Mühendislik ve Teknoloji

Nükleer Deneme Kurbanı Marshall Adaları Çernobil’den 10 Kat Radyoaktif

Okyanusya Bölgesi, Büyük Okyanus’un (Pasifik Okyanusu) çevresinde yer alır. Büyük Okyanus; Amerika, Asya ve Okyanusya arasında olan dünyanın en büyük okyanusudur. Marshall Adaları, Okyanusya’da dörde ayrılan bölümlerden biri olan Mikronezya’da yer alır. Avustralya’nın ve Pasifik Okyanusu’nun kuzeyindedir. Hawaii ve Papua Yeni Gine’nin ortasındadır.

Yazımızın konusu elbette bu adaların olağanüstü güzelliği değil. Konumuz Soğuk Savaş yıllarında Amerika Birleşik Devletlerinin Marshall Adaları ve Nevada gibi izole bölgelerde yaptığı nükleer bomba denemeleri. Binden fazla adadan oluşan iki mercan atolü zinciri, Kuzey Pasifik Okyanusu’ndaki ekvatorun hemen kuzeyinde yer alır.

Şu anda Marshall Adaları Cumhuriyeti’ni oluşturan bu adalar, 1946 ve 1958 yılları arasında barış zamanında nükleer bomba denemeleri için kullanıldı. O dönemlerde Marshall Adaları Birleşmiş Milletler adına ABD tarafından yönetilmekteydi. Bu denemelerin bir çoğu gizli biçimde gerçekleşti. Zaten temelde buranın nükleer denemeler için seçilmesinin nedeni de buydu.

Adanın gözlerden uzak olması bu denemelerin zamanında fazla bilinmemesine neden oldu. Ayrıca nispeten seyrek bir nüfusa sahip olduğu için, adadaki bu nükleer denemelerinin, sözde fazla kişiyi etkilemeyeceği söylenmekteydi. Elbette bu mümkün olmadı. Bu denemeler adaya zehir saçarken yerel nüfusun tekrar tekrar yer değiştirmesine neden oldu. Bir çok kişi testlerden kaynaklanan nükleer serpinti nedeni ile hasta oldu. ABD’nin 1946 ve 1958 yılları arasında yaptığı tam 67 nükleer bomba denemeleri, bu adanın kaderini değiştirdi.

Adalılar kısa bir süre sonra evlerine dönebileceklerini düşünüyorlardı. Ne yazık ki bu mümkün olmayacaktı. Bikini mercan adası sakinleri, 1946’daki Crossroads Operasyonu nükleer silah testinden önce tahliye edilirken; Carl Mydans/The LIFE Picture Collection

Amerika Birleşik Devletleri’nin bu adalarda radyoaktif silahları test etmesinin üzerinden 60 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, Pasifik Okyanusu’ndaki Marshall Adaları’nın özellikle Bikini ve Enewetak atollerinin Çernobil ve Fukushima’dan daha radyoaktif olduğunu biliyoruz. ( Mercan adası ya da atol; ortasında lagün adı verilen bir göl bulunan, kısmen veya tamamen lagünü çevreleyen adacıklara denir.)

Marshall Adalarında Nükleer Bomba Denemeleri

1940’larda nükleer bomba yeni bir silahtı ve bilim insanları patlamanın sonuçlarından emin değillerdi. Patlamanın yoğun ışık, ısı ve basınç dalgalarına yol açmasını bekliyorlardı. Ancak radyoaktivite konusunda fazla da endişeli değillerdi. Sonuçta zararları konusunda henüz yeterince çalışma yapılmamıştı. Ayrıca nükleer serpinti kavramı, patlamanın ardından üretilen radyoaktif toz ve kül gibi şeyler de henüz oldukça yeni fikirlerdi.

1945’te Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atıldı. Devamında da İkinci Dünya Savaşı’nı fiilen sona erdi. Ancak bu zamandan sonra ABD daha fazla radyoaktif silah denemeye karar verdi. Bu testlerden bazıları Marshall Adaları’nda gerçekleşti. Able ve Baker adlı ilk iki bomba, 1946’da Bikini Atolü’nde test edilecekti.

En Büyük Nükleer Bombalardan Biri: Castle Bravo Bombası

ABD’nin Marshall Adaları’nda 1952’de yaptığı bir test sırasında göğe yükselen “mantar bulutu”

 1954’te Bikini Adası‘na atılan “Castle Bravo” bombası, İkinci Dünya Savaşında atılan bombalardan bin kat daha güçlüydü. Bu bomba, şimdiye kadar patlatılan en büyük ABD nükleer bombasıydı. Bununla birlikte, Castle Bravo patlaması sırasında rüzgarın yönünün değişmesi ve bilim insanlarının patlamanın gücünü hafife alması sonucunda radyoaktif serpinti açık okyanusa taşınmak yerine mercan kayalıklarına, adalara ve bölge sakinlerinin yaşadığı yerlere yağdı. Adalılar, tahliye edilene kadar bu serpinti ile kaplı bölgede yaşamak zorunda kaldılar.

Günümüzde en yüksek radyasyon seviyesine halen Bikini Adası civarında rastlanmaktadır. Bikini Mercan Adası’ndaki nükleer testler resmen 1958’de sona ermiş olsa da, yüksek radyasyon seviyeleri nedeniyle ada sakinleri bir daha evlerine uzun süre dönememiştir.

1977’de Marshall Adaları’ndaki testlerini bitirdikten on yıldan fazla bir süre sonra, Birleşik Devletler hükümeti atollerde kalan radyoaktif atıkları temizlemeye başladı. Runit Adası’ndaki düzinelerce nükleer patlamadan birinin yarattığı devasa bir kratere yaklaşık 73 bin metreküp radyoaktif toprak gömüldü. Nükleer atıklar üzerine, ABD geçici bir muhafaza olarak kalın bir beton kapak inşa etti. Ancak 40 yıldır geçici olan bu kapağın yerine henüz kalıcı bir çalışma yapılmadı.

29 alçak mercan atolünden oluşan bir ülke olan Marshall Adalarının 2035 yılına kadar bir kısmının sular altında kalacağını öngörülüyor. Bu yakın zamanda topraklarına geri dönen ada halkı için yeniden göç etme zorunluluğu anlamına geliyor.


Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • Marshall Islands could be wiped out by climate change – and their colonial history limits their ability to save themselves; Yayınlanma tarihi: 11 Aralık 2020; Bağlantı: https://theconversation.com/
  • The Marshall Islands Are 10 Times More ‘Radioactive’ Than Chernobyl; Yayınlanma tarihi: 16 Temmuz 2019; Bağlantı: https://www.livescience.com/
  • How Bikini Atoll Was Ruined By Castle Bravo And Operation Crossroads; Bağlantı: https://allthatsinteresting.com/

Dip Not

Matematiksel, tamamen gönüllü bir ekip tarafından 2015 yılından beri yürütülen, Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmayı hedefleyen, öğretmenler tarafından kurulmuş bir bilim platformudur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum ve İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde akademik görevimi sürdürüyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor.. (Instagram veya Facebook hesabım yoktur. Fotoğrafımı ve adımı kullanarak sahte hesap açıldığını öğrendiğim için bu bilgiyi belirtmek durumundayım.)

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu