Astronomi

Karanlık Maddenin Var Olduğundan Bu Kadar Emin Olmalı mıyız?

Karanlık madde, ışık yaymayan ve soğurmayan, ancak kütleçekim etkisi gösteren görünmez bir madde türüdür. Eğer karanlık madde gerçekten varsa, gökbilimcilerin teleskoplarla gözlemlediğinden daha fazla maddenin var gibi görünmesini açıklayabilir.

Son birkaç on yıl, kozmoloji bilimi açısından olağanüstü bir dönemin kapılarını araladı. Çok çeşitli yüksek hassasiyetli ölçümler, evrenimizin tarihini dikkat çekici bir ayrıntıyla yeniden inşa etmemizi sağladı.

Farklı ölçümleri karşılaştırdığımızda, evrenin genişleme hızı, ilk atomların oluşumu sırasında yayılan ışığın desenleri, galaksilerin ve galaksi kümelerinin uzaydaki dağılımı ve çeşitli kimyasal türlerin bollukları gibi verilerin hepsinin aynı hikayeyi anlattığını ve aynı olaylar dizisini desteklediğini görüyoruz.

Bugün evrenimizin kökeni ve tarihi hakkında, birkaç on yıl önce çoğu insanın bu kadar kısa sürede öğrenebileceğimizi tahmin ettiğinden çok daha fazlasını biliyoruz. Ancak bu önemli başarılara rağmen, hâlâ öğrenilecek çok şey var. Hatta bazı açılardan, son on yıllarda yapılan keşifler yanıtladıkları kadar yeni sorular da ortaya çıkardı.

Kozmolojik gözlemler, evrenimizdeki maddenin ortalama yoğunluğunu son derece yüksek bir hassasiyetle belirlemiştir. Ancak bu yoğunluk, yalnızca sıradan atomlarla açıklanamayacak kadar yüksektir. On yıllar süren ölçümler ve tartışmaların ardından artık eminiz ki evrendeki maddenin büyük çoğunluğu, yaklaşık yüzde 84ü, atomlardan ya da bilinen herhangi bir maddeden oluşmamaktadır.

Bu maddenin kütleçekimsel etkisini hissedebiliyor ve varlığını açıkça anlayabiliyoruz; ancak onun ne olduğunu bilmiyoruz. Bu gizemli madde görünmezdir ya da en azından neredeyse öyledir. Daha iyi bir isim bulamadığımız için de ona karanlık madde diyoruz.

Karanlık Madde Nedir?
Fizikçiler, bildiğimiz evrendeki kütle ve enerjinin yüzde 27 gibi şaşır­tıcı derecede büyük bir kısmının “karanlık madde” adı verilen bir şeyden oluştuğuna inanmaktadır. Bu, evrenin büyük çoğunluğunu oluşturan maddenin yüzyıllardır düşündüğümüzden çok farklı bir şey olduğu an­lamına gelir. Bu gizemli madde, bildiğimiz normal maddenin beş katından daha fazladır.

Karanlık Madde Nedir Ve Nasıl Fark Ettik?

1930larda, İsviçreli gökbilimci Fritz Zwicky, Koma kümesindeki gökadaları incelerken bazı gökadaların çok yüksek hızlarla hareket ettiğini fark etti. Merkezden uzaklaştıkça yıldızların hızlarının, daha zayıf kütleçekim etkisine maruz kaldıkları için azalması bekleniyordu. Bu, Newton yasalarına göre öngörülen durumdu.

Ancak ölçümler, mesafe arttıkça hızların azalmadığını gösterdi. Bu durum, bilim insanlarını orada görünmeyen bir maddenin bulunması gerektiği fikrine yöneltti. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, dönemin bilim topluluğu Zwickynin bu fikrine ikna olmadı. Fikrinin ciddiye alınması için yaklaşık 40 yıl geçmesi gerekti.

1960lı yıllarda meşaleyi Amerikalı astronom Vera Rubin devraldı. Takip eden on yıl boyunca Rubin, yüzlerce sarmal galaksinin dönüşünü inceledi ve aynı olgunun buralarda da geçerli olduğunu gösterdi. Sarmal galaksilerin dış bölgelerindeki yıldızların, merkezdekiler kadar hızlı hareket ettiği gözlemlendi.

Dr. Vera Rubin, 1963 yılında Kitt Peak Ulusal Gözlemevi’nde gözlem yapmaya başladı.

Bu dönüş problemine getirilen en yaygın açıklamalardan biri, galaksilerde ek bir görünmez kütlenin varlığıdır. Bu görünmez kütle, yüksek hızlarla hareket eden yıldızların galaksiden kopmasını engelleyen ek çekim kuvvetini sağlar.

Bu tutarsızlıkları açıklamak için Rubin, her galaksinin büyük bir karanlık madde halesiyle çevrili olduğunu ileri sürdü ve bu görüş zamanla geniş kabul gördü. Ancak gerçekte ne olduğu sorusu, o günden bu yana temel fiziğin en büyük problemlerinden biri olmaya devam etmektedir.

Karanlık maddenin inatçı biçimde yakalanamaması, birçok bilim insanını hem şaşırtmış hem de kafa karışıklığına sürüklemiş durumda.

Karanlık Madde Olmayabilir mi?

Bilim insanları onlarca yıldır karanlık maddeye dair kanıt arıyor, ancak henüz doğrudan bir gözlem elde edilemedi. Bu nedenle bazı araştırmacılar karanlık maddenin varlığını sorguluyor. Hatta hareket ya da kütleçekim yasalarının yeniden ele alınması gerektiğini söylüyor. Buna rağmen bazı önemli gözlemler karanlık madde fikrini desteklemektedir.

Örneğin Bullet kümesi olarak bilinen olayda, iki galaksi kümesinin çarpışması sonucunda ortaya çıkan veriler karanlık maddenin varlığına işaret eder. Öte yandan Dragonfly 2 ve Dragonfly 4 adlı iki küçük galaksi, Newton yasalarına tamamen uygun şekilde dönmekte ve karanlık maddeye dair hiçbir iz göstermemektedir.

İlginç bir şekilde, bu galaksiler aslında karanlık maddenin varlığına dolaylı bir kanıt olabilir. Çünkü eğer galaksilerdeki anormal dönüşler yalnızca fizik yasalarının yanlış anlaşılmasından kaynaklansaydı, bu galaksilerde de aynı sapmaların görülmesi gerekirdi. Ancak böyle bir durum gözlenmemektedir.

Sonuç olarak

Sonuç olarak evrende hâlâ açıklanamayan önemli olaylar vardır. Galaksiler beklenenden hızlı dönmekte, galaksi kümeleri dağılmadan varlığını sürdürmekte ve uzak galaksilerden gelen ışık beklenenden daha fazla bükülmektedir.

Bu durum iki olasılığı gündeme getirir. Ya fizik yasalarını tam olarak anlamıyoruz ya da karanlık madde gerçekten vardır ve evrendeki sıradan maddeden çok daha yaygındır. Kesin cevap henüz bilinmemektedir, ancak bilim insanları bu gizemi çözmek için çalışmalarını sürdürmektedir.


Kaynaklar ve İleri Okumalar:

  • Puglisi, Annagrazia & Dudzevičiūtė, Ugnė & Swinbank.Mark & Gillman, Steven & Tiley. Alfred & Bower, Richard & Cirasuolo, Michele & Cortese, Luca & Glazebrook.Karl & Harrison, Chris & Ibar. Edo & Molina, Juan & Obreschkow, Danail & Oman, Kyle & Schaller. Matthieu & Shankar, Francesco & Sharples, Ray. (2023). KURVS: The outer rotation curve shapes and dark matter fractions of $z \sim. 1.5 $ star-forming galaxies.
  • Dark matter. The mystery substance physics still can’t identify that makes up the majority of our universe. Yayınlanma tarihi: 25 Ekim 2017. Kaynak site: Converation. Bağlantı: Dark matter. The mystery substance physics still can’t identify that makes up the majority of our universe

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir