Tarih

Ley Hatları: Doğaüstü Çizgiler Dünyamızı Sarabilir mi?

1921’de amatör arkeolog ve antikacı Alfred Watkins bir keşif yaptığını iddia etti. Aslında Britanya’daki antik kutsal yerlerin bir harita üzerinde çizgiler oluşturup oluşturmadığını merak ediyordu. Görünüşe göre oluşturuyordu. Ardından araştırmasını genişletti ve dünyanın farklı noktalarındaki antik yerlerin hepsinin bir biçimde düz çizgiler üzerinde hizaya girdiğini fark etti. Bulgularını 1922’de “Earth British Trackways” başlıklı bir makale yayınladı. Daha sonrada 1925 ve 1927’de konu hakkında iki kitap yazdı. Bu çizgileri de ley hatları – Ley çizgileri olarak adlandırdı. Bu sayede de Dünya hakkındaki belirsiz ve tuhaf fikirlerden biri daha hayatımıza dahil oldu.

Saint Michael dizilimi, Britanya’yı çevrelediği söylenen birçok ley hattının tartışmasız en belirgin ve en ilgi çekici olanıdır. Ama elbette bu dizilimin açıklaması daha kolay bir nedeni vardır.

Daha sonra arkeologlar, onun yorumlarına itiraz etseler de 1920’lerde ve 1930’larda bir süre Watkins’in fikirleri çok popülerdi. Hayatının geri kalanı boyunca, Watkins doğrusal bağlantılar bulmaya devam etti. Ancak 1930’lardan sonra fikri popülerliğini yitirdi. Ancak 1960’larda her şey başa döndü. Erich von Däniken’in 1968 yılında kaleme aldığı ve sözde geçmişin gizemlerini çözdüğü, Türk okurların da yakından bildiği ünlü kitabı Tanrıların Arabalarında, havadan görülebilen uzun düz çizgilerin UFO’lar için iniş pistleri veya uzaylılara sinyaller olduğunu iddia etti. Aslında öncesinde 1958’de Fransız UFO yazarı Aimé Michel Flying Saucers and the Straight-Line Mystery ( Uçan Daireler ve Düz Çizgi Gizemi) isimli kitabını yayınlamış ve buna uygun zemin hazırlamıştı.

St. Michaels Ley Hattını gösterdiği söylenen daha büyük ölçekli bir harita.

Doğal olarak Atlantis, neredeyse her okült ve paranormal hikayede yer aldığı için bu fikirlere bağlıydı.1969’da İngiliz yazar John Michell, eski ley hatları kavramını yeniden canlandıran The View Over Atlantis adlı bir kitap yayınladı. Popüler medya sayesinde de bu yeni bir inanç sisteminin başlangıcı oldu.

Sözde Ley Hatları Nedir?

Ley hatları nedir sorusunu sorduğunuz zamanlarda karşınıza çıkacak sayfalarda buna benzer açıklamalar ile karşılaşmanız olasıdır. Biz pek bir şey anlamadık. Ancak zaten anlaşılmaz olması işin gizemini koruyor.

Ley hatlarına inananlar için konsepti açıklamak oldukça basit. Bu hatlar dünyamızı çepeçevre saran, yerin jeolojik yapısının elektriksel girdabından doğan yeryüzünün enerji kanallarıdır. Bu hatların kesiştikleri yerlerde, belirli kişiler tarafından dizginlenebilecek konsantre enerji cepleri vardır. Konuya neden şüphe ile yaklaşmamız gerektiğini anlamış olmanız gerek. Sonrasında pek çok insan, pizza restoranlarından sinema salonlarına ve kiliselere kadar her şeyi haritalarda birbirine bağlayarak kendi ley çizgilerini çizdi. Geçerlilikleri bilimsel olarak kanıtlanamasa da ley hatları kavramı, doğaüstü ve bilim kurgu hayranlarını yıllarca büyüledi.

Türkiye’den geçtiği iddia edilen ley hatları

Bugün karşımıza çıkan çizili Ley hatları boyunca, Büyük Giza Piramitleri, Chichen Itza ve Stonehenge gibi yerler de bulunuyor. Belki de bu yerlerin ley hatlarında, sözde enerji ceplerinin yakınında bulunmaları, o zamanın mimarlık yasalarına meydan okuyan başlangıçlarını açıklayabilir. Ya da daha kolay ve mantıklı bir açıklaması vardır.

Ley Hatları Gerçek Değil İse Neden Her Yerde Çizgiler Görüyoruz?

Bu fikirlerin tümü, insanların hiç olmadığı yerde kalıpları görmelerine yönelik ortak bir eğilimi olarak bilinen pareidolia olarak bilinen bir fenomenin sonucudur. Bu nedenle bulutlara bakınca orada anlamlı şekiller görürüz. Ya da bazen bir tost ekmeğinde Meryem Ana’nın yüzünün belirdiğini birileri iddia eder. Ley hattı fikri ortaya atıldığında arkeologların çoğu konuya haklı olarak şüpheyle yaklaşmışlardı. Sonuçta tarih boyunca yoğun bir nüfusa ev sahipliği yapmış bölgelerde geçmişten günümüze çok fazla arkeolojik bulgu kalmıştır. Bu arkeolojik bulguları da da rastgele çizgiler ile birbirine bağlamak her zaman olasıdır.

Londra’daki pizza restoranlarının planı. Noktalarla o kadar yoğun ki, onlara uyacak bir düz çizgi her zaman çizilebilir.

1980’lerden beri yürütülen bir dizi detaylı matematiksel çalışma, bu hizalamanın tamamen tesadüften kaynaklanabileceğini bizlere göstermiştir. Hatta Arkeolog Richard Atkinson, Londra’daki telefon kulübelerinin ley hattını çizdi. Burada bir kere daha herhangi bir yoğun nokta kümesinin, bu çizgilerin bir anlamı olsun ya da olmasın, çizgilerle birleştirilebileceğine dikkat çekti. Başka bir araştırma da, Londra’daki pizza restoranlarının bir haritasını aldığınız da, haritada sekiz veya daha fazlasını birbirine bağlayan herhangi bir sayıda hat bulabileceğinizi gösterdi.

Sonuç olarak, yeterince rastgele veri noktası verildiğinde, çok sayıda çizgi çizebilirsiniz. Elbette isterseniz bunlara da “ruhsal bir enerji” anlamı atfedebilirsiniz. Antik anıtlar olması gerekmez, herhangi bir rastgele nokta kümesi yeterli olacaktır. Yani ley hatları aslında yoktur. Pek çok insan var olduğuna inanabilir. Ancak iddialardan herhangi birini doğrulayan hiçbir ikna edici kanıt sunamaz. Hala ikna olmadıysanız durun ve olayların başlangıcını hatırlayın. Tüm bunlar, 1970’lerin başında popüler ve başarılı bir kitap yazma arzusunun yansımaları. Siz siz olun şüpheci olmaya devam edin. Unutmayın, bilim gerçeğe giden tek yoldur.

Kaynaklar ve İleri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz

Başa dön tuşu