MATEMATİK HER YERDE

Matematik Gemilerimizi Denizde Nasıl Yönlendirir?

Şimdilerde gelişmiş navigasyon cihazları sayesinde kaybolmak neredeyse imkansız hale geldi. Ancak, bir zamanlar özellikle denizciler yönlerini bulmak için çok farklı yetenekler geliştirmek zorundaydı.

Açık denizde hareket eden bir gemide bulunduğunuzu düşünün. Yolculuğunuzun güvenliği ve gitmek istediğiniz yere ulaşabilmek için bulunduğunuz enlemi ve boylamı kesin bir şekilde bilmeniz gerekir. Ayrıca açık denizde bulunduğunuz konumu belirlemek ve yön bulmak için referans alabileceğiniz bir noktada yoktur.

16. ve 17. yüzyılda yeni ticaret yollarının bulunması ile dünya birbiri ile daha yakınlaşmıştı. Ticaret yolları çoğunlukla deniz aşırı yolculuklar gerektiriyordu. Ancak gemilerin doğru bir biçimde yön bulamamaları nedeniyle her yıl binlerce tonluk mal ve önemli bir oranda can kaybı yaşanıyordu.

Greenwich’teki Kraliyet Gözlemevi ve Kraliyet Astronomi Dairesi bu sorunu çözmek amacıyla kuruldu. Aynı sorun Newton’un, modern bilimin temel taşı olan kütleçekimi kuramı ile ilgili çalışmasına da esin kaynağı oldu.

Açık Denizde Yön Bulma

Geçmişte insanlar açık denizde ufuk çizgisi ve gökcisimlerini (örneğin Güneş’i, Ay’ı, yıldızları, takımyıldızları) takip ederek yönlerini bulmaya çalıştı. Bulundukları enlemi belirlemek, boylamı belirlemeye göre daha kolaydı.

Denizciler geceleri gökyüzündeki konumu bilinen bir yıldızın örneğin Kutup Yıldızı’nın, gündüzleri ise Güneş’in ufuk üzerindeki yüksekliğini ölçerek bulundukları enlemi yaklaşık olarak belirleyebiliyordu.

Enlem Kolay Ya Boylam?

Dünya, 24 saatte 360″ döndüğünden, her 15 derecelik boylamda zaman bir saat değişir. Bir denizci kendi yerel saatini bu şekilde kolaylıkla bulabilir.

Örneğin Güneş (kuzey yarımküredeki biri için) öğleyin tam güneydedir. O anda kendi limanında saatin kaçı gösterdiğini bilirse, boylam­daki farkı kolaylıkla hesaplayabilir.

Günümüzde bunu yapmanın modern tekniklerini kullanıyoruz ancak 400 yıl öncesinden bahsediyoruz elbette.

1530’da, Flaman gökbilimci Gemma Frizius, ge­milerde denize açıldıkları limandaki saati kaydeden hassas bir sa­at bulunması gerektiğini ileri sürdü. Düşünce basil ama iyimserdi. Yaklaşık 200 yıl sonra, lsaac Newton konuyla ilgili düşünce­lerini şöyle belirtti:

Geminin hareketi, sıcaklık ve nemdeki değişiklikler ile farklı boylamlardaki farklı kütleçekimi nedeniyle, böyle bir saat henüz yapılmadı.

Hassas saatlerden yoksun denizciler ve bilim adamları gözleri­ni gökyüzüne çevirdiler. Güneş, Ay ve yıldızlar, kadranı gökyüzü olan göksel bir saat oluşturur. Ne yazık ki, bu gök cisimlerinin hareketleri karmaşıktır ve önceden kestirmek kolay değildir.

An­cak, Ay ‘ın ve yıldızların hareketi Dünya’daki belli bir yerden (ör­neğin Greenwich’ten) hesaplanabilirse, sorun çözülür. Bir deniz­ci, belirli yıldızların Ay ‘a göre konumlarını gözleyebilir, yerel sa­ati kaydedebilir ve Denizci Almanağı’ndan yıldızların ne zaman Greenwich’ten göründükleri konumlara geleceğini bulur. Zamandaki fark kolaylıkla boylamdaki farka çevrilebilir.

Büyük gökbilimcilerin çoğu (Galileo ve Newton da dahil) Ay’ın gelecekteki hareketini önceden kestirmeye çalıştı ve pek de başarılı olamadı. Çözüm, denizcilerden ya da gökbilimcilerden değil, şaşırtıcı öl­çüde hassas saatler imal eden Yorkshire’lı bir marangoz olan John Harrison‘dan geldi.

Denizci Almanağı ilk kez 1767’de yayımlanmaya başlandı ve o tarihten sonra da denizciliğin temel sorunu çözülmüş oldu. Her yıl astronomlar tarafından güncellenen bu kitaplar her denizcinin elinin altında bulundurduğu referans kitaptı.

Bu sayede denizcilerin korkusu azalmaya başladı ve daha uzak mesafelere yolculuk yapmak mümkün oldu.

Daha çok şey yazabiliriz aslında bu konuda ama sizi bir referansa yönlendirelim: http://www.academia.edu

Daha fazlasını öğrenmek isterseniz videoya da göz atmanızı öneririz. Video Türkçe altyazılıdır ancak otomatik olarak açılmazsa sizin seçmeniz gerekebilir.

İyi seyirler…

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu