Tramvay İkilemi: Beş Kişiyi Kurtarmak İçin Bir Kişiyi Öldürür müydünüz?

Aldığımız kararlarda, biz mi beynimizi yönetiyoruz yoksa beynimiz mi bizi? Günümüzde de tartışma konusu olmaya devam eden vagon (ya da tramvay) ikilemi, ilk kez 1967’de İngiliz filozof Philippa Foot
tarafından ortaya atıldı ve daha sonra, Amerikalı filozof Judith Jarvis Thomson tarafından genişletildi. Eğer konuyu bilmiyorsanız şimdi sizinle bir düşünce deneyi yapalım.

Bir tren vagonu, kontrolden çıkmış, raylarda hızla ilerliyor. Aşağıda ise beş işçi ray onarımıyla uğraşıyor. Siz durumu görüp hepsinin öleceğini hemen anlıyorsunuz. Bu arada yanı başınızdaki makasa müdahale ederek vagonu tek bir kişinin öleceği biçimde yönlendirebileceğinizi de fark ediyorsunuz. Yani tramvayın yönünü değiştirirseniz ilk hattaki beş işçi kurtulacak ama bu sefer de ikinci hattaki bir kişi ölecektir. Ne yaparsınız?

Vagon İkilemi

Eğer siz de çoğu insan gibiyseniz, müdahalede bir an bile tereddüt etmezsiniz. Bir kişinin ölmesi, beş kişinin ölmesinden iyidir. Öyle değil mi? Evet, doğru bir seçim. Şimdi soruyu biraz değiştirelim. Aynı vagon yine aynı raylardan geçiyor ve yine aynı beş kişi tehlikede. Ancak bu sefer siz, rayların üzerinden uzanan köprüde bir izleyicisiniz ve yakınlarınızda da çok şişman bir adam var.

Fark ediyorsunuz ki eğer onu aşağı iterseniz, vücudu treni durdurup o beş işçiyi kurtarmaya yetecek irilikte. Peki onu iter misiniz? Eğer çoğu insan gibiyseniz, masum bir insanı öldürmek fikri sizi huzursuz edecektir. Ama durun bir dakika. Bunu, bir önceki seçiminizden farklı kılan nedir ki? Yaptığınız şey, yine beş yaşama karşılık bir yaşamı feda etmek değil mi? İşin aritmetiği, iki durumda da aynı.

Birinci senaryoda yaptığınız, kötü bir durumu (beş kişinin ölümü) daha az kötü bir duruma (tek kişinin ölümü) indirgemekten ibarettir. İkincisinde ise, köprüdeki adamı belirli bir amaca hizmet eden bir araç olarak kullanmaktasınız.

Vagon İkilemi ve Seçimlerimiz

Bu soruları Harvard Üniversitesi’nden Marc Hauser 300 binden fazla kişiye sordu. Birinci senaryoda, çoğunluk beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi feda ederek kolu çekti. Ancak ikinci senaryoda ise, çoğunluk bir kişiyi vagonun önüne atma düşüncesinden kaçındı. Diğer bir deyişle beş kişinin ölümünü izlemeyi tercih etti.

Nörobilimcilere göre iki senaryo arasındaki fark, bir insanla yakın mesafeden etkileşim kurmakla ilgilidir. Çünkü bu tür bir kişisel etkileşim, duygusal ağları harekete geçirir. Problemi soyut, kişiler üstü bir matematik problemi olmaktan çıkarıp kişisel ve duygusal bir karara dönüştürür. Aynı soru, köprüdeki adamın, bir düğmeye bastığınızda açılan bir kapak yoluyla aşağı düşmesi biçimde sorulursa, oyunu adamın düşmesi yönünde kullanan epeyce kişi çıkar.

Nörobilimciler tarafından yapılan araştırmalar, insanlar tramvay ikileminin ilk iki çeşidini düşündüklerinde beynin hangi bölümlerinin aktive olduğunu araştırdı. İlk versiyonun mantıklı, rasyonel zihnimizi harekete geçirdiğini ve bu nedenle kolu çekmeye karar verdiğimizi belirttiler. Ancak, bir kişiyi itmeyi düşündüğümüzde, duygusal akıl yürütmemiz devreye girer. Bu nedenle beş kişiyi kurtarmak için birini öldürme konusunda farklı hissederiz .

Felsefi Açıdan Tramvay Ya da Vagon İkilemi

Felsefe de tramvay ikilemi, sonuççuluğun mükemmel bir eleştirisi olarak ele alınmaktadır. Sonuççuluk, genel anlamda en iyi sonuçları verdiği zaman bir eylemin ahlaki açıdan doğru olduğunu savunan felsefi bir görüştür. Sonuççuluğun iki temel ilkesi vardır. Bunlardan ilki bir eylemin doğruluğu ya da yanlışlığının yalnızca doğurduğu sonuçlara bağlı olduğunu söyler. İkincisine göre de bir eylem ne denli iyi sonuçlar doğurursa, o denli doğru bir eylemdir.

Vagon ikilemi, ikili sonuç veya çift etki öğretisi olarak bilinen ilkeyi temel alır. İlk kez Thomas Aquinas’ın tanıttığı bu ilkeye göre bir eyleme, sonuçlarından biri ahlaki açıdan kötü olduğunda bile ahlaki olarak izin verilmektedir. İkili sonuç öğretisine göre, bir bireyin zararlı sonuçlara yol açacağı önceden kestirilen bir eylemde gerçekleştirmesi, aşağıdaki dört koşulun bulunması halinde ahlaki sayılır.

  1. İyi sonucun amaçlanmış olmalıdır. İyi sonuç asla kötü sonucun bahanesi olarak kullanılmamalıdır.
  2. Eylemin kendisi ahlaki açıdan nötr ya da iyi olmalıdır ve asla ahlaki açıdan yanlış olmamalıdır.
  3. İyi sonuç, kötü sonucun neticesi değil, eylemin dolaysız neticesi olmalıdır.
  4. Kötü sonuç hiçbir zaman iyi sonuca ağır basmamalıdır.

İkili sonuç öğretisinin bir örneği, bir kişinin kendini savunmak için başka birini öldürmesidir. Bu eylem ahlaki açıdan izin verilebilir bir eylemdir. Çünkü iyi sonuç, önceden kestirilen kötü sonuca (başka bir kişiyi öldürmeye) ağır basar. Felsefi açıdan tramvay problemi tartışılmaya devam etmektedir.

Verdiğimiz Tepkide Kültürel Farklılıklarda Etkilidir

Yakın zamanda yapılan bir araştırma farklı kıtalardaki insanların, bu etik düşünce deneyinin yeni bir versiyonuna nasıl tepki verdiğine baktı. Sonuçta, Asya’dakiler gibi daha geleneksel topluluklardakilerin , daha fazla hayat kurtarmak için birini feda etmeyi desteklemeye daha az meyilli olduklarını buldu. Sonuçlar, Avrupa, Avustralya ve Amerika’daki insanların, doğu ülkelerindekilerden daha fazla hayat kurtarmak için rotayı değiştirmeye istekli olduğunu gösterdi.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • Trolley dilemma: When it’s acceptable to sacrifice one person to save others is informed by culture; Yayınlanma tarihi: 31 Ocak 2020; Bağlantı: https://phys.org/news/
  • The trolley dilemma: would you kill one person to save five?; yayınlanma tarihi: 3 Haziran 2016; Bağlantı: https://theconversation.com/

Dip Not

Matematiksel, tamamen gönüllü bir ekip tarafından 2015 yılından beri yürütülen, Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmayı hedefleyen, öğretmenler tarafından kurulmuş bir bilim platformudur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz