Felsefe

Gettier Problemi ve Haklı Olmanın Yetmediğini Gösteren Bir İnek

Bir inancınız doğru olabilir ve bunu destekleyen güçlü gerekçeleriniz bulunabilir. Yine de gerçekten biliyor olmayabilirsiniz. Gettier Problemi tam da bunu gösterir.

Bir şeye inanıyorsunuz. Elinizde bu inancı destekleyen güçlü bir gerekçe var. Üstelik inandığınız şey doğru da çıkıyor. Peki bu durumda gerçekten “biliyorum” demeniz mümkün müdür? Gettier Problemi tam olarak bu soruyla başlar.

Platon’un Theaitetos diyaloğundan bu yana yaygın bir görüşe göre bilgi, gerekçelendirilmiş doğru inançtır. Yani bir şeyi bilmek için ona inanmanız, inandığınız şeyin doğru olması ve bu inancı destekleyen makul bir gerekçenizin bulunması gerekir.

Diogenes ve Platon, Mattia Preti, 1649,

Şöyle bir durum düşünün: Bir tarlaya bakıyorsunuz ve uzakta koyuna benzeyen bir şekil görüyorsunuz. Bunun üzerine, “Tarlada bir koyun var.” diyorsunuz. Daha sonra gördüğünüz şeyin aslında koyun değil, ağaçlara takılmış ve üzerinde siyah boya lekeleri bulunan bir kâğıt parçası olduğu ortaya çıkıyor.

Yine de tarlada gerçekten bir koyun var. Sadece tepenin arkasında durduğu için onu göremiyorsunuz. Bu durumda inancınız doğru çıkıyor. Ayrıca o an için elinizde makul bir gerekçe de var gibi görünüyor. Fakat gerçekten tarlada koyun olduğunu biliyor muydunuz?

Gettier Problemi’nin özü burada yatar: Bazen doğru bir inanca makul bir gerekçeyle ulaşırız, ama doğru çıkmamız yine de şansa bağlıdır. Böyle durumlarda “bilgi”den söz etmek zorlaşır.

Bilgi Nedir?

Bilgiyi gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlayan görüş, üç koşul öne sürer: inanç, doğruluk ve gerekçelendirme. Bu yüzden bu görüşe üçlü bilgi kuramı denir.

İnanç ve doğruluğun neden gerekli olduğunu görmek kolaydır. Örneğin Mehmet’in, “Ankara’nın Türkiye’nin başkenti olduğunu biliyorum ama buna inanmıyorum.” dediğini düşünelim. Bu cümle kendi içinde çelişir. Çünkü bir insan bir şeyi bildiğini söylüyorsa, aynı zamanda ona inandığını da kabul eder.

Doğruluk için de benzer bir durum geçerlidir. Mehmet bu kez, “İstanbul’un Türkiye’nin başkenti olduğuna inanıyorum ve bunu biliyorum.” desin. Mehmet artık inandığı bir şeyi bildiğini söylüyor; fakat inandığı şey doğru değil. Türkiye’nin başkenti İstanbul değil, Ankara’dır. Bu yüzden Mehmet’in inancı bilgi değildir.

Gerekçelendirme ise doğru inancı rastgele tahminden ayırır. Mehmet, “Ankara Türkiye’nin başkentidir.” dediğinde doğru bir şey söyler. Ama bunu neden düşündüğünü sorduğunuzda “Tahmin ettim.” derse, ona gerçekten biliyor demek zorlaşır. Çünkü elinde bu inancı destekleyen bir harita, güvenilir bir kaynak ya da başka bir kanıt yoktur.

Üçlü bilgi kuramının doğru yolda olduğunu düşünmek için güçlü nedenlerimiz var. İnanç, doğruluk ve gerekçelendirme olmadan bilgiden söz edemeyiz. Bu üç unsur bilgi için gerekli görünür.

Ama yeterli midir? Yani Mehmet gerekçelendirilmiş doğru bir inanca sahip olduğunda, mutlaka bilgiye de sahip olur mu? Gettier problemi buna “hayır” der.

Gettier Problemi Nedir?

Amerikalı filozof Edmund Gettier, 1963 yılında yayımladığı kısa bir makaleyle buna benzer örnekler ortaya koydu ve o dönemde yaygın kabul gören bilgi tanımına ciddi bir itiraz getirdi. Bu çalışma, epistemoloji yani bilgi kuramında önemli bir dönüm noktası oldu.

Edmund Gettier, epistemoloji (bilgi teorisi) alanındaki önemli bir figürdür. “Gettier Problemi” olarak bilinen bir epistemolojik sorunu ortaya koymasıyla ünlüdür.

Artık temel soru şuydu. Eğer bilgi yalnızca gerekçelendirilmiş doğru inançtan ibaret değilse, o hâlde bilgiyi bilgi yapan nedir?

Filozoflar bu soruya yanıt vermek için onlarca farklı açıklama geliştirdi. Ancak neredeyse her yeni öneri, Gettier’in örneklerine benzeyen yeni karşı örneklerle çürütüldü. Zamanla bilgiyi tanımlama girişimleri giderek daha karmaşık hâle geldi. Aynı şekilde bu tanımları sınayan düşünce deneyleri de daha karmaşık bir yapıya büründü.

Mehmet’in gösterdiği haritanın aslında güvenilir olmadığını düşünelim. Haritayı bir haritacı değil, şehirleri ve başkentleri bilmeyen küçük bir çocuk çizmiş olsun. Çocuk, Türkiye’deki şehirleri rastgele yerleştiriyor. Tesadüfen Ankara’yı doğru yere koyuyor ve başkent olarak işaretliyor.

Mehmet ise bunu bilmiyor. Harita ona normal ve güvenilir görünüyor. Bu yüzden haritaya bakarak “Ankara Türkiye’nin başkentidir” demekte haklı olduğunu düşünüyor.

Gettier problemi burada ortaya çıkar. Mehmet’in inancı doğrudur. Elinde görünüşte makul bir gerekçe de vardır. Ama bu gerekçe, inancın doğru olmasını güvence altına almaz. Çünkü çocuk Ankara’yı doğru tahmin etmeseydi, harita Mehmet’i yanıltacaktı.

Gettier, geleneksel bilgi anlayışına çağdaş epistemolojide en etkili itirazlardan birini yöneltti. Bu itirazdan sonra bazı filozoflar, üç koşullu bilgi tanımına dördüncü bir koşul eklemeyi önerdi: Kişi, doğru inancını yanlış bir öncüle dayandırmamalıdır.

Ancak bu öneri Gettier problemini kesin olarak çözmez. Filozoflar daha sonra bu şartı da aşan yeni örnekler geliştirdi. Bu yüzden “yanlış öncül olmaması” şartını, Gettier problemine verilen yanıtlardan biri olarak görmek gerekir.

Sonuç Olarak

Gettier problemi, bilgi hakkındaki en temel varsayımlardan birini sarsar. Bir inancın doğru olması ve güçlü bir gerekçeye dayanması, onu her zaman bilgi yapmaz. Bazen doğru sonuca ulaşırız, ama bu sonuca şans sayesinde varırız.

Bu yüzden Gettier problemi bugün hâlâ önemini korur. Bize yalnızca “Doğru mu?” sorusunu değil, “Bu doğruya nasıl ulaştık?” sorusunu da sordurur.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • Vervoort, Louis. (2026). Solving Gettier’s Problem. Knowledge, Truth and Justification are Relative to Theories*. 10.1007/978-3-032-17756-8_3.
  • The cow that proves you can’t be right. Yayınlanma tarihi: 19 Temmuz 2013; Bağlantı: The cow that proves you can’t be right.
  • Sosna, Ryan. “What Is the Gettier Problem?” TheCollector.com, October 29, 2023, https://www.thecollector.com/what-is-the-gettier-problem/.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir