Psikoloji

Gerçek Gülümsemenin Anatomisi: Duchenne Gülümsemesi

Dünyaya açılan penceremiz olan yüzümüz, 42 kasın farklı hareketleri sonucunda sürekli olarak değişiyor. Amerikalı psikolog Paul Ekman’ın araştırmasına göre insanlar, 19 farklı gülümseme türü dahil olmak üzere binlerce farklı yüz ifadesi üretebilir. Ancak bunlardan yalnızca biri “gerçektir” ve Duchenne gülümsemesi olarak bilinir. Gülümseme, sözsüz sosyal iletişimin en önemli araçlarından olduğundan kişinin benlik algısında ve sosyal kimliğinde oldukça büyük öneme sahiptir. Güzel bir gülümseme toplumda, kişiyi kabullendirici rol oynar. Estetik olmayan bir gülümseme ise kişinin mutsuz, huysuz, asabi biri olarak algılanmasına sebep olabilir.

İyi, samimi insan ilişkilerinin, yeni tanışmanın gelişimindeki en önemli faktörlerden birisi gülümsemedir. Fakat ayrımına kimi zaman varamadığımız bir durum var ki o da karşı tarafın gülümsemesinin ne kadar içten olduğunun yanıtı. İşte bu sorunun yanıtını bulmanın yolu Duchenne’nin araştırmaları sonucunda açığa kavuşturulmuştur.

Duchenne Gülümsemesi Nedir?

19.yy’da Fransız nörofizyolog Duchenne yüzdeki sinir yollarını araştırmak için birtakım deneyler yapmıştır. Duchenne deneylerinde elektrotları direk olarak yüzünde kalıcı hissizlik olan deneğinin yüz kaslarına uygulayarak yüzünde oluşan değişiklikleri inceledi. Çalışmalarını 1862 yılında “The Mechanisms of Human Facial Expression” adlı kitabında yayınladı.

Duchenne’nin katkılarından dolayı gerçek ve içten gülümsemeye literatürde Duchenne Gülümsemesi denilmektedir. Dr.Paul Ekman, Duchenne’nin çalışmalarından yola çıkarak gülümsemeyi Duchenne‟ye atıfta bulunarak; doğal gülümseme (Duchenne) ve sosyal gülümseme (Non-Duchenne) olmak üzere ikiye ayırmıştır.

DOĞAL GÜLÜMSEME – SOSYAL GÜLÜMSEME

Sosyal ve doğal gülümseme arasındaki temel fark, sosyal gülümsemenin duygu durumundan etkilenen bilinçli bir gülümseme olmasıdır. Spontan gülümseme ise duygulardan bağımsız olarak bazen kahkaha şeklinde olabilen doğal bir gülümsemedir. Duchenne tarafından keşfedilen bu “gerçek” mutlu gülümseme ile “sahte” mutlu bir gülümseme arasındaki temel fark, gözlerin etrafını saran orbicularis oculi kaslarında yatıyor. Tüm gülümsemeler, ağzın köşelerini kaldıran zygomatic ana kasların kasılmasını içeriyor. Ancak bir Duchenne gülümsemesi, orbikularis oculi’nin ek olarak kasılmasını ve göz çevresindeki deriyi kaz ayakları dediğimiz bölgeyi buruşturmasıyla karakterize ediliyor.

5 aylık bebeklerde yapılan bir çalışmada bebeklerin yanına anneleri geldiğinde bebekler orbicularis oculi kasının kasılmasıyla karakterize spontan gülümserlerken, yanlarına yabancı bir kişi geldiğinde ise gülümsemeleri orbicularis oculi kasının kasılmadığı, sosyal gülümseme şeklinde olmuştur.

Duchenne Gülümsemesi Örnekleri

Duchenne insan suratındaki kasların hareketleriyle gülümseme arasında bağ kurmuş, bir gülümsemenin gerçek olup olmadığını anlamak için göz çevresine odaklanmamız gerektiği sonucuna varmıştır. Kişi mutluysa, eğleniyorsa, gülümsemesi içtense göz çevresindeki kaslar harekete geçer. Yanaklardaki kaslar da buna uyum sağlar, sahte gülüşlerde ise sadece ağız çevresi aktiftir.

Bununla birlikte, daha yeni bulgular Duchenne gülümsemesini farklı bir ışık altında gösteriyor. Birincisi, bunu herkes yapamıyor. Dahası, yüz ifadeleriyle ilgili araştırmanın devasa bir meta-analizi, gerçekten mutlu olan insanların çoğu zaman hiç gülümsemediğini ortaya koyuyor.

Bunların hepsi, yüz ifadelerinin ne işe yaradığına dair tüm fikre meydan okuyan yeni bir fikre uyuyor. Bazı psikologlar yüz ifadelerimizin duygularımız için güvenilir rehberler olmadıklarına, başkalarını manipüle etmek için kullandığımız araçlar olduğuna inanırlar. Bu görüşe göre, bir gülümseme hiç de gerçek ya da sahte değildir. Bunun yerine, biriyle işbirliği yapmak veya bağlanmak istediğimizi gösteren bir işarettir. Yine de karşıdaki insanın gülümsemesinin ne kadar gerçek ya da yapay olduğunu elinizde bir ölçüm aracı olmadan sadece gözlerine bakarak test etmeyi deneyebilirsiniz 🙂

Göz Atmanız İçin


Kaynakça

Matematiksel

İlknur Çetinkaya

Nelson Mandela'nın sözleri ile ‘’Bir toplum, kendini en belirgin biçimde çocuklarına nasıl davrandığıyla ortaya koyar. Başarımız, her toplumun en kırılgan fertleri ve aynı zamanda en büyük zenginliği olan çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığıyla ölçülmelidir’’. Çocuklarımızın yaşamdan, öğrenmekten keyif aldığı, öğrenmenin sınıfların dört duvarı arasına hapsedilmediği, çocuklarımızın özgür hissettiği, oyun oynayabildiği, çocukluklarını yaşayabildikleri, başarılarının sınavla ölçülmediği, her birinin başarıyı yetenekleri ve ilgi alanlarında tattığı, yüzlerinden gülümsemenin eksik olmadığı güzel yarınlara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.