Ünlü Matematikçiler

Modern Dünyayı Mümkün Kılan Tarihteki En Etkili 10 Matematikçi

Matematikçiler... Tüm dünyayla birlikte evrenimizde ele alınan her şeyi anlamamıza yardımcı olan bilimi icra eden sanatçılar.

Fark edebilenler için matematik her yerdedir. Bunun farkında olan insanlar arasından da müthiş matematikçiler, sanatçılar, bilim insanları, yazarlar çıkmıştır. Ancak tüm bu kişiler arasından birkaç matematik dehası dünyayı değiştiren devrim niteliğindeki keşifleriyle alana önemli katkılar sağladı. Yazıda, alana katkılarına göre Antik Yunan’dan on sekizinci yüzyıla kadar uzanan zaman aralığında yaşamış tüm zamanların en iyi 10 matematikçisine bir göz atacağız.

Pythagoras (Pisagor) – (MÖ 570- 495)

Raphael tarafından yapılan bu resimde Atina Okulu’nda Pisagor, ondan bir şeyler öğrenmeye hevesli kişilere bir şeyler anlatırken görülüyor.

6. yüzyılda yaşamış Yunan filozof Pisagor aynı zamanda antik çağın en ünlü matematikçisidir. Pisagor’un bu statüsü, geometri, sayı teorisi ve müziğe yaptığı katkılarla doğrulanmaktadır. Fikirleri, Platon’dan Johannes Kepler ve Isaac Newton’a kadar tarihin en büyük bilginlerinin çoğunu etkilemiştir. Antik Yunanistan’da matematik ve felsefe birbirini tamamlayan konular olarak kabul edilmekteydi. Pisagor, Yunan philos (“aşk”) ve sophos (“bilgelik”) kelimelerinden “filozof” terimini türetmesiyle tanınır. Pisagor ve halefleri için bir filozofun görevi bilgeliği aramaktı.

Biraz da o bulmasa bile adıyla anılan teorem nedeniyle Pisagor adı en çok bilinen matematikçidir. Pisagor, Evrendeki her şeyin sayılarla ilgili olduğuna ve matematiksel kurallara uyduğuna inanırdı. Bu nedenle Pisagor ve takipçileri, etraflarındaki her şeyde matematiksel kalıplar aradılar.

Pisagor’un Mısır’daki ve Orta Doğu’nun başka yerlerindeki bilim insanlarının fikirlerini özümsediği ve uzun yıllar seyahat ettiği bilinmektedir. Devamında da MÖ 518 civarında Güney İtalya’daki Croton’da Pisagor Kardeşliği olarak bilinen, yaklaşık 600 kişilik bir topluluğu bir araya getirmiştir. 60 yaşında Pisagor’un topluluğun genç bir üyesi olan Theano ile evlendiği söylenir. Pisagorculara karşı çıkan bir isyanda, Pisagor, okulu ateşe verildiğinde öldüğü düşünülmektedir. Kendisini bir kaç satıra sığdırmamız mümkün değil. Daha fazla bilgiyi bu yazımızdan okuyabilirsiniz.

Euclid (Öklid)

Matematikte gelmiş geçmiş en önemli eserlerden bir tanesini yazmış olan Öklid, Geometri’nin Babası olarak anılmaktadır. Öklid’in doğum tarihi ve hayatı hakkında bilgiler yetersizdir. Platon tarafından kurulan Atina Akademisi’nde eğitim gördüğü sanılmaktadır. Öklid’in çalışma alanı temel geometri ve genel matematik biçiminde iki bölümde incelenebilir. En önemli kitabı olan Elementlere ek olarak, perspektif, konik kesitler, küresel geometri, matematiksel astronomi, sayılar teorisi ile ilgili yazılar yazdığı bilinmektedir. Ne yazık ki bu çalışmalarının sadece 5. günümüze ulaşmıştır. Öklid’in Elementleri, tüm zamanların en etkili matematik kitaplarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu kitap 20. yüzyılın başlarına kadar geometri ders kitabı olarak kullanılmıştır.

Archimedes ( Arşimet) (MÖ 287–212 )

arşimet

Arşimet, Sicilya adasının Syracuse şehrinde doğdu. Babası, Phidias adında bir astronomdu. Muhtemel antik dünyanın entelektüel merkezi olan İskenderiye, Mısır’da eğitim aldı. Arşimet, bir mühendis, matematik teorisyeni, astronom ve mucitti. Pratik meselelerde matematik kullanmak konusunda uzmandı. Tüm hayatı boyunca Fizik ile ilgili matematiksel formülleri keşfetmek için çalıştı. Modern matematiğin temelinde yer alan birkaç önemli matematiksel kavramın temelini attı. Yaşadığı şehir Roma lejyonlarının eline düştüğünde bir asker tarafından öldürüldü. Tarihçiler kimi zaman onun ölümünü bir dönemin sonu olarak kabul ederler. O, Roma İmparatorluğu antik dünyanın egemenliğini eline geçirmeden önce yıldızı parlayan son Yunan bilim insanıydı.

Muhammed bin Mûsâ el-Hârizmî – (780-850)

harezmi

Cebirin kaşifi olarak bilinen Harezmi bir bilgin, astronom ve teologdu. Günümüze kadar ulaşan matematikle ilgili eserleri hem İslam hem de Hıristiyan dünyası üzerinde çok büyük bir etkiye sahiptir. Algoritma kelimesi El Harezmi’nin isminin Latince versiyonundan türetilmiştir. Kendisinin günümüzde Özbekistan sınırları içerisinde bulunan bir bölgede doğduğu sonraki yıllarını da Bağdat’ta geçirdiği düşünülmektedir.

Onun en önemli katkılarından birisi de yazdığı bir kitapta Hint sayı sistemi anlatmasıdır. Yaşadığı dönemde popüler olan bu kitap daha sonraları Fibonacci aracılığı ile Avrupa’ya ulaşmıştır. Bu sayede de bu sayı sistemi zamanla Roma rakamlarının yerini almıştır. Harezmi’nin orijinal eserlerinin pek çoğu, Bağdat 1258 yılında Moğollar tarafından yağmalandığında kaybolmuştur.

Leonardo Pisano Bigollo ( 1170- 1250)

Leonardo Pisano, muhtemelen 1170’de İtalya’nın Pisa kentinde doğdu. Biz kendisini Fibonacci olarak tanısak da ölümünden çok sonraya kadar Fibonacci (“Bonacci’nin oğlu”) olarak bilinmedi. Leonardo, diplomat olan babasıyla bir çok seyahatler yaptı. Bu nedenle bir dönem Kuzey Afrika’daki Bugia’da bir muhasebe okulunda okudu. O sıralarda Hint-Arap sayı sembolleriyle karşılaştı. Romen rakamlarına kıyasla bu rakamların sadeliğinden etkilendi. Sonrasında da bu rakamları 1202’de yazdığı Liber Abaci isimli kitabında açıkladı. Çalışmaları geniş çapta dikkat çekti. Bu sayede de kendisi çağdaş matematiğin gelişimine çok önemli bir katkı sağlamış oldu.

Doğal dünyada bir sayı dizisi tekrar tekrar ortaya çıkar. Bu dizide, her sayı bir önceki ikisinin (0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, vb.) toplamıdır. Bu dizi aslında MÖ 200 civarında Hintli bilgin Pingala tarafından fark edilse de günümüzde Fibonacci dizisi olarak bilinir. Bunun nedeni kendisinin bu dizinin özelliklerini yazdığı kitapta detaylı bir biçimde incelemesidir. Dizi, doğada, geometride ve iş dünyasında önemli tahmin uygulamalarına sahiptir.

René Descartes (1596-1650)

descartes rene suphe

Rene Descartes en çok felsefeye katkılarıyla, özellikle zihin ve beden ikiliği fikrini geliştirmesiyle ünlüdür. Kendisi “Düşünüyorum; öyleyse varım” sözüyle tanınır. Ancak bugün kullandığımız matematiğin çoğu Descartes’a çok şey borçludur. Descartes’ın matematiğe birincil katkısı, analitik geometrinin geliştirilmesinde olmuştur. Descartes’a kadar matematik tarihi boyunca, cebir ve geometri arasında her zaman bir ayrım vardı. Bir yanda sayıların ve bilinmeyen niceliklerin sembolik ve soyut dünyası, öte yanda şekiller, katı cisimler vardı. Descartes’ın analitik geometrisi bu iki alanı birbiri ile birleştirdi. Bir koordinat düzleminde geometrik çizgiler ve eğriler kullanarak cebirsel formları ve denklemleri temsil etme fikrine öncülük etti. Geometri ve cebirin bu birleşimi, kalkülüsün gelişimini mümkün kılacaktı.

Isaac Newton ( 1643-1727) ve Gottfried Leibniz ( 1646 – 1716)

Listemizde matematiğe katkıları açısından bu iki ismi birlikte anmamız gerekir. Newton olmadan ünlü matematikçiler listesi tamamlanamaz. Newton, fizik teorilerini geliştirmek adına geliştirdiği kalkülüsün mucidi olarak tarihe geçmiştir. Bu esnada da Leibniz, Almanya’da Newton’dan habersiz bir biçimde aynı çalışmayı yapmıştır. Elbette bu durumda iki matematikçi hatta iki ülke arasında uzun süreli tartışmalara neden olmuştur. Ancak günümüzde kullandığımız sembollerin bir çoğu Leibniz’in çalışmalarından gelir.

Carl Friedrich Gauss (1777-1855)

Matematikçiler listesinde olmazsa olmaz olan Gauss, diğer adıyla ”Matematiğin Prensi”, matematiksel yeteneklerini erken yaşta gösterdi. Beş yaşındayken babasının hesaplarıyla ilgileniyordu. Bölgenin Dükünün onun yeteneğini keşfetmesi ve onu koruması altına almasıyla da hem onun hem de matematiğin kaderi değişti. 1795’te Göttingen Üniversitesi’ne girdi. 1798’de, yalnızca bir cetvel ve pergel kullanarak düzenli bir onyedigen (17 kenarlı bir çokgen) inşa etti. Bu, yaklaşık 2000 yıl önce Öklid’in geometrisinden bu yana çokgen yapımındaki en büyük ilerlemeydi.

Gauss 21 yaşında yazdığı Disquisitiones Arithmeticae (Aritmetik Araştırmalar) kitabında sayılar teorisinin temellerini attı. Gauss’un keşiflerinden bir diğeri de, karmaşık değişkenli polinomların köklerinin varlığıyla ilgili temel bir sonuç olan cebirin temel teoremidir. Gauss şüphesiz insanlık tarihi boyunca hatırlanacak nadir matematik ustalarındandı. Ancak fikirlerinin birçoğunu kendine sakladı; ölümünden sonra yayınlanmamış makalelerinde çok sayıda keşfedildi.

Leonhard Euler (1707- 1783)

Euler, Matematikçi

“Matematiğin Prensi” olarak Gauss’u gösteriyorsak, kralı da Euler’dir. Dehası bakımından çağının matematik alanındaki Einstein’ı olarak da belirtilen Euler’in ilk katkılarından bir tanesi matematiksel ifadelere sağladığı gösterimlerdir. Aralarında fonksiyon işareti (f(x)); trigonometrik fonksiyonların tanımları (sin, cos, tan); doğal logaritmanın tabanı olan müthiş “Euler Sayısı”nın işareti “e”; toplam hesaplamaları için kullanılan Yunan harfi Sigma (Ʃ); sanal sayıların işareti olan “i” ve çemberin çevresinin çapına oranını ifade eden pi sayısının işareti π bulunmaktadır.

İki yemek öğünü arasında tam bir matematiksel ispatı yapabildiğine dair iddialar da olan Euler, kalkülüs, topoloji, sayılar teorisi, analiz ve graf teorisi konularında çok sayıda çalışma yapmış ve günümüz matematiğine uzanan yolların en önemli köşe taşlarını döşemiştir. Çalışmalarının bütünü 70 cildi aşan Euler çağların en üretken matematikçisi olarak ayrıca tarihe geçmiştir.

Blaise Pascal (1623-1662)

Fransız matematikçi Blaise Pascal, bu listedeki birçok kişi gibi, matematiğin birçok alanına katkıda bulunmuştur. Onu en çok adını taşıyan Pascal Üçgeni ile tanırız. Pascal üçgeni, cebir, sayı teorisi, olasılık ve kombinatorik (sayma ve düzenleme matematiği) dahil olmak üzere matematiğin çeşitli dalları için verimli bir çalışma zeminidir. Kendisi ayrıca dünyadaki ilk mekanik hesap makinelerinden birini geliştirmiştir. Pascal ayrıca olasılık teorisinin yaratıcılarından biridir.

Listemiz sadece 10 matematikçi ile ilgiliydi ancak matematik ve bilim tarihine yön veren matematikçi sayısı elbette bundan çok daha fazladır. Diğer matematikçiler ile ilgili bilgi için bağlantımızı kullanabilirsiniz. https://www.matematiksel.org/matematik/unlu-matematikciler/

Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

a. caner sönmez

yaşamı anlamlandırma yürüyüşünde, "hiç" olmaya giden yoldayım. bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla birbirimizi doğru anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalim. ve çocukların hepsinin birlikte gülmesi, doyması, doğru yaşaması.. “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” Albert Einstein “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” Bertrand Russell "Meselemi hiç'e bıraktım." Max Stirner

3 Yorum

  1. Asıl kişi, hatta euler kadar yaşasa ,kesinlikle ondan da iyi olacak (eulerin yayın sayısı inanılmaz fazla) birisi EVARİSTE GALOİS. Gelmiş geçmiş en iyi matematikçi (yaşına rağmen) bir de ABEL, E.BOREL ve RUFİNİ de olmalı idi

    1. İlginize teşekkürler. Haklısınız, elbette onlar da çok önemli matematikçiler ancak yazı çeviri olduğu için orijinaline sadık kaldım. Bence Russell da (toplum ve siyaset alanına kayıp tüm hayatını matematiğe adamasa da sadece principia mathematica’sıyla) listede olmalıdır örneğin.
      Borel hariç diğerleri hakkında sitemizde bulunan yazılardan okumak isterseniz bazıları şöyle:
      https://www.matematiksel.org/askin-askla-carpimi-evaristo-galois/
      https://www.matematiksel.org/abelin-hikayesi/
      https://www.matematiksel.org/cebir-tarlada-basladi/

  2. almanyada bonn üniversitesinde doktora yapmak isterseniz , irtibata geçelim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu