Rezonans, Rezonans Kanunu, Biorezonans: Tüm Bunlar Ne Anlama Gelir?

İnternete girip, arama motoru kısmına rezonans kelimesini yazarsanız, karşınıza birbirinden ilginç sayfalar çıkacaktır. Bu web sitelerinin sadece başlıklarına baksanız bile kafanızın karışmış olması muhtemeldir. Örnek olarak, rezonans kanunu, rezonans alanı, kuantum rezonans, rezonans biliş temizliği gibi şeyleri verebiliriz. İşte bu durumda gerçekten rezonansın ne olduğunu öğrenmek isteyen birinin kafası oldukça karışacaktır.

Bu nedenle yazımızda ilk olarak bilimsel anlamda rezonansın ne olduğu ile başlayalım. Titreşebilen tüm nesnelerin doğal bir salınım frekansı vardır. Bir cetvelin bir ucunu masa üzerine sabitler ve boşta kalan ucu aşağıya doğru bastırıp aniden serbest bırakırsanız, bu cetvel, malzemesine, boyutuna ve şekline bağlı olarak doğal frekans ile titreştirecektir. Rezonans, titreşebilen bir nesneye harici bir salınım kuvveti uygulandığında meydana gelir.

Fiziksel Anlamda Rezonans Nedir?

Tıpkı elektrik gibi ses de bir enerji şeklidir. Dalgalar halinde çeşitli maddelerden geçer. Bir ses dalgası belirli bir nesneyle temas ettiğinde, o nesnede bulunan parçacıkları uyararak titremesine neden olur. 1 saniye boyunca tek bir noktadan geçen dalga sayısına frekans denir. Hertz cinsinden ölçülür. Her malzemenin kendi parçacıklarının titreştiği belirli bir rezonans frekansı (veya doğal frekansı) vardır. Bir dalganın titreşimlere neden olması için frekansı nesnenin rezonans frekansı aralığında olmalıdır.

Farklı frekans ve yoğunluklardaki ses dalgaları. Bir sistemin doğal frekansları, onun içsel özelliklerine bağlıdır

Rezonans İle Bir Bardağı Kırmak Mümkün müdür?

Filmlerde, veya TV şovlarında muhtemelen birçok kez gördüğünüz bir sahne vardır. Bir kadın (genellikle bir opera sanatçısı) yüksek sesle bağırır veya şarkı söyler, bunun sonucunda da çevresindeki camlar kırılmaya başlar. Peki bu gerçekten mümkün müdür? Yıllar önce, şarkıcı Ella Fitzgerald’ın (1917–1996) Memorex kasetlerinin reklamında bu fizik deneyini ekranlara taşımıştı. Reklamı buradan izleyebilirsiniz.

Bardağa parmağınızla vurduğunuzda çıkan tınlama sesinin frekansı, o bardağın doğal frekansı yani rezonans frekansıdır. Bu frekans insanın ses çıkarma aralığı içinde kalır. Yani bir şarkıcı (ya da bağıran herhangi bir kişi) aynı notayı çıkarabilirse, seslerinin ürettiği dalgalar camı titreştirmeye başlar. Ses ne kadar yüksekse cam o kadar şiddetli titreşir ve kırılma olasılığı o kadar artar.

Bir camı kırmak için dalgaların frekansı 550 Hertz civarında olmalıdır. Eğer bir kişi bu frekansta ses çıkartabilirse camı kırabilir. Ancak bir camı kırmak için sesin frekansını tutturmak yeterli değildir. Bir diğer önemli faktör, ses dalgasının yüksekliği veya yoğunluğudur. Ses, cam parçacıklarını güçlü bir şekilde titreştirmek için yeterli enerjiyi taşımalıdır. Normal bir insan sesi ile bunu başarmak çok az olasılıktadır. Bu nedenle sesin yoğunluğunu gerekli seviyeye yükseltmek için yapay yöntemler (elektronik ekipmanlar) kullanmak gereklidir.

Boş bir bardağın kırılması, dolu bir bardağa göre daha kolay olacaktır. Ayrıca, camın yapısındaki küçük kusurlar, ideal zayıf noktalar sağladığından camın daha kolay kırılmasını sağlayacaktır. Yani, sadece insan sesiyle cam kırmak mümkündür, ancak bu kolay bir iş değildir.

Rezonans Aracılığıyla Müzik de Yapılabilir

Bir ses dalgasının enerjisi yeterince büyükse, bir kristal şarap kadehi parçalayabilir. Ancak genlik daha küçük olduğunda, şarap kadehi bir ses üretir. Parmağınızı ıslatıp bir bardağın etrafında döndürmeyi denemişseniz hatırlarsınız. Eğer bunu doğru yaparsanız bardaktan ıslık gibi bir ses çıktığına şahit olursunuz.

Benjamin Franklin tarafından tasarlanan cam mızıka

Islak parmağın cama sürtünmesi sonucunda cam, çevredeki havayı titretmek ve sürekli bir uğultu sesi yaratmak için yeterli enerjiyi üretir. Bu prensip doğrultusunda, 1761’de Benjamin Franklin (1706–1790) armonika adını verdiği bir müzik aleti icat etmişti. (Günümüzde cam mızıka olarak bilinmektedir.). Bu müzik aletinde çeşitli büyüklükteki kadehler dönen bir şafta tutturulmuştur. Wolfgang Amadeus Mozart dahil 100’den fazla klasik müzik bestecisi, cam mızıka için besteler yapmıştır. Dinlemek isterseniz.

Biorezonans Nedir ve Ne Amaçla Kullanılır?

Biorezonans, bütünsel veya tamamlayıcı tıpta kullanılan bir terapi türüdür. Her maddenin kendine
özgü bir titreşimi, dolayısıyla da bir dalga modeli olduğu fiziksel gerçeğini temel alır. Bu teoriye göre belirli hastalıklar, insanın doğal titreşimlerinin bozulmasına yol açar. Sonuç olarak da normal olmayan bir dalga
modeli ortaya çıkar. Bu bozulmuş elektromanyetik titreşim dalgası, insan vücuduna yapıştırılmış bir elektrot yoluyla alınarak biyorezonans cihazına aktarılır. Bu dalga modeli, biyorezonans cihazı yardımıyla ters çevrilip, güçlendirildikten sonra, hastanın bedenine geri gönderilerek elektromanyetik titreşim dalgası yeniden ayarlanır ve mevcut sorun giderilir.

Biorezonans tedavisinde insan bedenindeki tüm sorunlar için değişik frekanslar yardımıyla bir denge sağlanabileceğini ileri sürülmektedir. Ancak ne yazık ki, günümüzde bu sahtebilimsel bir tıbbi uygulama olarak kabul edilmektedir. Biorezonansın hastalıkların teşhis veya tedavisinde rolü olduğuna dair sağlam bilimsel bir kanıt yoktur. Biorezonansın olumlu etkilerini gösteren bazı çalışmalar vardır. Bununla birlikte, bu çalışmalar yalnızca az sayıda insanı içermektedir ve araştırmalar sınırlıdır. Ek olarak, çeşitli koşullar için etkili bir tedavi olarak yapılan biorezonans reklamı, hem Birleşik Devletler’de hem de Birleşik Krallık’ta yanıltıcı olarak kategorize edilmiştir.

Rezonans Kanunu Nedir?

Buraya kadar aktardıklarımızı bilimsel literatürde bulma ve inceleme şansınız vardır. Ancak bu noktadan itibaren işin içine sözdebilim ve kişisel gelişim hikayesi karışacak. Rezonans kanunu, aslen özünü Çekim Yasası olarak bilinen bir sözde inançtan alır. Çekim yasası, olumlu ve olumsuz düşüncelerin kişinin hayatında olumlu/olumsuz deneyimler getirmesi inancına denir.

Çekim yasasının dayandırıldığı herhangi bir bilimsel veya deneysel kanıt yoktur. Bahsedilirken “çekim yasası” olarak anılsa da, bir hipotez ya da prensip hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde teyit edilmediği sürece veya herkes tarafından kabul edilmediği müddetçe yasa değil, sözde bilimdir. Bu fikir, Rhonda Byrne tarafından yazılan The Secret (Sır) kitabından sonra popüler hale gelmiştir.

Rezonans kanunu ise isteklerimizin gerçekleşeceğine kalpten inanırsak, gerçekleşeceği düşüncesidir. Rezonans Kanununa inananlar durumu şe şekilde açıklar: “Titreşimlerimizle uyumlu olan her şey, karşı koymaksızın bizim hayatımıza çekilecektir. Duygularımızla desteklenmiş ve kaydedilmiş inançlarımız muazzam bir rezonans alanı oluşturur ve bu rezonans alanındaki titreşimlerle uyum içinde olan her şey, bu titreşimlere ayak uydurmak zorunda kalır.”

Bu konu hakkında daha fazla yorum yapmamıza gerek yok. İnanıp inanmamak size kalmış. Ancak bu konuyla ilgili kitapların her zaman çok satanlar arasında bulunması, bloggerların milyonlarca kişi tarafından izleniyor olması ayrıca biliş temizliği sayesinde bir çok kişinin taze zenginler kervanına katılması belki bir miktar sizi düşündürebilir.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not

Matematiksel, tamamen gönüllü bir ekip tarafından 2015 yılından beri yürütülen, Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmayı hedefleyen, öğretmenler tarafından kurulmuş bir bilim platformudur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu