Bilim ve Ayrımcılık: Matthew Matilda Etkisi

Bilim tarihi anlayışınızı ders kitaplarının size anlattıklarına dayandırırsanız, yaklaşık yüz yıl öncesine kadar Marie Curie’nin bilimde kayda değer bir şeyi başarmış tek kadın olduğuna inanabilirsiniz. Gerçekte Curie, çığır açan birçok kadından sadece biriydi. Onu diğerlerinden ayıran şey, başarılarının çoğunlukla kendi çabaları sayesinde, zamanında takdir edilmiş olmasıydı. Ancak bilimin gelişimine katkıda bulunan diğer kadınlar ne yazık ki o kadar şanslı değildi.

Matilda Joslyn Gage,( 1826-1898) Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlara oy hakkı hareketinde önderlik eden bir kadın hakları savunucusuydu. 6 çocuk annesi olan bu kadın aynı zamanda Kızılderili hakları, köleliğin kaldırılması ve özgür düşünce için de kampanyalar yürütmüştü.1883’te Gage, “Bir Mucit Olarak Kadın” başlıklı bir makale yazdı. Gage, kadınların “yaratıcı veya mekanik bir dehaya” sahip olmadığı şeklinde yaygın bir biçimde kabul gören bir iddiayı tartışarak işe başladı. Sonrasında makalesinde Gage kadın kaşifleri ve onların bilime olan katkılarına rağmen verilmeyen patentlerini, görünmeyen emeklerini anlattı. Ayrıca kendisi bu kitabı ile bilim kadınları hakkında yazan ilk kadın oldu.

Matilda Joslyn Gage

Bir asırdan fazla bir süre sonra, bilim tarihçisi Margaret Rossiter, konuyu tekrar ele aldı. 20. yüzyıl Amerikan bilimindeki kadınların tarihini odak noktasına koyarak yüzlerce bilim kadınının hikayesine ulaştı. 500 bilim kadının biyografisini inceledi ve kaleme aldı. Sistematik olarak bilim kadınlarının yaptıkları çalışmalara gerekenden daha az önem verildiğini tanımlamak için de Matilda Joslyn Gage’e ithafen Matilda etkisi ifadesini kullandı.

Matthew Matilda Etkisi Nedir?

Matilda etkisi günümüzde, çalışmaları erkek meslektaşlarına atfedilen kadın bilim insanlarının başarılarını kabul etmeye karşı bir önyargı olarak kabul görüyor. Bilimsel çalışmalar çoğunlukla, bir grup araştırmacının işbirlikçi projeleri ile gerçekleşir. Bilgiye bu işbirliği aracılığı ile ulaşılması araştırmanın güvenilirliğini arttırır. Bununla birlikte, bilim tamamen nesnel değildir. Sonucunda psikolojik ve sosyal faktörlerden etkilenmektedir. Bilimsel nesnelliği tehlikeye atan sosyal faktörlerin iki örneği Matthew ve Matilda etkileri olarak bilinmektedir.

Sosyolog Robert K. Merton’un 1968’de öne sürdüğü ‘Matthew etkisi’ bilim dünyasında aynı işi yapsalar dahi, daha az tanınan bilim insanlarına göre ünlü bilim insanlarının daha fazla öne çıkarıldığını ifade eder. Bu teori, ünlü insanların çalışmalarının daha iyi olmadıkları zamanlarda bile, daha az tanınmış insanlara kıyasla daha fazla ilgi uyandırdığına dikkat çeker. Bu yüzden, sponsoru olmayan genç insanlar arka planda kalmak zorunda olur. Yani bir akademik çalışmayı yapan kişi zaten tanınan ve saygı gören bir kişi ise onun çalışmasının, piyasada pek de adı duyulmamış birine göre öne çıkması daha olasıdır.

1927 Solvay Kuantum Mekaniği Konferansı. Marie Curie, fotoğraftaki tek kadın; Kaynak: https://shethoughtit.ilcml.com/

Matilda Etkisi İle İlgili Bir Kaç Örnek

Aslında son yüzyıla baktığımız zaman bile Matilda etkisi ile ilgili bir çok örnek listelenebilir. Ancak bunlardan en kötü şöhretli üç tanesi Lise Meitner, Rosalind Franklin ve Jocelyn Bell vakalarıdır. Bugün DNA’nın double helix denen yapısının keşfinde en büyük katkıyı yapanın Rosalind Franklin olduğu bilinmektedir. Ancak bu buluş çalışma arkadaşları Francis Crick, James D. Watson ve Maurice Wilkins’e atfedilmiştir. Ayrıca 1962’de onlara Nobel ödülü verilmiş ve onun adı bile geçmemiştir.

1939’da Lise Meitner, Nükleer fizik ve radyoaktivite üzerine çalışmalar yapıp fizyonun teorik yorumunu ortaya koymuştu. Ancak Nobel Kimya Ödülü komitesi, 1944 yılında Lise Meitner’in oynadığı rolü göz ardı ederek, fizyonu keşfetmesinden dolayı ödülü Otto Hahn’a verdi. Otto Hahn, bu yanlışlıktan ve Meitner’in katkılarından hiç bahsetmedi. Ayrıca, İrlandalı astrofizikçi Jocelyn Bell Lisansüstü öğrencisiyken ilk radyo pulsarlarını keşfetti. İlk olarak pulsarları gözlemlemesine ve de analiz etmesine rağmen Bell Burnell Nobel Fizik Ödülü’nü tez danışmanı Antony Hewish ile paylaşmadı. Albert Einstein’ın ilk eşi ve bir fizikçi olan Mileva Marić’in adı Einstein’in gölgesi altında kaldı. Bunun sonucunda da sürece katkıları bilim çevrelerinde dikkate alınmadı.

Nobel Ödüllerinin Dağılımı Matilda Etkisi İçin Bir Örnek Olabilir mi?

Marie Curie, 1903’te Nobel Ödülü alan ilk kadındı ve bunu iki kez alan tek kadındı. Çoğu barış ve edebiyat kategorilerinde olmak üzere toplam 57 kadın Nobel ödülü kazandı. Kaynak: https://www.statista.com/chart/2805/nobel-prize-winners-

Yukarıda görmüş olduğunuz grafik Nobel ödüllerinin cinsiyete göre dağılımını göstermektedir. Sadece bu tabloya bakarak bile bilimin erkek işi bir olgu olduğunu düşünmeniz olasıdır. Önyargılardan sıyrılmış eşitlik üzerine kurulu bir dünya dileğimizle.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.


Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu