Beta Orionis olarak da bilinir ve iki değişken yıldız W Orionis ile BL Orionis’tir.

Bazen tek harfler görülecektir. Örneğin, Eridanus (Irmak) takımyıldızında şu harfler bulunur: “e, f, g, h, p, s ve y”. Bunların her biri farklı bir yıldızı temsil eder. Bazen bir harf veya sayı ile etiketlenmiş bir yıldız ve ardından üç harfli bir kısaltma ile gösterilir. Mesela Koç takımyıldızında “85Cet” etiketli bir yıldız vardır. Bu Cet Cetus yani Balina takımyıldızının kısaltmasıdır ve bu yıldız için uygun isim 85 Ceti’dir. Nadir olmakla birlikte bir takımyıldızın sınırları değişmiş, yıldızları yer değiştirmiş ve hatalar yapılmışsa örneğin aslında komşu bir takımyıldızdayken tek bir takımyıldızda olduklarını ima eden yıldızlar olmuşsa bunlar zamanla düzeltilmiştir.

Günümüzde Yıldız İsimleri ve Özel Adlandırmalar

Günümüzde ise yıldız isimleri bir kısaltma + indeks numarası veya görsel konumunu ifade eden adla (Örneğin HR 7001, 2MASS J18365633 + 3847012 gibi) ile belirtilmiştir. Barnard’s Star ve Kapteyn’s Star gibi tarihi isimleri olan ve gökbilimcilerin adını taşıyan yaklaşık iki düzine yıldız vardır. Aralık 2015’teki Name Exo Worlds kampanyasının bir sonucu olarak IAU sırasıyla Mu Arae ve 55 Cancri A yıldızları için sırasıyla Cervantes (Yazar Miguel de Cervantes’i onurlandırmak adına) ve Copernicus (Astronom Nicolaus Copernicus’u onurlandırmak adına) isimlerini, Temmuz 2016’da ise Alpha Canum Venaticorum için Cor Caroli ( Latince ‘Charles’ın kalbi’ anlamına gelir ve II. Charles’ın doktoru tarafından keşfedildiği bilinmektedir) adını onaylamıştır.

Yıldız İsimleri Çalışma Platformu

NASA‘nın Kaliforniya’daki Jet Propulsion Laboratory’de çalışan bir gökbilimci olan Eric Mamajek, 2016 yılında Uluslararası Astronomi Birliği’ne bağlı Yıldız İsimleri Çalışma Platformunu başlattı. Yıldız Adları Çalışma Grubu iki görevi yerine getirmek üzere çalışmakta: İlki hâlihazırda kullanımda olan yıldız isimlerinin standartlaştırılmış versiyonlarına karar vermek; ikincisi ise dış gezegen keşfederken yeni yıldız adlarını seçmek ve atamak için yönergeler geliştirmektir. Şimdiye kadar, Çalışma Grubu (11 ülkeden 19 gökbilimci ve tarihçiden oluşan bir ekip) 300’den fazla parlak yıldızın isimlerini onaylamıştır ve daha fazlası için dünya literatürünü araştırmaya devam etmektedir.

Kaynakça:

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu