Tarih

İngilizce Nasıl Uluslararası Bilim Dili Oldu?

Günümüzde bilimsel makalelerin büyük çoğunluğu İngilizce olarak yayınlanmaktadır. Peki, neden diğer diller yerine, İngilizce bilim dili olarak kabul edildi?

Newton ünlü kitabı Principia Mathematica’yı Latince yazmıştı. Einstein ilk çalışmalarını Almanca olarak kaleme almıştı. Marie Curie ise çalışmasını Fransızca yayınlandı. Ancak günümüzde matematik, fizik, kimya, biyoloji ve coğrafya gibi günümüz bilim dünyasındaki iletişimin neredeyse tamamı İngilizce olarak gerçekleşmektedir. Dünyadaki çoğu bilimsel araştırma İngilizce olarak yayınlanmaktadır. Kısacası bilim dili günümüzde artık İngilizcedir. İngilizce artık o kadar yaygın ki, Almanya, Fransa ve İspanya gibi İngilizce konuşulmayan ülkelerde bile, İngilizce akademik makaleler ülkenin kendi dilindeki yayınların sayısından birkaç kat daha fazla.

2012 yılında yapılan bir araştırma, dünyanın en büyük hakemli dergiler veritabanı olan SCOPUS tarafından toplanan makaleleri inceledi. Bir makalenin burada yayınlanmaya hak kazanması için İngilizce dışında bir dilde yayınlansa bile en azından İngilizce özetler içermesi gerekir. İnceleme sonucunda veritabanında bulunan 239 ülkeden 21.000’den fazla makalenin yüzde 80’inin tamamen İngilizce olarak yazıldığı ortaya çıktı. Bu araştırmanın yapıldığı tarih göz önüne alınırsa sayının günümüzde çok daha fazla olduğu aşikar.

Günümüzde SCImago Journal Rank‘ta (bilimsel dergileri, makalelerinin başka yerlerden aldıkları alıntılara dayanarak prestijlerine göre sıralayan bir sistem) en iyi 50 yayının tümü İngilizcedir. Kısacası, etkili, dünya çapında tanınan eserler üretmek isteyen bilim insanlarının İngilizce yayın yapmaları gerekir. Bu da onların aynı zamanda İngilizce konferanslara katılmaları, İngilizce makaleleri okumaları ve İngilizce tartışmalar yapmaları gerektiği anlamına gelir. Bu noktada da insanın aklına elbette neden İngilizce sorusu gelmelidir?

Dünyada en çok kullanılan 20 dilin bir sıralaması

İngilizce Her Zaman Baskın Bilim Dili Değildi.

15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar, bilim insanları çalışmalarını genellikle iki dilde gerçekleştirdiler: Konuşmada ana dillerinde ve yazılı çalışmalarında veya yazışmalarda Latince olarak. o dönemlerde bilim dilinin Latince olmasının basit bir nedeni vardı. Latince ölü bir dildi. Hiçbir kimse veya millet onu resmi dil olarak kullanmıyordu. Bu nedenle; zaman geçtikçe biçim veya yazım olarak değişmeyecekti. Bu yüzden tüm ülkelerdeki bilim insanları tarafından eşit derecede sahiplenildi. Ancak 17. ve 18. yüzyıllar boyunca bilim ilerledikçe Latince bilimsel dil olarak gözden düşmeye başladı. Latince dünya dili olma özelliğini yitirince bilimsel söylem yerel dillere bölündü.

Galileo Galilei, Jüpiter’in uydularını keşfini 1610’da Latince olarak yayınladı, ancak daha sonraki önemli eserleri İtalyancaydı. Newton’un ilk kitabı Latince olarak yayınlandı ancak daha sonraki kitapları İngilizce idi.

Bilim dilinin yavaş yavaş ortadan kalkması zaman içinde sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. Bilim insanları kendi ülkeleri dışında yapılan çalışmaları anlamamaya başladı. Araştırmacılar ortak bir dilin kaybolmasının bilimsel ilerlemeye engel olacağını düşündüklerinden, 19. yüzyıl ortasına gelindiğinde üç ana dil üzerinde karar birliğine varıldı. Bu diller Fransızca, Almanca ve İngilizce idi.

Ancak Almanca konumunu uzun süre devam ettiremedi. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD, İngiltere, Fransa ve Belçika’dan araştırmacılar önde gelen bilimsel örgütleri kurdular. Eski düşmanlarıyla bir arada olmak istemediklerinden Alman bilim insanlarını bu topluluklara kabul etmediler. Almanca 1933’te bir diğer darbe daha yedi ve hükümet, ülkenin fizik öğretim elemanlarının beşte birini ve biyoloji öğretim elemanlarının sekizde birini kültürel ve politik nedenlerle yitirdi. Bu bilim insanlarının birçoğu ABD ve İngiltere’ye gidip İngilizce yayın yapmaya başladı.

O zamandan sonra uluslararası bilim dili olarak İngilizceye doğru bir yönelim başladı. Ama elbette bu geçiş bir anda gerçekleşmedi. 1950’lerde ve 60’larda çoğu bilim insanı makalesini İngilizce veya Rusça yayınladı. Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle beraber, Rusçanın kullanımı da geriledi. Devamında ABD dünyadaki yerini güçlendirdi. Bu durumun küresel bilim camiasındaki etkisi İngilizcenin bilim dili olarak kabulüne neden oldu.

Evrensel Bir Bilim Dilinin Faydaları Var mı?

Uluslararası bilimsel süreli yayın literatüründe İngilizcenin hakimiyeti. Kaynak: https://www.semanticscholar.org/

Evrensel bir dil sayesinde, araştırmacılar ne bekleyeceklerini ve bilgiyi nasıl bulacaklarını bilirler. Hangi dilde yayınlayacaklarını ve kendi çalışmalarını destekleyen diğer kişilerin makalelerini nasıl arayacaklarını bilirler. Evrensel bir dil, herkesin sunumlarda, yönergelerde ve standartlarda bilgilere erişmesini sağlamaya yardımcı olur. Bunlar faydaları ama aynı zamanda bazı handikapları da var.

Günümüzde anadilleri İngilizce olmayan milyonlarca araştırmacı, bilimsel çalışmalarının yanında yeni bir dil öğrenmek zorunda. Zorlu kabul kriterleri ile dergi editörleri ve hakemleri gönderilere eleştirel bir gözle bakar. Bu nedenle dilin sadece öğrenilmesi değil, etkin bir biçimde öğrenilmesi gereklidir. Bu durum bazı araştırmacılar için önemli bir engel olabilmektedir. Bu konuda da yaygın tartışmalar mevcuttur. Sonuçta, geleneksel araştırma yöntemleriyle üretilmeyen bilgi, yine de bilimsel değere sahip olabilir.

100 yıl sonra bilimin dili aynı mı olacak? Henüz bunu bilmiyoruz. Çin günümüzde, yayınlanmış araştırma sayısında dünyayı geride bırakmaya başladı. Gelecekte dengeler değişebilir. ABD’nin bir yüzyıl önce yaptığını bu sefer Çin gerçekleştirebilir. Yani gelecekte belki de bilim insanları Çince öğrenmek zorunda kalacaklar. Bunu elbette zaman gösterecek…

Göz Atmak İsterseniz

Kaynaklar:

  • The Hidden Bias of Science’s Universal Language; Yayınlanma tarihi: 21 Ağustos 2015; Bağlantı: https://www.theatlantic.com
  • English is the language of science — but precision is tough as a non-native speaker; Yayınlanma tarihi: 1 Nisan 2021; Bağlantı: https://www.nature.com/

Matematiksel

Başa dön tuşu