Fizik

Cavid Erginsoy: Yaşadığı Çağı Değiştiren Bir Bilim İnsanı

O bir kuyrukluyıldızdı, hepimize değdi geçti. - Cahit Arf

Bilimsel ve mesleki başarılarının yanı sıra çok yönlü ve renkli kişiliğiyle Hüseyin Cavid Erginsoy, yalnızca 43 yıllık kısa yaşamına büyük başarılar ve pek çok insanın hayatına dokunan etkiler sığdırmış önemli bir bilim insanıdır.

1924 yılında Ankara’da doğan Erginsoy, altı yaşından itibaren Galatasaray Lisesi’nde yatılı öğrenim görmeye başladı. Galatasaray’da geçirdiği yılların onun için belki de en büyük kazanımı, Feza Gürsey ile tanışması ve aralarında çok yakın bir dostluğun kurulması oldu.

Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde eğitimine başladı. Aynı zamanda Avrupa üniversitelerinin burs sınavlarına da giriyordu. Londra Üniversitesi’nden olumlu yanıt alınca, 1943 yılında burs kazanan diğer yedi öğrenciyle birlikte İngiltere’ye gitti.

Yüksek öğrenimini, stajını ve doktorasını 1952 yılına kadar tamamlayan Erginsoy için Londra’da geçirdiği yıllar yaşamının en mutlu dönemlerinden biri oldu. Savaş sonrası Avrupa’nın tüm zorluklarına rağmen, bu dönemde sunulan bilimsel, sanatsal ve kültürel olanaklardan en iyi şekilde yararlanmayı bildi.

İnsanlara karşı sıcak ve sevecen yaklaşımı sayesinde, o yıllarda İngiltere’de bulunan Şakir Eczacıbaşı, Bülent Ecevit, Feza Gürsey, Metin And ve Osman Olcay gibi birçok Türk aydınının bir araya gelmesine de katkı sağladı.

Erginsoy’un ilgi alanları yalnızca bilimle sınırlı değildi. Özellikle tarih ve felsefe, o yıllarda en çok ilgilendiği konuların başında geliyordu. Bunun yanı sıra edebiyat, Rönesans dönemi resim sanatı ve özellikle müzik de onun büyük bir tutkuyla bağlı olduğu alanlardı.

Klasik müziğe olan ilgisi öylesine güçlüydü ki, radyo ve konser salonlarında dinlediği eserleri notalarından takip ederek eşlik ederdi. Viyana ve İngiltere’de bulunduğu yıllarda Beethoven’in senfonileri üzerine seminerler verecek kadar bu alana hâkimdi.

Edebiyata olan ilgisi de aynı ölçüde derindi. T. S. Eliot’tan Ezra Pound’a, W. H. Auden’dan Dylan Thomas’a kadar birçok İngiliz şairden Türkçeye çeviriler yaptı. Ahmet Haşim, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Nazım Hikmet gibi Türk şairlerinden de İngilizceye çeviriler gerçekleştirdi.

Hüseyin Cavid Erginsoy’un Çalışmaları Nelerdir?

Hatta Londra Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarında, yabancı bir öğrenci olmasına rağmen üniversitenin edebiyat topluluğunun başkanlığını yürütecek kadar dile hâkimdi.

Erginsoy, 1952 yılına kadar elektrik mühendisliği eğitimini ve doktorasını tamamladı. Bu dönemde, bugün modern elektronik teknolojisinin temelini oluşturan yarı iletkenler üzerine yaptığı çalışmalarla önemli bilimsel katkılar sağladı. Transistörler ve tümleşik devrelerin gelişimine temel oluşturan bu çalışmalar, yoğun madde fiziği alanında büyük ilgi gördü.

cahir erginsoy

Türkiye’ye döndükten sonra bir buçuk yıl süren yedek subaylık görevini dönem birincisi olarak tamamladı. Askerliğinin son dönemlerinde Ülker Say ile tanıştı ve kısa süre sonra evlendiler. Bu yıllarda, zorunlu hizmet kapsamında elektrik mühendisi olarak çalışmaya başladı.

Erginsoy, 1957-1958 yılları arasında NATO Bilim Komisyonu’nda Türkiye’yi temsil etti. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin, ilkel teknoloji aşamalarını tek tek geçmeden ileri teknolojiye ulaşabileceğine inanıyordu. Ona göre bu sıçramayı ancak akılcı ve kararlı bilim politikaları mümkün kılabilirdi.

Bu düşünceyle Birleşmiş Milletler’e bağlı Viyana’daki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda görev almak istedi. Kısa sürede ajansın reaktör bölümünde önde gelen uzmanlardan biri haline geldi.

Erginsoy, Japonya’dan Pakistan’a, İspanya’dan Finlandiya’ya kadar birçok ülkede bilimsel kuruluşlara danışmanlık yaptı. Kurulan reaktörleri ve araştırma merkezlerini denetledi, gelişmekte olan ülkelere bilim politikaları konusunda yol gösterdi. Yoğun çalışma temposuna rağmen Viyana’nın zengin kültürel ve sanatsal ortamından yararlanmayı da ihmal etmedi.

Brookhaven Ulusal Araştırma Laboratuvarları Zamanları

Ekonomik açıdan doyurucu ve prestijli bir görevde çalışmasına rağmen Cavid Erginsoy, 1962 yılına gelindiğinde saf bilimden uzaklaştığını düşünmeye başladı. Ülker Erginsoy’a göre, bu görevi son yıllarda daha çok ailesi için sürdürüyordu. Ancak bilimden uzak kalmaya daha fazla tahammül edemedi.

Bilimsel çalışmalarını sürdürme isteği onu yeniden araştırma ortamına yöneltti. ABD’deki Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’na giderek yoğun bir araştırma dönemine girdi. Brookhaven’daki ilk yıllarında bir doktora öğrencisi gibi yoğun bir tempoyla çalıştı.

Dünyaca ünlü katı hâl fizikçisi R. L. Vineyard ile birlikte kristallerde nötron ve X-ışını bombardımanının yarattığı hasar üzerine araştırmalar yürüttü. Böylece genç araştırmacılarla arasındaki bilimsel mesafeyi hızla kapattı.

Kristal örgülerinden geçen bazı yüklü parçacıkların belirli doğrultularda farklı davranışlar gösterdiğini açıklayan çalışması, daha sonra “kanallaşma” (channeling) adıyla anıldı ve klasik kristal fiziği literatüründe önemli bir yer edindi.

Cavid Erginsoy

1966 yılına gelindiğinde bilim dünyası Erginsoy’u yakından tanıyordu. Pek çok uluslararası konferans ve sempozyuma konuşmacı, danışman veya başkan olarak katıldı. Rutgers Üniversitesi’nde doktora öğrencileri yetiştirdi. Brookhaven ise o zamana kadar hiçbir yabancı araştırmacıya vermediği ömür boyu üyelik unvanını ona verdi.

Buna rağmen Erginsoy ve ailesi için yurt özlemi ağır basıyordu. 1967 yılında TÜBİTAK Bilim Kurulu üyeliğine seçilince, Brookhaven’dan izin alarak Türkiye’ye döndü. Kafasında ise Anadolu’da gerçekleşecek bir bilim Rönesans’ı hayali vardı.

Sonuç Olarak

Ne var ki bu çalışmalarını uzun süre sürdüremedi. Hüseyin Cavid Erginsoy, henüz 43 yaşındayken 1967 yılında ani bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Erken ölümü, hem Türk bilimi hem de uluslararası fizik dünyası için büyük bir kayıp olarak görüldü.

Erginsoy’un kaybını en çarpıcı biçimde dile getiren kişi yakın dostu Feza Gürsey oldu. Gürsey, onun yalnızca büyük bir bilim insanı değil, aynı zamanda dengeli bir aydın, mükemmelliği ve topluma hizmeti hayatının merkezine koyan bir araştırmacı ve güçlü bir vatansever olduğunu vurguladı. Ona göre Erginsoy’un kaybı yalnızca bilim dünyasının değil, tüm toplumun kaybıydı.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir