Monster Study Yani Canavar Çalışması: Amacını Aşan Etik Dışı Bir Deney

Bilimsel araştırmalarda etik konusu bazı çalışmaların ardından uzun süre tartışılır. Böyle bir tartışma 1939 yılında, Amerikalı psikologlar Wendell Johnson, Mary Tudor tarafından gerçekleştirilen “Canavar Çalışması” yani orijinal adıyla Monster Study için de geçerlidir.

O sıralarda Johnson, konuşma ve dil patolojisi alanına sayısız katkısı olan bir psikologdu. Her ne kadar araştırmacıların bu deneyi gerçekleştirme nedenleri bilime katkı için olsa da, süreci ve sonucu bu çalışmanın tarihe en acımasız deneylerden birisi olarak geçmesine neden olmuştur. Monster yani canavar denmesinin nedeni de budur.

Bu deneyin varlığından, 2001 yılında bir gazetecinin dikkatini çekmesi sonucundan haberdar olduk. Aynı yıl Iowa Üniversitesi, deney için resmi bir özür yayınladı. Aslında bizimle beraber deneye dahil olan deneklerin hala hayatta olanları da çocukluklarında başlarına gelenden bu sayede haberdar oldular. 2007 yılında teste dahil olan üç kişiye Iowa Eyaleti toplam 925.000 $ tazminat ödedi.

Monster Study Yani Canavar Çalışması Nedir?

Bu çalışma için Johnson ve Tudor, Iowa’da bulunan bir yetimhaneden 22 çocuğu seçti. Bu çocukların yaşları 5 ila 15 arasında değişiyordu. Çocuklardan 10 tanesinin kekeme olduğu bilinmekteydi. Diğer 12 çocukta ise herhangi bir konuşma bozukluğu yoktu. Çalışmanın amacı kekemeliğin doğuştan mı yoksa koşullanma sonucunda mı ortaya çıktığını anlamaktı. Deney, Ocak 1939’dan Mayıs 1939’a kadar devam etti. Deneklerin hiçbirine bir çalışmanın parçası oldukları söylenmedi. Konuşma terapisi alacaklarını düşünüyorlardı.

Çalışmanın başlangıcında çocukların IQ’ları test edildi. Araştırmacılar ayrıca hangi ellerini kullandıklarını da kayıt altına aldılar. Bunun nedeni o dönemlerde el hakimiyeti ile dil arasında bir bağlantı olduğu düşünülmesi idi. Ardından çocuklar gruplara ayrıldı.

Kekeme olduğu bilinen beş çocuk kekeme değil biçiminde etiketlendi. Araştırmada amaç bu çocukların, konuşmalarının düzelip düzelmediğini görmek idi. Kekemesi olan diğer beş çocuk bu etiketi taşımaya devam edecekti. İşlerin bulanıklaştığı kısım konuşma problemi olmayan çocuklar ile ilgiliydi. Bunun nedeni bu çocuklardan altı tanesinin de kekeme olarak etiketlenmesiydi.

Tudor, deneyleri Johnson’ın gözetiminde gerçekleştirdi. Ocak ayından Mayıs ayı sonuna kadar Tudor bu çocukları yetimhanede ziyaret edecekti. Öğretmenlerine de gerekli talimatlar verildi. Çalışmadaki çocukların yarısı pozitif konuşma terapisi aldı. Akıcı konuştukları için övüldüler ve ödüllendirildiler. Bu övgü alan grup arasında halihazırda kekeme olan 5 çocuk da vardı. Diğer yarısı ise olumsuz konuşma terapisi aldı. Kusurları nedeniyle küçümsendiler. Bu grubun içinde de normal konuşma becerisine sahip olanlar vardı.

Monster Study Deneyinin Sonuçları Çarpıcıydı

Olumsuz konuşma terapisine maruz kalan normal çocukların neredeyse tamamında psikolojik konuşma bozuklukları gözlenmeye başladı. Bu on bir yetim, deney sırasında muazzam psikolojik baskıya maruz kaldı. Bunlardan biri Mary Nixon idi. Kendisi 64 yıl sonra, hala çalışmanın travmasını yaşıyordu.. Mahkeme belgeleri, Nixon’ın tüm hayatını konuşma sorunu olduğuna inanarak geçirdiğini ve güvensizliklerle ciddi şekilde mücadele ettiğini gösteriyor.

Diğer çocuklar da, tamamen benzer tepkiler geliştirmişti. Kekemelik grubundaki altı ‘normal’ çocuktan beşi olumsuz terapiden sonra kekemeliğe başladı. Terapiden önce kekeleyen beş çocuktan üçü daha da kötüleşti. Deneylerinin gücünü fark eden araştırmacılar, yaptıkları hasarı geri almaya çalıştılar, ancak bu bir işe yaramayacaktı. Çocukların kekeme olarak etiketlenmesinin etkilerinin kalıcı olduğu görüldü. Bu, hayatlarının geri kalanında baş etmek zorunda kaldıkları bir sorun oldu.

Çalışmanın Sonrasında Etik Tartışmaları Gündeme Gelecekti

Araştırmacıların başlangıçta iyi niyetleri vardı. Ancak süreç hatalar ile doluydu. Bulgular Dr Johnson’ın teorisini destekledi ve kekemeliği olan insanları tedavi etmenin yeni ve başarılı yollarına katkıda bulundu. Ancak bu etik sorunları olan bir deney sayesinde oldu.

İlk sorun elbette bu deney için yetim çocukları seçmeleri ve deneyi onların onayını almadan gerçekleştirmeleriydi. Yetimhanenin öğretmenleri ve yöneticileri de araştırmanın amacı konusunda yanıltılmışlardı. Deneyin amacı onlara da açıklanmamıştı. Ayrıca bu deney belki de deney sürecinde sorunun farkına vardıklarından dolayı, asla yayınlanmadı. Bu nedenle kimi kişiler zararın daha da etik dışı olduğunu düşünüyor. Sonucunda akademik topluluk aracılığıyla yayın ve dağıtım olmadan, bir çalışmanın kimseye bir faydası olmayacaktır.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu