Astronomi ve Kozmoloji

Gökyüzüne Her Baktığımızda Aslında Geçmişi İzliyoruz!

Geçmişi izlemek ilginç olmaz mıydı? Mesela, 10.000 yıl önce olmuş bir olayı sanki şu an oluyormuş gibi canlı canlı izlemek. Peki ya bir olayı evrendeki herkesten daha önce öğrenmek? Dürüst olmak gerekirse bunlar çok da absürt istekler değil. Hatta aslında biz bunları her gün yaşıyoruz. Nasıl mı? Evrende ne kadar uzağa bakıyorsak, zamanda o kadar geriye dön­müş oluruz. Ay’ın 1,25 saniye, Güneş’in 8,5 dakika, en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri’nin ise 4,25 yıl önceki halini görürüz.

Evrenin tam şu anda nasıl göründüğünü bilmek kelimenin tam anlamıyla im­kânsızdır. Ayın, Güneş’in ve en yakın yıldız sisteminin hâlâ yerinde durdu­ğuna inanmamız makul olur. Ama bize ancak milyarlarca yıl önceye ait görüntüleri ulaşan galaksiler için bu doğru olmayabilir.

Konuyu açıklayabilmek için bir örnek verelim. Boşlukta ışığın hızı yaklaşık olarak saniyede 300 milyon metredir. Diyelim ki bir ışık kaynağından 600 milyon metre uzakta duruyoruz. Işık kaynağının yanında da bir arkadaşımız var. Arkadaşımız düğmeye bastığında ışık yanıyor ve ışık ışınları bize doğru harekete başlıyor. Kaynakla aramızdaki mesafeyi ve ışığın hızına göre, ışınının bize ulaşması 2 saniye kadar sürer. Bu durumda biz arkadaşımızın ışığı yaktığını 2 saniye sonra öğrenmiş olacağız. Yani 2 saniye önce yaşanmış olayı biz içinde bulunduğumuz saniye yaşanmış gibi algılayacağız. Bir de bu durumu bizden 10.000 ışık yılı uzaktaki galaksilerde yaşanan olaylara uyarlayın.

Örneğin bu mesafede vuku bulmuş bir yıldız patlamasını biz ancak oluşundan 10.000 sene sonra görebileceğiz. Üstelik bu patlamanın Dünyamız üzerinde kütle çekimsel bir etkisi olsa bile biz bunu yine 10.000 sene sonra hissedeceğiz çünkü hiçbir şey –kütle çekimsel etki bile boşlukta ışıktan daha hızlı hareket edemez.

Gözümüze ulaşan Güneş kaynaklı bir foton aslında on binlerce yaşında olabilir!

Gelelim yukarıdaki iddiamıza. Biz her gün derin uzaydaki yıldızları izlemediğimize ve bizden 600 milyon metre uzakta ışık yakıp söndürecek bir ahbabımız da olmadığına göre bu olguyu nasıl deneyimliyoruz?

evren
Gökyüzüne baktığımızda evrende geçmişe bakıyoruz. O gördüğümüz gök cisimlerinden gelen ışık, aslında o cismin o anki görüntüsüne ait değil, geçmişteki görüntüsüne ait.

Dünyamızın mensubu olduğu sisteminin 4,5 milyar yaşındaki yıldızı Güneş bizden yaklaşık 150 milyon kilometre uzakta. Işık hızını da yaklaşık saniyede 300 bin kilometre. Bu durumda Güneş yüzeyinden ayrılan bir ışık ışınının bize ulaşması yaklaşık 8 dakika 20 saniye sürer. Dünya’nın Güneş etrafında eliptik bir yörüngede hareket ettiği düşünülürse bu süre 490 saniye ile 507 saniye arasında değişir. Ama 500 saniye ortalama bir değerdir. Eğer 8 dakika size yeterince ilginç gelmediyse bir de şöyle düşünün:

Aslında bir fotonun Güneş yüzeyine ulaşıp da uzay boşluğunda süzülüp gözümüze ulaşmasından önce de bir yaşamı var. Güneş’in füzyon tepkimeleriyle çekirdekte fotonlarını ürettiği malumunuz. Gama ışımasıyla oluşan bir foton çekirdekte ve radyoaktif bölgede dolaştıktan çok uzun bir süre sonra yüzeye ulaşmayı başarır. Yani gözümüze ulaşan Güneş kaynaklı bir foton aslında on binlerce yaşında olabilir!

Güneş ile aramızdaki mesafe ile ışığın sınırlı hızının başka sonuçları da var elbette. Örneğin bir sebepten nadide yaşam kaynağımızın aniden yok olduğunu düşünün. O an Güneş ile Dünyamız arazındaki mesafeye bağlı olarak yaklaşık 8 dakika kadar gezegenimizde hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edeceğiz. Sonrasında başımıza geleceklerden bihaber olduğumuz harika 8 dakika…

Geçmişi İzlemek Bize Evrenimizin Evrimini Görme İmkanı Sağlar

Her ne kadar teleskoplarımızı uzaya çevirdiğimizde şimdiyi göremiyor olsak da daha önceki dönemlerde nasıl olduğunu görmüş oluyoruz. Bu olanak, astronomlara Büyük Patlama’dan bugüne kadar evrenin bütün evrimini görme imkânı tanıyor. Bizler de aslında her an bu fenomeni yaşıyoruz. Bir el fenerini açtığımızda fotonların oluşması ile gözümüze ulaşması ve bizim onu görmemiz de eş zamanlı değildir. Ama bu fark nanosaniye bazında olduğundan bunu hissetmeyiz. Yine de ne kadar çabalarsak çabalayalım algımızın, bilgimizin evrende olanların gerisinde kalmasına engel olamayacağız. Olsun. Yine de geç bilgi, olmayan bilgiden iyidir!

Rumeysa Aslıhan Ertürk

İleri Okumalar: Looking Into Space, When Do We Start Looking Into The Past?; https://www.forbes.com/

Matematiksel

Rumeysa Aslıhan Ertürk

Vefa Lisesi 143. dönem mezunu, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği anadal, Fizik bölümü yandal öğrencisi. Küçük yaşlarda bilimin büyülü dünyası başını döndürmüş olacak ki tüm hayallerini onun peşinden koşmak üzerine kurdu. Cehaletin mutluluk olduğuna inanmadığı gibi bilmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan çok keyif alıyor. Okuyucusuna keyifli dakikalar dilerken kendilerinin olumlu veya olumsuz görüşlerini de dört gözle bekliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu