Sosyoloji

Parkinson Yasası: Kısa Sürede Bitecek İşleri Neden Son Ana Bırakırız?

Parkinson Yasası’na göre, gerçekte bir günde tamamlanabilecek bir görev için kişiye bir hafta süre verilirse, iş çoğu zaman gereksiz yere uzar. Kişi bu süre boyunca işi erteler, ayrıntılarda oyalanır ya da gereğinden fazla zaman harcar. Sonuçta görev, verilen süreye yayılır ve ancak haftanın sonunda tamamlanır.

Öğrencilere bir proje raporunu tamamlamaları için üç hafta süre verildiğini düşünelim. İlk hafta rapora başlamak yerine gereğinden fazla araştırma yaparlar. İkinci hafta içeriği yazmak yerine biçimlendirmeyi kusursuz hâle getirmeye çalışırlar.

Üçüncü haftaya gelindiğinde ise raporu yazmak ve teslim etmek için acele etmeleri gerekir. Çünkü hazırlık aşamaları gereksiz yere büyümüş, iş gerçekten kalan sürenin tamamına ihtiyaç duyar hâle gelmiştir.

Parkinson Yasası yalnızca okul ya da iş hayatında değil, günlük yaşamın birçok alanında da karşımıza çıkar. Örneğin iş toplantıları, ayrılan süre ne kadarsa çoğu zaman o süreyi doldurur. Gündemi önceden belirlemek ve her konuya sınırlı süre ayırmak, toplantıların gereksiz yere uzamasını engeller.

Benzer bir durum seyahat hazırlığında da görülür. İnsanlar bavullarında ne kadar yer varsa genellikle o kadar eşya koyma eğilimindedir. Daha küçük bir bavul kullanmak ya da eşya sayısına sınır koymak, daha verimli hazırlanmayı ve gereksiz yüklerden kaçınmayı sağlar.

Sosyal medya ve ekran süresi de bu yasaya iyi bir örnektir. Boş zaman arttıkça dijital platformlarda geçirilen süre de çoğu zaman artar. Bu yüzden ekran süresine bilinçli sınırlar koymak ve dijital etkinlikler için belirli zaman aralıkları ayırmak, zamanı daha dengeli kullanmaya yardımcı olur.

Parkinson Yasası Adını Nereden Alıyor?

Parkinson Yasası Kısa Sürede Bitecek İşlerin Son Geceye Kalmasının Nedenini Açıklayabilir

Cyril Northcote Parkinson, bu ilkeyi ilk kez 19 Kasım 1955’te The Economist’te yayımlanan makalesinde ortaya koydu. İngiliz kamu yönetimi üzerine yaptığı gözlemlerden yola çıkarak, iş yükü gerçekten artmasa bile devlet kurumlarının zamanla büyüme eğiliminde olduğunu mizahi bir dille anlattı.

Parkinson Yasası Kısa Sürede Bitecek İşlerin Son Geceye Kalmasının Nedenini Açıklayabilir
Parkinson yasası yapmayı planladığınız işin, gerekli olmasa bile ona ayırdığınız süre kadar genişlemesi demektir. Bu fenomen birçok bilimsel çalışmada defalarca gözlemlenmiştir

Bu fikir kısa sürede dünya genelinde ilgi gördü. Parkinson başlangıçta bürokrasi üzerine esprili bir gözlem yapmıştı. Ancak insanlar zamanla bu ilkeyi iş yönetimi, verimlilik, toplantılar, proje planlaması ve günlük yaşam gibi pek çok alanda kullanmaya başladı.

Parkinson Yasası’nı Günlük Hayatta Nasıl Kullanmalıyız?

Parkinson Yasası çoğu zaman erteleme alışkanlığımızla birlikte ortaya çıkar. Teslim tarihi uzak olduğunda, önümüzde bol zaman varmış gibi düşünürüz ve işe daha rahat yaklaşırız. Ancak süre daraldıkça zaman algımız değişir; bir anda daha hızlı, daha dikkatli ve daha verimli çalışmaya başlarız. Bu durum, motivasyonumuzun ve çalışma hızımızın yaklaşan teslim tarihinden ne kadar etkilendiğini gösterir.

Bu yasa aynı zamanda mükemmeliyetçilik ve başarısızlık korkusuyla da ilişkilidir. Süre uzun olduğunda, işi gereğinden fazla kusursuzlaştırma eğilimi ortaya çıkar. Böylece bol zaman, avantaj olmaktan çıkar. Fazla düşünmeyi ve iş yükünün gereksiz yere büyümesini teşvik eden bir tuzağa dönüşür.

Parkinson Yasası’nı günlük hayatta uygulamanın en etkili yollarından biri, işlere kendi sınırlarınızı koymaktır. Bir görevin teslim tarihi uzaktaysa, kendiniz için daha erken bir bitiş tarihi belirleyin. Bu tür bir zaman sınırı, önceliklerinizi daha net görmenizi sağlar, daha hızlı karar vermenize yardımcı olur ve işin gereksiz yere uzamasını engeller.

Bir diğer yöntem, en baştan mükemmeli hedeflemek yerine “yeterince iyi” bir sonuç üretmeye odaklanmaktır. Bu yaklaşım, iş projelerinde, kişisel hedeflerde ya da yaratıcı çalışmalarda oldukça işe yarar. Önce temel gereklilikleri karşılayan sağlam bir taslak ortaya koymak, ayrıntılarda kaybolmanızı önler. Gerekirse daha sonra düzenleme ve iyileştirme yapabilirsiniz.

Büyük ve karmaşık işleri ise tek parça hâlinde ele almamak gerekir. Böyle görevleri daha küçük adımlara bölün. Ardından her adım için zorluğuna ve önemine göre belirli bir süre ayırın.

Bu yöntem, işi gözünüzde büyütmenizi engeller; aynı zamanda odaklanmayı ve motivasyonu korumanıza yardımcı olur. Her bölüm için net bir zaman sınırı koyduğunuzda, işin sonsuza kadar uzamasını önler ve daha düzenli bir çalışma akışı kurarsınız.

Görevlerinizi Bir Öncelik Sırasına Göre Yapın

Parkinson Yasası, bir iş için ayrılan sürenin çoğu zaman tamamen kullanıldığını ve bunun verimsizliğe yol açabileceğini gösterir. Bu ilke eğitimden sağlığa, yaratıcı işlerden şehir planlamasına kadar pek çok alanda karşımıza çıkar. Temel mesajı açıktır: Daha odaklı ve verimli çalışmak için zamanı bilinçli biçimde sınırlandırmak gerekir.

Bu yasa, Pareto İlkesi ile birlikte düşünüldüğünde daha güçlü bir verimlilik yaklaşımı sunar. Pareto İlkesi, sonuçların büyük bölümünün genellikle çabanın küçük ama etkili bir kısmından geldiğini söyler. Bu iki fikri birleştirdiğimizde, hem işleri gereksiz yere uzatmaktan kaçınabilir hem de en fazla sonuç getiren görevlere odaklanabiliriz.


Kaynaklar ve ileri okumalar için:

  • The ‘law’ that explains why you can’t get anything done. Yayınlanma tarihi: 22 Mayıs 2020; Bağlantı: https://www.bbc.com/
  • Aronson, Elliot. “Further Steps beyond Parkinson’s Law: A Replication and Extension of the Excess Time Effect.” Journal of Experimental Social Psychology, Elsevier BV, 1967.

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir