Eğitim Felsefesi Nedir? Eğitim ve Felsefe Neden Birbiri İle İlişkilidir?

Eğitim felsefesi, eğitimin doğası, amaçları ve sorunları ile ilgili felsefi soruları ele alan felsefe dalıdır. Eğitim felsefesi, eğitimin kendisini ele alıp, onun nasıl olması gerektiğini tartışır. Nispeten yeni bir disiplindir. Ancak bu insanların eğitim­ ile ilgilenmelerinin, eğitim üzerinde düşünüp konuşmalarının yeni olduğu anlamına gelmez. Tam tersine bu durum insanlık tarihi kadar eskidir.

Bir çocuk doğduğunda okuryazar ve bilgi sahibi değildir; içinde yaşadığı toplumun ve kültürün bir parçası haline gelmeyi o toplumdan ve kültürden öğrenir. Eğitim felsefesi, insanların sahip oldukları kültürü kısmen başkaları­na aktarmaları için doğru araçların neler olduğunu anlama çabası­nı ele alır.

Eğitim Felsefesi ve Eğitim Bilimleri Arasındaki Fark Nedir?

İnsanlara daha özel olarak çocuklara, gençlere birtakım bilgiler öğretme, beceriler kazandırma, onların çeşitli alanlara iliş­kin becerilerini geliştirme ve değerler kazandırma gibi eğitimle ilgili çeşitli faaliyetler ve bu faaliyetlerin dayandığı olguların bilimsel olarak incelenmesi eğitim bilimlerinin konularını oluşturur. Buna karşılık insanların hangi yönde ve neden ötürü eğitil­meleri gerektiği, onlara nelerin öğretilmesi, nelerin öğretilmemesi, nasıl kontrol ve disipline edilmeleri gerektiği türünden soruların cevapları eğitim felsefesi ile aranmaktadır.

Herhangi bir eğitim felsefesi, insan doğasının ne olduğu, insan için iyinin ne olduğu gibi sorulara cevaplar aradığı için felsefenin diğer kuramları ile de yakın ilişki içindedir. Bu felsefenin temel kavramlarına örnek olarak bizzat eği­tim kavramının kendisi, öğretme, öğrenme, eğitimde disiplin, ödül, ceza, eğitimde fırsat eşitliği, ebeveyn ve çocuk hakkı gibi kavramları verebiliriz.

Eğitim Felsefesinin Temel Kavramları ve Soruları Nelerdir?

Eğitim nedir? Hedefi nedir? Kimler eğitilme­lidir? İnsanlara ne veya neler öğretilmelidir? İnsanlara nasıl öğretilmelidir? Öğretilecek şeyler sert, katı bir disiplin uygulanarak mı, yoksa serbest, özgür bırakılarak mı öğretilmelidir? Öğre­timde veya eğitimde cezanın, mükafatın, disiplinin yeri, işlevi ne­dir? Herkese, her yaşta, her şey mi öğretilmelidir; yoksa bazı insanlara bazı yaşlarda bazı şeyler öğretilmeli, baş­ka insanlara başka yaşlarda başka şeyler mi öğretilmelidir? Eğitim insanları geleneksel değerlere uydurucu, toplumun varlığını uyum içinde devam etti­rici mi olmalıdır; yoksa yaratıcı ve icatçı mı olmalıdır?

Bu ve bunlar gibi sorulara aranan cevaplar eğitim felsefesi içinde ele alınmaktadır. Verilen farklı cevaplar ise farklı eğitim ekollerini ve okullarını oluşturur. Eğitim felsefesinin en önemli sorularından birinin ‘Eğitimin amacı, hedefi nedir?’ sorusu olduğunu söyledik. Bu soruya farklı cevaplar verilecektir. Sonuçta daha özelinde düşünürsek, bir ebeveyn çocuğunu hangi tarz okula yollayacağını kendi bakış açısı ve beklentileri üzerinde belirleyecektir. Ancak, herkes için eğitimin amacı, eğitilmiş bir insan meydana getirmek­tir. Ama eğitilmiş insan kimdir? Ne tür bir insandır?

Eğitim Konusunda Ortaya Çıkan Görüş Ayrılıkları

Bu sorulara verileceğimiz cevaplarda görüş ayrılıklarının olacağı kesindir. Bu görüş ayrılıklarının nedeni de insanların ve filozofların insanın ne olduğu, insanı insan yapan ve başka canlılardan ayıran özelliğinin ne oldu­ğu konusundaki görüş ayrılıklarıdır. Ayıca insanın kazanması gereken bilgilerin veya inançların hangi bilgi­ler, ne tür inançlar olması gerektiği konusunda da görüş farklılıkları vardır. Bu gibi nedenler sonucunda da eğitim felsefecileri birbirinden ayrılmıştır.

Örneğin Platon için eğitilmiş insan, bilim veya felsefe eğitimi gören insandır. Ancak XIX. yüzyıl İngiltere’sinde yaşayan yine önemli bir eğitim filozofu olan Herbert Spencer’in görüşü tamamen başkadır. Onun için eğitimini tamamlayan bir insan, bir endüstri ve tica­ret toplumunda kendisini ayakta tutacak, bir aile kurup devam ettirecek, iyi bir yurttaş olarak üzerine düşen görevleri yapacak bilgileri ve entelektüel gelişmeyi kazanan insandır.

Peki insan nedir? İnsan doğası nedir? Bu doğa neye izin verir veya neyi ister? Bu sorulara verilecek olan cevaplarda da eğitim filozofları, uzlaşı içinde olamazlar. Bunun nedeni, insan doğası üzerinde filozofların birbirlerine taban tabana zıt görüşlere sahip olmasıdır.

Her eğitim felsefesi insana birtakım bilgiler, inançlar, değerler kazandırılması gerektiğini ima eder. Bu bilgiler hangi bilgilerdir? Platon, Descartes, Hegel gibi rasyonalist filozoflar için bu bilgiler akılsal, man­tıksal, matematiksel bilgiler olacaktır. Örneğin Platon özellikle matematiğe dayanan bir eğitim verdirmeyi uygun görür. Buna karşılık John Locke bilginin gözlem ve deney sonucu elde edildiğini düşünmektedir. Tüm bunların neticesinde eğitimde birçok farklı felsefi yaklaşım ortaya çıkar. Bunlardan beş tanesi daha genel olarak kabul görmektedir.

5 Önemli Eğitim Felsefesi

Yazımızda beş tanesini ele alsak da daha bir çok farklı yaklaşım mevcuttur.

Daimicilik (Perennialism)

Bu kuramı savunanların üzerinde ıs­rar ettikleri şey eğitimin mutlak, değişmez bazı ilkelere, gerçek­lere dayanması ihtiyacıdır. Bunlara göre hayatın, toplumun, insa­nın değişmeyen bazı gerçekleri vardır ve eğitim de kendisini bu gerçekler üzerinde inşa etmelidir.

Daimici bir eğitimcinin amacı, öğrencilere rasyonel düşünmeyi öğretmek ve eleştirel düşünebilen zihinler geliştirmektir. Böyle bir sınıfta, eğitim, hayatın taklidi değil, ona bir hazırlıktır. Çocuğa dünyanın kalıcı şeyleri hakkında bilgi sahibi ol­masını sağlayan bazı temel konular öğretilmelidir. Bu sınıflarda öğrenciler, edebiyat, felsefe, tarih ve bilim eserlerini incelemelidirler. Daimiciler, öncelikle içeriğe hakim olmanın ve akıl yürütme becerilerinin geliştirilmesinin önemiyle ilgilenirler. Merkez öğretmendir ve disiplin esastır.

İlericilik (Progressivism)

Eğitimde ilerici görüş, yukarda ilkelerini kısaca açıkladığımız daimici görüşün tersine, evrenin ana gerçeğinin devamlı­lık değil, değişme olduğu ana tezinden hareket eder. Bunun sonucunda da eğitimin her zaman bir gelişme süreci içinde bulunduğu­nu ileri sürer. O halde eğiticilerin çevrede, dünyada meydana ge­len değişmeler ve yeni bilgilerin ışığında yöntem ve politikalarını değiştirmeye hazır olmaları gerekir.

İnsanların yaşamlarıyla en alakalı olduğunu düşündükleri şeylerden en iyi şekilde öğrendiklerine inanan ilerlemeciler, müfredatlarını öğrencilerin ihtiyaçları, deneyimleri, ilgi alanları ve yetenekleri üzerine odaklar. merkezde öğrenci vardır. Öğrencilerin işbirlikli öğrenme stratejileri yoluyla öğrenmeleri için grup etkinlikleri üzerinde durulur. Bu süreçte öğretmenin görevi de yönlendirmek değil, tavsiyede bulun­maktır.

Temel Esasçılık – Özcülük (Essentialism)

Gördüğünüz gibi daimicilik, klasik ve muhafazakâr bir eğitim kuramıdır. İle­ricilik ise bu kurama bir tepki olarak doğmuş ve nispeten daha yakın zamanlarda ortaya atılmış bir kuramdır. İlericilik kuramının uygulamasında ortaya çıkan bazı problem­ler sonucunda da üçüncü bir eğitim kuramı ortaya çıkmıştır. Bu kuram daimicilik ile ilericiliğin bazı tezlerini paylaşır, ancak bazılarına da karşı çıkar.

Bu kuramı savunanlar, öğretim sürecinin merkezine belli bir içeriği yerleştir­mek bakımından daimiciler ile aynı görüştedirler. Bu tip sınıflarda öğretmenler bilgiyi esas olarak öğrencilerin not almalarının beklendiği dersler vererek aktarır. Öğrencilere uygulamalı çalışma sayfaları veya uygulamalı projeler sunulur, ardından bu süreçte kapsanan öğrenme materyali değerlendirilir. Öğrenciler bir yarıyıl veya bir yıl boyunca aynı günlük programla devam ederler. Gördüğünüz gibi bu yaklaşım temel olarak uygulanmasına alışık olduğumuz biçimdedir. Esas amaç temel becerileri öğretmek ve zihni eğitmektir.

Romantizm

Romantizm, 1800 ve 1850 yılları arasında Avrupa’da edebiyatı, müziği, felsefeyi ve sanatı etkileyen entelektüel bir akımdı. Romantikler, bilginin tümdengelim yerine sezgi yoluyla kazanıldığına inanıyorlardı. Bu, farklılaşmaya odaklanan öğrenci merkezli bir felsefedir. Romantizm felsefesi üzerine kurulmuş bir okulda belirli bir müfredat, resmi dersler ve sınavlar yoktur. Öğrenciler ne öğrenmek istediklerine karar verirler ve bazı durumlarda öğrencilerin öğrenmelerinin tüm sorumluluğunu üstlenmeleri beklenmektedir. Romantizmin beş temel özelliği; hayal gücü, sezgi, bireysellik, idealizm ve ilhamdır. Romantizmin bazı öne çıkan isimleri Jean-Jacques Rousseau ve Maria Montessori’dir.

Yeniden Kurmacılık (Reconstructionism)

Son olarak ele alacağımız bu kuram eğitimde ilericiliğin düzeltilmesi girişimi olarak nitelendirilmektedir. Eğitimi, çağın bunalımlarını gidermek üze­re toplumu bir yeniden düzenleme programı veya girişimi olarak ele alır. Eğitim, kültürün temel değerlerini gerçekleştirecek ve aynı zamanda çağdaş dünyanın temelinde bulunan toplumsal ve eko­nomik güçlerle uyum halinde olacak yeni bir toplumsal düzenin yaratılmasını üstlenmelidir. Bu kuram 20. yüzyılda ortaya çıkan büyük bilimsel-teknolojik değişmeler sonucunda tehlikeye düştü­ğünü düşündüğü uygarlığının temel değerlerini yeniden yo­rumlayarak var olduğunu ileri sürdüğü büyük toplumsal bunalımı aşmak ister.


Bu yazımızda ana başlıklar halinde “Eğitim felsefesi nedir?” sorusuna cevap vermeye çalıştık. Konu tek bir yazı içinde ele alınamayacak kadar kapsamlı olduğu için devamı için gerekli okumaları kaynaklardan veya ilgili kitaplardan devam edebilirsiniz. Saygılarımızla.



Kaynaklar ve ileri okumalar


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz