Sosyoloji

Bilim ve Ayrımcılık: Matthew Matilda Etkisi

Bilim tarihi anlayışınızı ders kitaplarının size anlattıklarına dayandırırsanız, yaklaşık yüz yıl öncesine kadar Marie Curie’nin bilimde kayda değer bir şeyi başarmış tek kadın olduğuna inanabilirsiniz. Gerçekte Curie, çığır açan birçok kadından sadece biriydi. Onu diğerlerinden ayıran şey, başarılarının çoğunlukla kendi çabaları sayesinde, zamanında takdir edilmiş olmasıydı. Bilimdeki diğer kadınlar o kadar şanslı değildi. 1883’te feminist, kölelik karşıtı ve sosyolog Matilda Joslyn Gage, “Bir Mucit Olarak Kadın” başlıklı bir makale yazdı. Gage, kadınların “yaratıcı veya mekanik bir dehaya” sahip olmadığı şeklindeki ortak iddiayı tartışarak işe başladı. Sonrasında makalesinde Gage kadın kaşifleri ve onların bilime olan katkılarına rağmen verilmeyen patentlerini, görünmeyen emeklerini anlattı.

Matilda Joslyn Gage

Bir asırdan fazla bir süre sonra, bilim tarihçisi Margaret Rossiter, konuyu tekrar ele aldı. 20. yüzyıl Amerikan bilimindeki kadınların tarihini odak noktasına koyarak yüzlerce bilim kadınının hikayesine ulaştı. 500 bilim kadının biyografisini inceledi ve kaleme aldı. Sistematik olarak bilim kadınlarının yaptıkları çalışmalara gerekenden daha az önem verildiğini tanımlamak için de Matilda Joslyn Gage’e ithafen Matilda etkisi ifadesini kullandı.

Matthew Matilda Etkisi Nedir?

Matilda etkisi, çalışmaları erkek meslektaşlarına atfedilen kadın bilim insanlarının başarılarını kabul etmeye karşı bir önyargıdır. Bilimsel çalışmalar çoğunlukla, bir grup araştırmacının işbirlikçi projeleri ile gerçekleşir. Bilgiye bu işbirliği aracılığı ile ulaşılması araştırmanın güvenilirliğini arttırır. Bununla birlikte, bilim tamamen nesnel değildir, psikolojik ve sosyal faktörlerden etkilenebilir. Bilimsel nesnelliği tehlikeye atan sosyal faktörlerin iki örneği Matthew ve Matilda etkileri olarak bilinir. Sosyolog Robert K. Merton’un 1968’de öne sürdüğü ‘Matthew etkisi’ bilim dünyasında aynı işi yapsalar dahi, daha az tanınan bilim insanlarına göre ünlü bilim insanlarının daha fazla öne çıkarıldığını ifade eder. Bu teori, ünlü insanların çalışmalarının daha iyi olmadıkları zamanlarda bile, daha az tanınmış insanlara kıyasla daha fazla uyandırdığına dikkat çeker. Bu yüzden, sponsoru olmayan genç insanlar arka planda kalmak zorunda olur.

1927 Solvay Kuantum Mekaniği Konferansı. Marie Curie, fotoğraftaki tek kadın; Kaynak: https://shethoughtit.ilcml.com/

Matilda Etkisi Olarak Tanımlanabilecek Bir Kaç Örnek

Matilda etkisi vakaları ile uzak – yakın geçmişe baktığımızda bir çok örnek listelenebilir. Ancak bunlardan en kötü şöhretli üç tanesi Lise Meitner, Rosalind Franklin ve Jocelyn Bell vakalarıdır. Bugün DNA’nın double helix denen yapısının keşfinde en büyük katkıyı yapanın Rosalind Franklin olduğu artık bilinse de, bu buluş çalışma arkadaşları Francis Crick, James D. Watson ve Maurice Wilkins’e atfedilerek 1962’de onlara Nobel ödülü verilmiş ve onun adı bile geçmemiştir.

1939’da Lise Meitner, Nükleer fizik ve radyoaktivite üzerine çalışmalar yapıp fizyonun teorik yorumunu ortaya koysa da Nobel Kimya Ödülü komitesi, 1944 yılında Lise Meitner’in oynadığı rolü göz ardı ederek, fizyonu keşfetmesinden dolayı ödülü Otto Hahn’a verdi. Otto Hahn, bu yanlışlıktan ve Meitner’in katkılarından hiç bahsetmedi. İrlandalı astrofizikçi Jocelyn Bell Lisansüstü öğrencisiyken ilk radyo pulsarlarını keşfetti. İlk olarak pulsarları gözlemlemesine ve de analiz etmesine rağmen Bell Burnell Nobel Fizik Ödülü’nü tez danışmanı Antony Hewish ile paylaşmadı. Albert Einstein’ın ilk eşi ve bir fizikçi olan Mileva Marić’in adı Einstein’in gölgesi altında kaldı ve sürece katkıları bilim çevrelerinde dikkate alınmadı.

Nobel Ödüllerinin Dağılımı

Marie Curie, 1903’te Nobel Ödülü alan ilk kadındı ve bunu iki kez alan tek kadındı. Çoğu barış ve edebiyat kategorilerinde olmak üzere toplam 57 kadın Nobel ödülü kazandı. Kaynak: https://www.statista.com/chart/2805/nobel-prize-winners-

Yukarıda görmüş olduğunuz grafik Nobel ödüllerinin cinsiyete göre dağılımını göstermektedir. Önyargılardan sıyrılmış eşitlik üzerine kurulu bir dünya dileğimizle.

Kaynaklar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu