Psikoloji

Rosenhan Deneyi Psikiyatri Tarihini Nasıl Değiştirdi?

Psikoloji tarihinin en ünlü araştırmalarından birinde, baş araştırmacı, öğrencilerinden biri ve birkaç arkadaşı kasten bir psikiyatri hastanesine gittiler. Sonrasında da kendilerini hasta olarak kabul ettirmeye çalıştılar. Onların bu girişimi ve elde ettikleri bulgular Ocak 1973’te  profesör David Rosenhan tarafından “ Akıl Hastanelerinde Akıllı Olmak Üzerine “ adlı başlıkla yayınlandı. Onun adı ile anılan Rosenhan deneyi psikiyatri dünyasını derinden etkileyecekti.

Neyin normal neyin anormal olduğunu kolayca belirlemek mümkün mü? Birine “depresif” veya “şizofren” gibi bir etiket verdiğimizde, o kişiyi başka bir şekilde görebilir miyiz? Depresif bir kişi depresyonun üstesinden gelirse artık normal olarak kabul edilebilir mi? Yoksa onu önceden depresyonda olan biri olarak mı görmeye devam ederiz? Kullandığımız bazı etiketler, insanları nasıl gördüğümüzü değiştirir mi?

David Rosenhan

Rosenhan ve yedi arkadaşı, psikiyatri hastanesine gitmeden önce kendileri ile görüşmeleri yapan kişilere aynı garip sesleri duyduklarını söyleyecek biçimde aralarında anlaşarak işe başladılar. Sonrasında 12 farklı klinik ile görüşmeler yaptılar ve nihayetinde hepsi farklı kliniklere kabul edildiler. Bazıları şizofreni tanısı alırken birine de manik-depresyon (bugün bipolar bozukluk diyoruz) tanısı verilmişti. Hastaneye girdikten sonra şimdi ki soru ise şuydu. Bir kez psikiyatrik bir durumla etiketlendikten sonra, “akıllı” olduğunuzu nasıl kanıtlarsınız?

Rosenhan Deneyi Nasıl Devam Etti?

Kabul edildikten sonra hepsi normal davranışlar sergilemeye başladı. Diğer hastalarla da ılımlı ilişkiler sürdüler. Terapilere devam etti ve hatta kendilerine verilen ilaçları aldılar. Bu esnada da her gün düzenli notlar alıyorlardı. Sorulduğu zaman da semptomlarının tamamen ortadan kalktığını söylemeyi önceden planlamışlardı.

Şaşırtıcı bir biçimde hastane personelinden hiç kimse onlardan şüphelenmedi. Hatta normal davranışları, gerçek yaşamları ile ilgili anlattıkları bilgiler de şizofreni belirtisi olarak kabul edilecekti. Örneğin, sahte hastalardan biri, gerçek hayatını anlatmıştı. “ Evliyim. Eşimle güzel bir ilişkim var fakat bazen tartışıyoruz ve sinirleniyorum. Çocuklarım yaramazlık yaptığında onları hafifçe vurarak cezalandırıyorum. “. Aslında bu söyledikleri standart şeyler olsa da hastane yetkilisi şu biçimde kayıt altına alacaktı. “ Hastanın, eşi ve çocuklarıyla birlikteyken duygularını kontrol etme çabası, öfke patlamaları ve çocuklarına vurmasıyla sonuçlanıyor. “ 

İşin ironi kısmı hastane görevlileri onları sahte hastalar olduğunu anlamasa da gerçek hastalar durumun kolayca farkına varmıştı. Hastaneden taburcu edilme süreçleri 1 hafta ile 52 gün arasında değişti. Serbest bırakıldıklarında, psikiyatrik durumları hastaneler tarafından “remisyonda” olarak kabul edildi. ( remisyon: kronik hastalığı olduğu bilinen kişilerde hastalık aktivitesinin bulunmadığı durum)

Rosenhan Deneyi, psikolojik topluluğa etiketlemenin etkileri hakkında ciddi endişeler verdi. Psikiyatrik etiketler, ruh sağlığı çalışanlarının bir kişinin nelerden muzdarip olduğunu ve bu durumu tedavi etmek için hangi ilaçların veya tedavilerin en iyi olduğunu daha iyi anlamalarına yardımcı olduğu için önemli kabul edilir. Etiketlerle ilgili sorun, bir kişiye yapışabilmeleri ve sonucunda kişiyi bir etiket değil de bir insan olarak düşünmenin zor olabilmesidir.

Rosenhan Deneyi’nin de beyaz perdede bir yansıması var: Guguk Kuşu filmi olarak kabul edilir. Filmde akıl hastası rolü yapan bir mahkumu izleriz.

Rosenhan deney sonucundaki raporunun sonuç bölümünün başında “Akıllıları akıl hastanelerinde delilerden ayırt edemeyeceğimiz açık” diye yazmıştı. Hastanelerin aklı başında insanları kabul etme istekliliğinin, “Tip 2” veya “yanlış pozitif” olarak bilinen hatadan kaynaklandığını da eklemişti. ( Tip 2 hatanın ne olduğunu öğrenmek isterseniz: Tip 1 ve Tip 2 Hata Nedir? Neden Dikkat Etmemiz Gerekir?)

Tüm Bunlardan Ne Anlayabiliriz?

Rosenhan deneyi sonuçları yayınlandıktan sonra, Amerikan Psikiyatri Birliği, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabını değiştirdi. Kılavuzun 1980’de yayınlanan yeni versiyonu, her akıl hastalığı için daha kapsamlı bir semptom listesi sundu. Bu sayede belirli bir bozukluğu olan bir hastayı teşhis etmek için sadece bir değil, birden fazla semptomun mevcut olmasının gerekli olması belirtildi. Kılavuzdaki bu değişikliklerin, yanlış teşhisleri önlemede başarılı olup olmadığı henüz kesin olarak belirlenmemiş değil.

İnsanlar psikolojik bir sorun yaşadıklarında ve bir tür terapi aldıklarında, bu kişiler özünde farklı davranmasalar bile, diğerleri daha sonra onları “iyileşmiş” olarak görmeme eğilimindedir. Bunun nedeni, akıl hastalıklarının görebileceğiniz bir şey olmamasıdır. Sonuçta bir sorunu gördüğümüz zaman anlamamız daha kolay olur. Ancak bu özel durumda yeterli ayrımı yapmak mümkün değildir.

Ayrıca, akıl hastalığını şu ya da bu türden bir şey olarak görme eğilimimiz vardır. Yani ya “normal”sinizdir ya da “hastasınızdır”. Ama durum böyle değil. Hepimiz hayatımızın farklı dönemlerinde sıkıntılar yaşarız. Bazen bu sıkıntılara verdiğimiz tepkiler aşırı, bazen de hafif olur. Ancak olası bir rahatsızlık hiçbir kimsenin damgalanmasına sebep değildir.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu