Bilimde Ayrımcılık Olur mu? Matthew Ve Matilda Etkisi Evet Diyor!

Bilim tarihi anlayışınızı ders kitaplarının size anlattıklarına dayandırırsanız, yaklaşık yüz yıl öncesine kadar Marie Curie’nin bilimde kayda değer bir şeyi başarmış tek kadın olduğuna inanabilirsiniz. Gerçekte Curie, çığır açan birçok kadından elbette sadece biriydi. Onu diğerlerinden ayıran tek şey, başarılarının çoğunlukla kendi çabaları sayesinde, takdir edilmesiydi. Ancak bilimin gelişimine katkıda bulunan bir çok kadın ne yazık ki o kadar şanslı olmadı.

Bilimsel çalışmalar çoğunlukla, bir grup araştırmacının işbirlikçi projeleri ile gerçekleşir. Bilgiye bu işbirliği aracılığı ile ulaşılması araştırmanın güvenilirliğini arttırır. Bununla birlikte, bilim tamamen nesnel değildir. Sonucunda psikolojik ve sosyal faktörlerden etkilenmektedir. Bu da bizi Matilda etkisi olarak isimlendirilen duruma götürür.

Matilda Etkisi Nedir?

Matilda etkisi günümüzde, çalışmaları erkek meslektaşlarına atfedilen kadın bilim insanlarının başarılarını kabul etmeye karşı bir önyargı olarak kabul görüyor. Detaylara geçmeden önce Matilda adının nereden geldiğini aktarmamız gerekiyor.

Matilda Joslyn Gage

Matilda Joslyn Gage(1826-1898) Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlara oy hakkı hareketinde önderlik eden bir kadın hakları savunucusuydu. 6 çocuk annesi olan bu kadın aynı zamanda Kızılderili hakları, köleliğin kaldırılması ve özgür düşünce için de kampanyalar yürütmüştü.1883’te Gage, “Bir Mucit Olarak Kadın” başlıklı bir makale yazdı. Makalesinde kadın kaşifleri ve onların bilime olan katkılarına rağmen verilmeyen patentlerini, görünmeyen emeklerini anlattı. Ayrıca kendisi bu kitabı ile bilim kadınları hakkında yazan ilk kadın oldu.

Bir asırdan fazla bir süre sonra, bilim tarihçisi Margaret Rossiter, konuyu tekrar ele aldı. 20. yüzyıl Amerikan bilimindeki kadınların tarihini odak noktasına koyarak yüzlerce bilim kadınının hikayesine ulaştı. 500 bilim kadının biyografisini inceledi ve kaleme aldı. Sistematik olarak bilim kadınlarının yaptıkları çalışmalara gerekenden daha az önem verildiğini tanımlamak için de Matilda Joslyn Gage’e ithafen Matilda etkisi ifadesini kullandı.

Matthew Etkisi Nedir?

1927 Solvay Kuantum Mekaniği Konferansı. Marie Curie, fotoğraftaki tek kadın;

Sosyolog Robert K. Merton’un 1968’de öne sürdüğü ‘Matthew etkisi’ de aslında Matilda etkisine benzer bir soruna parmak basıyor. Bilim dünyasında aynı işi yapsalar dahi, daha az tanınan bilim insanlarına göre ünlü bilim insanlarının daha fazla öne çıkarıldığını ifade etmek için kullanılıyor.

Kariyerlerinin başındaki genç araştırmacılar Matthew etkisinden en çok nasiplenenler olacaktır. Üzerinde çalıştığınız konu ne kadar önemli olursa olsun bunu dünyaya yaymak için gerekli şöhrete sahip değilseniz, gençseniz, daha önce bu konuda adınız hiç duyulmamışsa, daha önce hiç proje almamışsanız, önemli isimlerle birlikte hiç yayın yapmamışsanız, daha önce hiç bir takımı yönetmemişseniz büyük bir savaşın içindesiniz demektir.

Ancak gerçek şu ki eğer bilim insanı olma yolunda hayalleri olan genç bir kadınsanız, hem Matilda hem de Matthew etkisi ile aynı anda karşılaşmanız daha da olasıdır.

Matilda Etkisi İle İlgili Bir Kaç Örnek

Matilda etkisi için verebileceğimiz çok sayıda örnek vardır. Ancak bunlardan en kötü şöhretli üç tanesi Lise Meitner, Rosalind Franklin ve Jocelyn Bell vakalarıdır. Bugün DNA’nın double helix denen yapısının keşfinde en büyük katkıyı yapanın Rosalind Franklin olduğu bilinmektedir. Ancak bu buluş çalışma arkadaşları Francis Crick, James D. Watson ve Maurice Wilkins’e atfedilmiştir. Ayrıca 1962’de onlara Nobel ödülü verilmiş ve onun adı bile geçmemiştir.

Rosalind Franklin
Watson ve Crick günümüzde keşifleriyle hatırlanmaktadırlar. Bununla birlikte, Franklin’in rolü, Anne Sayre’ın Rosalind Franklin ve DNA (1975) adlı kitabının yardımıyla hatırlandı

1939’da Lise Meitner, Nükleer fizik ve radyoaktivite üzerine çalışmalar yapıp fizyonun teorik yorumunu ortaya koymuştu. Ancak Nobel Kimya Ödülü komitesi, 1944 yılında Lise Meitner’in oynadığı rolü göz ardı ederek, fizyonu keşfetmesinden dolayı ödülü Otto Hahn’a verdi. Otto Hahn, bu yanlışlıktan ve Meitner’in katkılarından hiç bahsetmedi. 

Ayrıca, İrlandalı astrofizikçi Jocelyn Bell Lisansüstü öğrencisiyken ilk radyo pulsarlarını keşfetti. İlk olarak pulsarları gözlemlemesine ve de analiz etmesine rağmen Bell Burnell Nobel Fizik Ödülü’nü tez danışmanı Antony Hewish ile paylaşmadı. Albert Einstein’ın ilk eşi ve bir fizikçi olan Mileva Marić’in adı Einstein’in gölgesi altında kaldı. Bunun sonucunda da sürece katkıları bilim çevrelerinde dikkate alınmadı. Dediğimiz gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Nobel Ödüllerinin Dağılımı Matilda Etkisi İçin Bir Örnek Olabilir mi?

Aşağıda görmüş olduğunuz grafik Nobel ödüllerinin cinsiyete göre dağılımını göstermektedir. Sadece bu tabloya bakarak bile bilimin erkek işi bir olgu olduğunu düşünmeniz olasıdır. Marie Curie, 1903’te Nobel Ödülü alan ilk kadındı ve bunu iki kez alan tek kadındı. Çoğu barış ve edebiyat kategorilerinde olmak üzere toplam 57 kadın Nobel ödülü kazandı.

Marie Curie, 1903’te Nobel Ödülü alan ilk kadındı ve bunu iki kez alan tek kadındı. Çoğu barış ve edebiyat kategorilerinde olmak üzere toplam 57 kadın Nobel ödülü kazandı. Kaynak: https://www.statista.com/chart/2805/nobel-prize-winners-

Yaşadığımız ülke, çalıştığımız kurum, cinsiyetimiz, çalışma alanımız, yaşımız ve daha pek çok şey bilimsel olarak avantajlı veya dezavantajlı olmamıza sebep oluyor. Bu noktada asıl sorulması gereken bu avantaj ve dezavantajları kabul ederek kendi küçük evrenimizde kısılıp kalacak mıyız, yoksa mevcut algıyı değiştirmek için çabalayacak mıyız? Ayrıca göz atmak isterseniz: Albert Einstein’ın Marie Curie’ye Yazdığı Cesaret Verici Mektup


Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Göz Atınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu