Tıp ve Sağlık

Süper Taşıyıcıları Anlamamızı Sağlayan Tifolu Mary’nin Trajik Hikayesi

Mary Mallon müthiş bir aşçıydı. Yemekleri o kadar lezzetliydi ki zengin ailelerden iş teklifleri alıp duruyordu. Mutfakta harikalar yaratmasına rağmen ne yazık ki kötü bir huyu vardı: Ellerini yıkamıyordu. Bu durum, sonunda ona yeni bir lakap kazandıracaktı: Tifolu Mary. Mary Mallon’un hikayesine geçmeden önce, 1900’lerin başında tifo hastalığına yakalanmanın ne anlama geldiğini daha iyi anlamaya çalışalım.

Tifo, Salmonella typhi bakterisinin yol açtığı bir bulaşıcı bir hastalıktır. Hijyenik olmayan gıdalar ve sular aracılığıyla da yaygınlaşır. Belirtileri arasında ateş, ishal, bulantı ve kusma vardır. Bu semptomlar, rahatsız edici olsalar da, günümüzde antibiyotikler aracılığı ile tedavi edilebilmektedir. Ama 1900’lerin başında durum elbette daha farklıydı. 1906’da tifo hastalığına yakalanan kişilerin yaklaşık %20’si bu hastalıktan dolayı hayatını kaybetmekteydi. Bu hastalıktan korunmanın yolu da hasta olduğunu bilinen kişi ile mümkün oldukça az temas etmektir. Ancak bu her zaman kolay olamazdı.

Tifoya neden olan Salmonella typhi: Hastalığa neden olan mikroorganizmaların (patojenler), rezervuar olarak bilinen kalacak ve çoğalacak bir yeri olmalıdır. Salmonella typhi bakterisi için bu rezervuar insan vücududur. Salmonella bakterileri kan
dolaşımına girmeden önce bir ila üç hafta boyunca bağırsakta kalır. Kaynak: https://tr.wikipedia.org/

Mary Mallon’un Tifolu Mary Olarak Tanınması

Mary Mallon, 1869’da İrlanda’da doğdu. Daha iyi iş fırsatları için 1880’lerde Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Mutfak becerileri sayesinde, kısa süre sonra New York’ta varlıklı aileler için aşçı olarak çalışmaya başladı. Mary, ölümcül bir hastalığa sahip olmasaydı, nispeten sıradan ama rahat bir hayat sürebilirdi. Ancak Mary, asemptomatik bir Salmonella typhi taşıyıcısıydı. Yani, tifo hastalığının patojenini taşımasına rağmen herhangi bir belirtisini göstermiyordu. Mary’nin yemek pişirdiği her yerde tifo, hane halkının üzerine çöküyordu.

Tifolu Mary ile ilgili yapılmış bir poster. Tifo salgınıyla ilgili soruşturma yürütülürken en çok merak edilen noktalardan biri, neden bu kadar fazla insanın hasta olduğuydu. Cevap, Mary’nin yemekleri incelenirken ortaya çıktı. Mary’nin en popüler ikramlarından biri şeftalili dondurma tatlısıydı. Şeftaliler elbette pişirilmiyordu. Mary kirli elleriyle şeftalileri doğrarken mikropların yayılmasına yol açıyordu. 1901-1907 yılları arasında New York’ta yaşayan yaklaşık 3.000 kişi de Salmonella typhi tarafından enfekte olmuştur ve Mary’nin salgının ana kaynağı olduğu düşünülmektedir. Kaynak: https://commons.wikimedia.org/

Mary’nin son çalıştığı ev Charles Henry Warren isimli zengin bir bankacıya aitti. Evdeki altı kişi normalde yoksullar arasında görülen tifo hastalığa yakalanınca Warren bu işten şüphelenmeye başladı. Salgının nedenini bulmak için başarılı bir sanitasyon mühendisi George Soper’ı işe aldı. Soper bir soruşturma başlattı, son birkaç yılda New York Eyaletinde ortaya çıkan tüm tifo salgınlarını inceledi. Çok geçmeden, bir ölümcül hastalık vakasının kaydedildiği tüm zengin ailelerin ortak bir yanı olduğunu öğrendi. Bu da aşçı Mary Mullon idi.

Ancak Mary hiç enfeksiyon belirtisi göstermiyordu. Bu nedenle, yetkililer Mary’nin hastalığı taşıdığını söyleyince Mary bu iddiayı reddetti. Sonuçta o günlerde, hiç kimse bariz rahatsızlıkları olmayan bir kişinin hastalığın taşıyıcısı olabileceğini hayal edemezdi. Ancak, yetkililer bilimsel verilere aşçının söylediğinden daha fazla güvendiler. Mary bu durumu kabullenmese de gerekli testler zorla yapıldı. Sonunda aktif bir S. typhi taşıyıcısı olduğu anlaşıldı. Kendisi zorunlu olarak Riverside’daki bir hastaneye yatırıldı ve iki yıl boyunca burada izolasyonda kaldı.

Mary Mallon’un İzolasyon Zamanı

Mary Mallon’un adı medya tarafından “Tifolu Mary” olarak anılmaya başlandı. Zorunlu karantinaya alınması kamuoyunun dikkatini çekti. 1909 civarında yayınlanan bu resimde, kafataslarını bir tavaya kırarken tasvir edilmiştir.

Hastanede kaldığı süre zarfında doktorlar S. typhi’nin Mary’nin safra kesesinde bulunduğunu anladılar. Mary’nin safra kesesinin çıkartılması durumunda etrafa tifo virüsü yaymadan sağlıklı bir biçimde yaşaması mümkündü. Ancak Mary, durumun ciddiyetini muhtemelen asla anlamadı ve bunu red etti. İlerleyen süreçte uygun hijyen koşullarına uyması ve bir daha aşçılık yapmaması şartıyla hastaneden çıkartıldı. Ancak, başka bir becerisi olmayan ve durumunun bir tehlike olduğuna ikna olmayan Mary, soyadını değiştirerek eski işine geri döndü.

Bir otel, bir restoran, bir spa ve bir pansiyon için yemekler hazırladı. 1915’te Sloane Doğum Hastanesinde bir tifo salgını ortaya çıktı ve 25 kişi hasta oldu. Araştırma işinin başında bir kez daha George Soper vardı. Kendisinin işin içinde Mary’nin olduğunu anlaması uzun sürmedi. Bunun devamında Mary hayatının sonuna kadar kalacağı hastaneye geri döndü. Çeyrek asırlık bir karantinadan sonra 1938’de öldü. Tifo taşıyıcısı olduğunu asla kabul etmedi.

Süper Taşıyıcıların Anlaşılması

Sağdan dördüncü sıradaki Mary

Tifolu Mary’nin hayatı trajedi ile sonlansa da onun bize mirası salgın hastalıklarda süper taşıyıcıları anlamamız oldu. S. typhi bakterisini taşıyanların yaklaşık %6’sının asemptomatik (belirti göstermeyen) taşıyıcılar olduğu düşünülüyor. Mary de onlardan biriydi. Öldüğü zaman New York sağlık yetkilileri 400’den fazla sağlıklı S. typhi taşıyıcısı olduğunu tespit etmişti. Ancak başka hiç kimse Tifolu Mary kadar mağdur edilmemişti. Şu anda dünyada, çoğunlukla uygun sanitasyona erişimi olmayan ülkelerde her yıl 21 milyon tifo vakası yaşanıyor. Tifo’nun birincil yayıcıları ise, S. typhi’nin asemptomatik taşıyıcıları olmaya devam ediyor. Günümüzde halen yılda 128.000 ila 161.000 kişi tifodan ölüyor.

Kaynaklar ve ileri Okumalar:

Matematiksel

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu