
Saray astrologları, hekimler, mühendisler, mimarlar ve matematikçiler, Abbasilerden binlerce yıl öncesine uzanan pek çok toplumda önemli roller üstlenmişlerdi.
Hükümetlerin pratik ihtiyaçlarına hizmet ediyor; burç yorumları yapıyor, hastaları tedavi ediyor, tapınaklar, saraylar, köprüler ve kanallar tasarlıyor, giderek daha gelişmiş silahlar üretiyor ya da vergilerin hesaplanması ve mirasların bölüştürülmesi için daha kolay yeni yöntemler geliştiriyorlardı.
Ancak İslam’ın ortaya çıkışıyla birlikte yeni sorumluluklar da doğmaya başladı. Örneğin astronomlar ve matematikçilerden namaz vakitlerini ve Mekke’nin yönünü belirlemeleri, ayrıca Ay’ın evrelerini takip etmeleri bekleniyordu. Bunların tümü giderek daha gelişmiş ve ileri düzeyde bilimsel bilgi gerektiriyordu.
Ne var ki asıl büyük ve ani değişim, ancak el-Me’mun’un hükümdarlığı sırasında gerçekleşti. Bilginlerin yalnızca pratik amaçlarla görevlendirildiği anlayıştan, çok çeşitli alanlarda özgür ve yaratıcı düşünceyi teşvik eden bir kültüre geçildi.

El-Me’mun, dünyanın bütün kitaplarını tek bir çatı altında toplama ve bilginlerine inceletme arzusunda neredeyse fanatikti. Bu hayalini gerçekleştirmek için kurduğu kurum, bütün dünyada Bilgelik Evi (Beytü’l-Hikme) adıyla bilinmektedir.
Bugün Bilgelik Evi’nden geriye hiçbir fiziksel iz kalmamıştır. Bu nedenle nerede bulunduğunu, nasıl göründüğünü ya da orada tam olarak ne tür faaliyetlerin yürütüldüğünü kesin olarak bilmiyoruz.
Belki büyük bir akademiydi, belki de saray çevresinde gelişen geniş bir kütüphane ve çeviri ağıydı. Kesin olan şu ki, dokuzuncu yüzyıl Bağdat’ı kısa sürede dünyanın en önemli bilim ve düşünce merkezlerinden biri hâline geldi.
Beytül Hikme Nasıl Bir Yerdi?
Beytü’l-Hikme’nin kökeni el-Me’mun’dan önceye uzanır. Kaynaklar, babası Harun er-Reşid döneminde bir saray kütüphanesinin bulunduğunu, hatta benzer bir yapının daha önce el-Mansur zamanında da var olmuş olabileceğini gösteriyor.
Bu erken dönem kurumları, daha çok kitapların toplandığı ve korunduğu hazineler niteliğindeydi. El-Me’mun dönemine gelindiğinde ise bu yapıların kapsamı genişledi. Kitap toplama, çeviri, tartışma ve bilimsel araştırma aynı entelektüel çevrede buluşmaya başladı.
El-Me’mun’un özellikle eski Yunan bilim ve felsefe eserlerine büyük ilgi duyuyordu. Konstantinopolis’e elçiler göndererek Yunanca metinler getirttiği, yabancı hükümdarlardan kitap talep ettiği ve sarayında düzenli tartışma toplantıları düzenlediği aktarılır.
Bu toplantılarda ilahiyattan matematiğe kadar çok farklı konular ele alınıyordu. Böylece Bağdat yalnızca kitapların toplandığı bir şehir değil, fikirlerin karşılaştırıldığı, eleştirildiği ve yeniden üretildiği bir merkez hâline geldi.
Bu dönemde bilginler çeviri faaliyetlerine büyük hız verdi. Öklid, Batlamyus, Galenos ve Aristoteles gibi isimlerin eserlerini Arapçaya çevirdiler. Ancak yalnızca metinleri bir dilden başka bir dile aktarmakla yetinmediler.
Huneyn ibn İshak gibi bilginler, özellikle tıp alanındaki Yunan eserlerini titizlikle çevirdi, farklı nüshaları karşılaştırdı ve hataları düzeltti. El-Kindî ise çevirilerin ötesine geçerek felsefe, matematik, optik, müzik ve doğa bilimleri üzerine özgün çalışmalar ortaya koydu.
Beytü’l-Hikme çevresinde öne çıkan bir başka grup ise Benu Musa, yani Musa’nın Oğulları olarak bilinen üç kardeşti. Bu üç kardeş matematik, geometri, mekanik ve mühendislikle uğraşıyordu. Aynı zamanda Bağdat’ın en iyi çevirmenlerini maddi olarak destekliyordu. Kanal projelerinde görev alıyor, mekanik düzenekler tasarlıyor ve bilimsel çalışmalar kaleme alıyorlardı.
Ve elbette el-Harezmi vardı. Muhammed ibn Musa el-Harezmi, el-Me’mun döneminde Bağdat’ta matematikçi ve astronom olarak çalıştı.

Hint rakamlarının Arap dünyasında yaygınlaşmasına katkı sağladı. Coğrafya üzerine çalışmalar yaptı ve en önemlisi cebirsel denklemleri sistemli kurallarla ele aldığı eseriyle matematik tarihinde yeni bir dönemin kapısını açtı.
Bilgelik Evi Neden Yıkıldı?
Beytü’l-Hikme’nin ne zaman ve nasıl ortadan kalktığını kesin olarak bilmiyoruz. Kuruma ilişkin kayıtlar el-Me’mun’un 833’teki ölümünden sonra giderek azalır. Abbasi başkentinin birkaç yıl sonra Bağdat’tan Samarra’ya taşınmasıyla birlikte saraya bağlı kütüphanenin eski önemini yitirmiş olması da mümkündür. Buna karşılık Bağdat’taki bilimsel çalışmalar ve çeviri faaliyetleri farklı çevrelerde yüzyıllar boyunca devam etti.
1258 yılında Hülagû Han komutasındaki Moğollar Bağdat’ı ele geçirdi. Şehir büyük bir yıkıma uğradı; kütüphaneler ve kitap koleksiyonları zarar gördü, Abbasi halifeliği sona erdi. En yaygın anlatıya göre Beytü’l-Hikme de bu sırada yok oldu. Rivayete göre Moğollar kütüphanedeki kitapları Dicle Nehri’ne attı; nehir, kitapların mürekkebinden siyaha döndü.

Bu anlatı Beytü’l-Hikme’nin sonunu simgeleyen güçlü bir efsaneye dönüşmüştür. Ancak Beytü’l-Hikme’nin 1258 yılında hâlâ faaliyet gösterdiğini kesin olarak kanıtlayan sağlam tarihsel kayıtlar yoktur.
Beytü’l-Hikme hakkında bilmediğimiz çok şey olsa da, bir nokta oldukça açıktır. Bu kurum, canlı ve disiplinler arası bir ortamda zengin fikirlerin değerini bilen bir anlayışla şekillenmişti.
Kurumun asıl önemi, ne zaman ve nasıl sona erdiğinden çok, geride bıraktığı bilimsel mirasta yatar. Bağdat’ta çevrilen ve geliştirilen eserler sonraki yüzyıllarda İslam dünyasının farklı merkezlerine yayıldı. Daha sonra bu eserlerin bir bölümü Latinceye çevrilerek Avrupa’ya ulaştı.
Bu bilgi birikimi matematikten astronomiye, tıptan felsefeye kadar pek çok alanı etkiledi. Sonraki bilimsel gelişmeler için önemli bir zemin hazırladı. Bu nedenle Beytü’l-Hikme, yalnızca bir kütüphane değil, farklı bilgi geleneklerini buluşturan ve onları sonraki kuşaklara aktaran bir dönemin simgesi olarak önemini korudu.
Okuma Önerisi: Farabi’nin İdeal Devleti: Erdemli Bir Şehir Neden Mümkün Değildir?
Kaynaklar ve İleri Okumalar.
- Dimitri Gutas. Greek Thought, Arabic Culture: The Graeco-Arabic Translation Movement in Baghdad and Early ‘Abbasid Society. Routledge, 1998.
- Jim Al-Khalili, Pathfinders: The Golden Age of Arabic Science.
- Long before Silicon Valley, scholars in ancient Iraq created an intellectual hub that revolutionised science. Yayınlanma tarihi: 8 Ocak 2023; Bağlantı: https://theconversation.com/
Matematiksel




2020 ayt sınavından bir gün önce görsel dikkatimi çektiğinden beytül hikmet ile ilgili malumat edindim. Bir gün sonra bu bilgi ayt sınavında soruldu. Önceden hiç bir bilgim yoktu öğrendim ve sınavda kullandım bu bilgiyi. Güzel bir tevafuk oldu. Teşekkürler