Maria Gaetana Agnesi ve Agnesi Cadısı

Agnesi adı belki kulağınıza okulda öğrendiğiniz bir eğrinin adı olduğu için tanıdık gelebilir. Bu eğrinin orjinal adı “the witch of Agnesi” yani Agnesi cadısıdır.

Eğri sözcüğünün İtalyancadaki karşılığı “versiera”ydır, Latince “dönmek” anlamındaki “vertere”den gelir. Ama bu sözcük aynı zamanda “Şeytanın karısı” demek olan “avversiera”nın kısaltmasıdır. Agnesi’nin incelediği ve adı verilen bir eğri (versiera Agnesi) İngilizceye yanlışlıkla “Agnesi cadısı” olarak çevrilmiş, giderek bu Maria Agnesi’nin lakabına dönüşmüştür.

Bu eğri, 1748’de kaleme aldığı Analytical Institutions adlı kitabında ilk olarak tanımlanmıştır. Bu kitap farklı dillerde yazılmış matematik teorilerini birleştiren ilk metin olmanın yanı sıra, bir kadın tarafından kaleme alınan ve günümüze kalan en eski matematiksel metindir.

Hayatının onlarca yılını fakirlere hizmet etmeye adamış dindar bir Katolik kadının, icat etmediği bir eğri üzerinden bir cadıyla ilişkilendirilmesi de ayrı bir ironidir elbette…

Maria Gaetana Agnesi’nin biyografisini okuyan kişi, onun toplum ve ailesinin beklentilerinin gölgesinde yaşayan bir kadın olduğu hissine kapılacaktır. Yine de, kendi bakış açımızdan yorumlamaktan kaçınarak döneminin koşulları altında anlamaya çalışalım onu biraz da.

1718 doğumlu Agnesi, zengin bir Milanlı ipek tüccarı ve matematikçi olan Pietro Agnesi’nin ilk çocuğuydu. Zengin, entelektüel, aristokrat ve politik açıdan güçlü bir ailenin kızı olan Agnesi’nin özellikle dil konusunda yeteneğini babası erken yaşta fark etti. Maria beş yaşında hem Fransızca hem de İtalyanca konuşabiliyordu ve on iki yaşına kadar bu dillere Yunanca, İbranice, İspanyolca, Almanca ve Latince’yi de ekledi. 9 yaşındayken kadınların eğitim görme hakkı ile ilgili bir denemeyi Latinceye çevirmiş ve evlerinin bahçesinde yapılan akademik bir toplantıda ezberden okumuştu.

Ailesinin sosyal statüsünü korumak için babası evinde dönemin önde gelen kişilerinin davet edildiği buluşmalar düzenlerdi, bu zamanlarda Maria bilim ve felsefe konularında farklı dillerde konuşarak göz kamaştırır devamında yetenekli kızkardeşi kendi eserlerini piyanoda çalardı. Kadınların salon süsü olarak kullanıldığı zamanlarda, bu iki yetenekli kızkardeş oldukça dikkat çekiyordu ancak Maria, babasının gösteriş çabasına uygun hareket etse de, bu davetlere alet olmayı sevmiyordu.

Annesi 1732’de doğum sırasında öldüğünde, evin en büyük kadını olarak, kendi eğitimini geri plana atıp, küçük kardeşlerine bakma sorumluluğunu yüklendi. 1739’da babasına bir rahibe olmak istediğini söyledi. Babası, ailesinden uzaklaşmaması için çok ısrar edince üç şart ileri sürdü: Her istediğinde kiliseye gidebilmek, basit ve gösterişsiz elbiseler kullanmak ve özel etkinliklere katılmak zorunda kalmamak…

Kendi istediği gibi bir biçimde hayatını düzene sokan ve dış dünyayla bağlantısını kesen Maria, kendini dine ve matematiğe verdi, diferansiyel ve integral kalkülüs üzerine çalışmalar yaptı.

En üstteki şekil Agnesi’nin kendi ders kitabından, Agnesi’nin Cadısı olarak bilinen eğridir. (Maria Agnesi, Instituziioni Analitiche, MIlan: 1748. David Eugene Smith Koleksiyonu, Nadir Kitap ve El Yazmaları Kütüphanesi, Columbia Üniversitesi)

Agnesi 1748 yılında bir matematik ders kitabı olan Instituzioni analitiche adli della gioventù italiana (İtalyan gençliğinin kullanımı için analitik kuramlar) isimli diferansiyel ve integral hesaplamalarını içeren iki ciltlik kitabını yazdı. Latince’nin eğitim dili olarak kabul gördüğü dönemlerde, kitabını İtalyanca kaleme aldı Agnesi. Gençliğe matematik öğretme arzusunun altında yatan dürtü biraz da evde uğraşmak zorunda olduğu kardeşleri idi belki de: Pietro’nun üç karısından toplam 21 çocuğu vardı çünkü…

Günümüzde bir Kalkülüs kitabının yazılması kulağa çok da önemli bir şey gibi gelmeyebilir, ancak tekrar hatırlatalım hikaye 1700 lü yıllarda geçiyor. O dönemde kalkülüs, fizikteki uygulama alanları nedeniyle önemli idi, dönemin kalkülüs kitapları da genellikle uygulamalı matematik problemlerini içeriyordu. Agnesi ise kendisi için entelektüel bir uğraş olarak kalkülüs ile ilgileniyordu. Bir kadın tarafından kaleme alınmasına rağmen kitabı Avrupa çevresindeki matematikçilerin saygısını kazandı zamanla. Yayınlanmasından on yıllar sonra, matematikçi Joseph-Louis Lagrange, bu kitabı referans olarak önerecekti çalışmalarında. Kitap daha sonra İngilizce ve Fransızcaya çevrildi.

Fransız sanatçı Jean-Baptiste-François Bosio’nun Maria Agnesi portresi. (Elisha Whittelsey Koleksiyonu, Metropolitan Müzesi)

Agnesi, 1799’a kadar yaşadı. Kitabının yayınlanmasından sonra, matematiksel yaşamdan yavaş yavaş geri çekildi. Bazı kaynaklarda ilk kadın matematik profesörü olarak tanımlansa bu görevi hiç yapmadı. 1750’de Papa 16. Benedict, Bologna Üniversitesinde matematik profesörü olması için davette bulundu; üstelik bu pozisyonu resmi olarak onaylandı. Fakat Agnesi, mütevazı yaşam tarzıyla örtüşmediği için asla üniversiteye gitmedi. Babası 1752’de öldükten sonra teoloji ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi. Devamında bir bakımevi olan Pio Albergo Trivulgio’nun kadın bölümünün müdürü oldu.

Agnesi kalıplara sığmayan bir kadındı. Her ne kadar günümüzde sıklıkla bilim ve dinin birbiri ile çatıştığını düşünsek de, özellikle de 19. yüzyıldan önce Avrupa bilim tarihinin önemli isimlerinden birçoğunun din ile yakından ilintili olduğunu gözlemleyebiliriz. Örneğin, Isaac Newton’un , matematik ve fizik ile uğraşırken, Kutsal Kitaptaki gizli mesajlar dahil simya ve dini konular üzerine de yazılar yazması gibi. Agnesi’nin zamanında entelektüel arayışlar Tanrı’ya bir bağlılık biçimi olarak düşünülüyordu. Kalkülüs gibi bir konuyu derinlemesine incelemek de, Agnesi’nin bir dua şekliydi.

Agnesi’nin dünyadaki konumunun katı sınırları içinde, kendi yolunu çizebildi. O bir rahibe, bir eş veya bir anne olmadı. Toplum tarafından hem matematik çalışmaları hem de hayırseverliği nedeniyle saygı gördü.

Neden matematik çalışmalarını durdurduğu, neden kadınların var olma mücadelesi verdiği bir dönemde kendisine gelen teklifi kabul etmeyip, sıradan bir yaşamı tercih ettiğini günümüzün gözlüğü ile bakarak anlamak zor elbette.

Kendi doğrularına göre içinden geldiği gibi yaşamak, onun yapmaya çalıştığı şey buydu belki sadece…

Sibel Çağlar

Kaynaklar:

https://www.smithsonianmag.com/science-nature/18th-century-lady-mathematician-who-changed-how-calculus-was-taught-180969078/

https://www.smithsonianmag.com/smart-news/witch-agnesi-180963221/

Matematiksel

Paylaşmak İsterseniz

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

George Polya: Matematiksel Yönteme Yeni Bir Bakış

Matematik en ucuz bilimdir. Fizik ya da kimyadan farklı olarak, pahalı bir ekipman gerektirmez. Matematiğin …

Bir Yorum

  1. bahaettin arslan

    1700 lerde birkadının matemetikle uğraşıp geliştirmesi ve şimdiki nesilel bildiklerini günümüz insalığına ışık tutması matematiğin ne kadar önemli bilim dalı olduğunu gösteriyor.teşekkürler AGNESİ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');