Tıp ve Sağlık

İnsan Vücudunun Dayanabileceği En Yüksek Sıcaklık Nedir?

Sıcak yaz günlerinde nefret etsek de dışarısı soğuk olduğunda hepimiz güneşi özleriz. Sonuçta biz insanlar vücut sıcaklığımızdaki küçük dalgalanmalara uyum sağlayabiliriz. Yılın ortalama bir günü boyunca, vücut sıcaklığımız yalnızca yaklaşık 1 santigrat derece değişir. Daha fazlası da bizi huzursuz hatta hasta eder. Eğer 35°C’ye düşerse hipotermiye, 40°C veya üstüne çıkarsa da hipertermiye yol açar. Ancak bu durumlar normal koşullarda nadir karşımıza çıktığı için çoğumuzun endişelenmesine gerek yoktur. Daha doğrusu yoktu…

İklim değişikliğinin dünya genelinde sıcaklıkların artmasına neden oluyor. Bu durumda giderek daha fazla sağlığımızı tehdit ediyor. İnsan vücudu esnektir ve bu duruma uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya sahiptir. Sıcak ve güneşli bir günde vücudumuz, vücut sıcaklığını düşürmek için çok özel bir işlem kullanır. Bu terlemektir. Ter (yani, bazı mineraller ve iyonlar içeren tuzlu su), çevredeki havadan ısıyı emer. Sonrasında cildimizden buharlaşarak bir soğuma hissi sağlar.

Peki ama vücudumuz ne kadarına uyum gösterebilir? İnsan vücudunun dayanabileceği en yüksek sıcaklık nedir? Cevap aslında neme göre değişir. 2020 yılında yapılan bir araştırmaya göre bu sorunun cevabı 35 santigrat derece yaş termometre sıcaklığı.

Dünya yüzeyinde şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık 56.7°C’dir. Bu sıcaklık 10 Temmuz 1913’te, ABD, California’daki Death Valley’de ölçülmüştür. Yüz sekiz yıl sonra, bu hala Dünya’da şimdiye kadar güvenilir bir şekilde kaydedilen en yüksek hava sıcaklığıdır.

Yaş Termometre Sıcaklığı Nedir?

Ebette hava durumu tahminlerinde duyduğumuz şey ile aynı değil. Ölçüm ıslak bir beze sarılı bir termometre ile yapılır. Bu ölçüm işin içine hem ısıyı hem de nemi katar. İkincisi önemlidir, çünkü havada daha fazla su yani nem olduğunda, terin vücuttan buharlaşması ve bir kişiyi soğutması daha zordur. Nem düşük ve sıcaklık yüksek ise ya da tam tersi durumlarda yaş termometre tehlikeli rakamları göstermez. Ancak hem nem hem de sıcaklık çok yüksek olursa işler değişir.

Örneğin, hava sıcaklığı yaklaşık 46 derece ve bağıl nem %30 olduğunda, yaş termometre yalnızca yaklaşık 30,5 dereceyi olur. Ancak hava sıcaklığı 38,9 derece ve bağıl nem %77 olduğunda, yaş termometre bu sefer yaklaşık sınır olarak kabul edilen 35 dereceyi ( 95 F’)gösterir. Bu sıcaklığa maruz kalmak ani bir ölüme neden olmaz ancak bir kaç saat içinde vücudumuzda sorunlar ortaya çıkmaya başlar.

Yaş termometre sıcaklığı insan vücut sıcaklığının üzerine çıkarsa, yine terleyebilirsiniz, ancak vücudunuzu fizyolojik olarak çalışması gereken soğutma sistemi çalışmaz. Yani, yüksek nem ve sıcaklık durumunda insanlarda bulunan yerleşik soğutma sistemi çalışmaz. Nem yani havanın sahip olduğu su buharı miktarı, aşırı vücut ısısının ter yoluyla atılmasını zorlaştırır. Bu noktadan sonra da vücudumuz hipertermi yani halk arasında bilinen adı ile sıcak çarpması ile yüzleşir. 

Normal şartlarda herkes sıcak çarpmasından etkilenir. Ancak bazı faktörler hipertermi riskini arttırır. Bireyin aşırı sıcakla baş etme becerisi merkezi sinir sisteminin etkinliği ile doğru orantılıdır. Çok genç yaşlarda merkezi sinir sistemi tam olarak gelişmemiştir. Ayrıca 65 yaşın üzerindeki yetişkinlerde ise merkezi sinir sistemi üzerinde bozulmalar ortaya çıkar. Her iki durum da bireyin vücudunun vücut ısısındaki değişikliklere karşı daha zor uyum göstermesine yol açar ve bu durum riski artırır. Ayrıca egzersiz ve doğrudan güneş ışığına maruz kalma, aşırı ısınmayı kolaylaştırır.

Dünyamızda halihazırda bu koşulları yaşamaya başlayan yerler var. Küresel ısınmanın etkisi sonucunda da daha fazla insan benzer risklere maruz kalacak gibi gözüküyor. Önümüzdeki 30 ila 50 yıl içinde bu koşullara sahip risk altında olan yerler arasında kuzeybatı Meksika, kuzey Hindistan, Güneydoğu Asya ve Batı Afrika yer alıyor. Bir klima ile serinleyerek bu durumla baş ediyor olabilirsiniz. Ancak Dünya’nın önemli bir kesiminin bırakın klimayı elektriğe bile erişimi olmadığını anımsayalım.

Kaynaklar ve İleri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Yola Kadıköy Anadolu Lisesi ile başladım. Ardından gelen tesadüfler, zamanında pek de sevmediğim, matematik ile yolumu kesiştirdi. Sonucunda Marmara Üniversitesinde İng. Matematik öğretmenliğinden mezun oldum. Zaman akıp gitti; bu süreçte ben de çeşitli özel eğitim kurumlarında matematik öğretmenliği ve eğitim koordinatörlüğü yaptım. Bu esnada da bol bol matematik ile ilgili serzenişlere şahit oldum. Ne yapmalı diye düşünürken, aklıma bu site fikri geldi. 2015 yılında matematiksel.org web sitesini kurdum. Amacım bilime ve özelinde matematiğe ilgiliyi arttırmaktı. Matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarının da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Yolumuz uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu