Mükemmeliyetçilik Sizi Gerçekten Mükemmel Yapar mı?

Eğer siz de iki cümlelik bir e-postayı yazmak için 30 dakika harcıyorsanız, kendinizi başkaları ile olumsuz ve gerçekçi olmayan bir şekilde karşılaştırıyorsanız, mükemmelliğe ulaşılmadıkça çaba sarf etmenin anlamsız olduğunu düşünüyorsanız, öğrenme sürecinden ziyade nihai sonuca odaklanıyorsanız, mükemmel olamama korkusuyla yeni bir aktivite denemekten kaçınıyorsanız, kısacası mükemmeliyetçilik sizin yaşam biçiminiz ise okumaya devam ediniz.

Mükemmeliyetçilik Nedir?

Mükemmeliyetçiliği tanımlamak biraz zor. Genel anlamda mükemmeliyetçilik, kişinin kusursuzluk ve mükemmellik için çabalamaya duyduğu ilgiyle karakterize edilen bir kişilik tarzı olarak tanımlanabilir.

Hata yapmak ve bunlardan öğrenmek yetişkin insan olmanın bir parçasıdır. İnsanı kariyerinde ve genel olarak ilişkilerinde daha başarılı kılar. Mükemmeliyetçi insanlar, ne pahasına olursa olsun hata yapmaktan kaçınmakla hedeflerine ulaşmayı zorlaştırır.

Mükemmeliyetçi insanlar, mükemmel olmadıkça yaptıkları hiçbir şeyin değerli olmadığına inanırlar. İlerlemelerinden gurur duymak yerine, yaptıklarını sürekli olarak başkaları ile karşılaştırırlar. Hedef kusursuzluğu elde etmek olur ki bu mümkün değildir. Bu nedenle mükemmeliyetçi özelliklere sahip kişiler arzu ettikleri sonuçları elde etseler bile yine de tatminsizlik duygusu yaşayacaklardır.

Yakın zamanda yapılan bir analiz, mükemmeliyetçiliğin son otuz yılda, en azından Batı dünyasındaki insanlarda önemli ölçüde arttığını gösteriyor. Bedenlerimizin, kariyerlerimizin ve evlerimizin neye benzemesi gerektiğine dair kusursuz görüntülerle dolu bir dünyada yaşamak bizi zihinsel ve fiziksel hastalık riskine daha yatkın hale getiriyor.

Psikologlar ayrıca üç farklı mükemmeliyetçilik türü arasında ayrım yaparlar.

Mükemmeliyetçilik Türleri Nelerdir?

  • Kendine yönelik: Bu eğilimde olanlar işlerinde ve ilişkilerinde kendilerine yüksek hedefler koyarlar. Bir rakibe yenilmekten, bir sınavda başarısız olmaktan veya işte ikramiye alamamaktan sık sık endişe duyarlar. Kişi kendisine son derece yüksek beklentiler dayatır, hata kabul etmez ve sürekli olarak kendisini eleştirir. Sıkıntı, kaçınma, kaygı ve kendini kınama gibi olumsuz duygulara yol açma olasılığı yüksektir.
  • Başkasına yönelik: Belirlenen gerçek dışı ve yüksek standartlara başkalarının uymasını bekleme eğilimi gösteren kişilerdir. Etraflarında bulunan kişileri olağanüstü yüksek standartlarda tutmaya çalışırlar. Başkalarına iş veremezler, yaptıklarını beğenmez, sürekli hata bulurlar. Aynı zamanda etraflarındaki kişileri çok eleştirir ve yargılarlar. Bunun sonucunda sosyal reddedilme ve ilişki sorunları riskiyle karşı karşıyadırlar.
  • Sosyal beklentiler: Son olarak, mükemmel olmak için başkalarından büyük baskı hisseden ve aynı zamanda onların onayını arayan “toplumsal olarak belirlenmiş” mükemmeliyetçiler vardır. Bu kişiler çevrelerinden onay ve takdir görmek için çok yüksek standartlara ulaşmaları gerektiğine inanırlar. Genellikle öfke, standartlara ulaşamadıklarında depresyon ve başkaları tarafından yargılanma korkusu duyduklarında da sosyal kaygı sorunları vardır.

Elbette bir miktar mükemmeliyetçilik gereklidir. Bu nedenle bu kavram ‘sağlıklı’ ve ‘sağlıksız’ olarak iki farklı bakış açısı ile incelenmelidir. Yüksek standartlara sahip olma, motivasyon ve disiplin gibi özelliklerden dolayı ‘sağlıklı’ olabilecek eğilimdir.

İnsanın kendisini hiçbir zaman yeterince iyi görmediği ve bu yüzden hedeflerinden geri tutan bir hal kazandığında ise sağlıksızdır. Çok çalışıp da kötü not alan bir öğrenci “Hayal kırıklığına uğradım, ama sorun değil; hala genel olarak iyi bir insanım” diyorsa bu sağlıklıdır. Ama “Hep başarısız oluyorum, yeterince iyi değilim” şeklinde bir değerlendirme mükemmeliyetçiliktir.

Bazen Özenli Olmakla Mükemmel Olmak Birbirine Karıştırılabilir.

mükemmelliyetçilik
Mükemmeliyetçilik erken yaşta başlayan ve giderek yaygınlaşan bir özellik. Çoğumuz bunun olumlu olduğunu düşünsek de araştırmacılar bizimle aynı görüşte değil.

Özenli insanlar bir sorun çıktığında onu aşmanın bir yolunu bulur. Mükemmeliyetçiler ise yoldaki her tümseği hisseder ve hemen strese girer. Bu durum da onları edinmek istedikleri başarıdan alıkoyar. Mükemmeliyetçiler için performans ile benlik algısı iç içe geçmiştir. Başarılı olamadıklarında sadece yaptıkları konusunda hayal kırıklığı değil, kendi kimliklerine dair de utanç hissederler. Sonra da mükemmeliyetçilik bu utancı hissetmemek için bir savunma taktiği haline gelir.

Eğer mükemmelseniz başarısız olmaz, başarısız olmazsanız utanç da hissetmezsiniz. Böylece mükemmeliyetçilik arayışı kısır bir döngü olur. Konu ile ilgili yapılan 43 çalışmanın 2016 yılı meta-analizinde, sporcuların, çalışanların ve öğrencilerin, yüksek kişisel standartlara sahip olma gibi özelliklerden yararlanmadığını, tersine bu durumun onlarda olumsuz etkiler yarattığını ortaya koyuyor.

Mükemmeliyetçilik Neden Tehlikelidir?

Mükemmeliyetçilik yaşlandıkça daha sorunlu hale gelmeye başlar. Mükemmeliyetçiler daha az vicdanlı, daha az çalışkan, daha az üretken, giderek tükenmişlik yaşamaya daha yatkın hale gelirler. Sonuçta mükemmellik için çabalarsanız, büyük olasılıkla daha sık başarısız olursunuz. Bu da sizin genel ruh halinizi etkiler.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre rekor sayıda genç ruhsal sağlık sorunundan mustarip. Depresyon, endişe ve intihar düşüncesi on yıl öncesine kıyasla çok daha yaygın. Bu tür sorunlara karşı koruyucu olabilecek şeylerden biri kişinin kendisine karşı merhametli olmasıdır ki mükemmeliyetçilik takıntısı olan kişilerde bu yoktur.

Onların sıkça yaptığı şey kendisini eleştirmektir ve bu da zamanla depresyona yol açar. Mükemmeliyetçilik kendi başına bir sendrom olarak görülmese de, zihinsel sağlık koşullarıyla güçlü bağlantıları vardır.

Mükemmeliyetçilik konusunda 30 yıldır araştırma yapan ve bir değerlendirme cetveli geliştiren Gordon Flett, bu eğilimdeki insanların “sürekli stres halinde” olduğunu söylüyor. Ayrıca “işkolik” bir savunma da geliştirmişlerse rahatlamaya zaman bulamayıp beyni ve bedeni sağlıklı işlemekten mahrum edebiliyorlar.

Sonuçta piyasa temelli bir toplumda yaşıyoruz ve başarılarımızla değerlendiriliyoruz. Öğrenim hayatımız sürecince rekabet ortamında bulunuyoruz. Ve buna daha fazlasını başarması için çocuklarını üzerinde sürekli baskı uygulayan ebeveynler eşlik diyor.

Akademik başarıya odaklanmanın mükemmeliyetçilik ile ilişkisi artık bilinen bir gerçek. Çocuklarına hata yapma fırsatı vermeyen aileler sonuçta faydadan ziyade zarar veriyor. Aynı zamanda başarısızlık korkusunu sosyal medya da önemli etkide arttırıyor. Sonuçta gerçekçi olmayan standartlar sadece gençlerin değil yetişkinlerin bile kendileri hakkında endişe etmelerine neden olabiliyor.

Mükemmeliyetçilikle Mücadele Etmek İçin Ne Yapabiliriz?

Durumun doğası gereği bir mükemmeliyetçinin yanlış bir şeyler olabileceğini kabul etmesi son derece zor olsa da, ilk şey onu tanımaktır. İnsanlara neden belirli şekillerde davrandıklarını analiz etmeleri için araçlar sağlayan ve olumsuz kalıplardan kurtulmalarını sağlayan konuşma terapileri veya bilişsel davranışçı terapi, davranışla mücadele etmenin en iyi yoludur.

Bunlara erişemiyorsanız, kendinizi konfor alanınızdan çıkmaya zorlamanın yardımcı olduğunu görebilirsiniz. Koşulların mükemmel olmadığını bildiğiniz halde kendinizi bir şeyler yapmaya zorlamak iyi bir başlangıçtır. Öğrenmek ve kendinizi geliştirmek, ömür boyu sürecek değerli bir tutkudur. Öğrenmenin ilk adımı da hatalar yapmaktan geçer.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz