Tarih

İskenderiye Kütüphanesi Hakkında Efsaneler ve Gerçekler

Carl Sagan’ın Cosmos’un 1980’de gösterilen açılış bölümünde, İskenderiye Kütüphanesi’ni yok eden yangından bahseder. Sagan, izleyicilerine “Eğer zamanda geriye gidebilseydik, ilk geleceğim yer burası olurdu çünkü antik dünyadaki tüm bilgiler bu mermer duvarların içindeydi “der. Kütüphanenin yıkılmasından 1600 yıl sonra bize bir uyarısı olduğunu sözlerine ekler: “Bir daha olmasına asla izin vermemeliyiz.”. O zamandan bu zamana İskenderiye kütüphanesi medeniyete ve bilime karşı cehaletin zaferinin sembolü haline gelmiştir.

Ancak İskenderiye kütüphanesi ile ilgili anlatılanların çoğu bir efsane ve hatta efsaneler koleksiyonudur. Eski İskenderiye, bugünün İskenderiye’sinin derinliklerine gömülüdür. Müzenin nerede olduğunu bile kesin olarak bilmiyoruz. Kütüphane binasının tek bir taşı bulunamadı. Papirüs rulolarından hiçbiri günümüze erişmedi. Bu nedenle tarihini yeniden inşa etmek için sadece eski metinlere sahibiz.

Şehir limanı çevresinde gerçekleşen dokuma malzemeleri ticareti ve tahıl takası, İskenderiye limanının gelişmesini ve dünyanın en önemli limanlarından biri olmasını sağladı. İskenderiye’de, büyük ticaret filolarına yol gösteren Firavun Deniz Feneri

Büyük İskender, MÖ 331 civarında Nil Deltası’nın kuzeybatı ucunda Mısır’da İskenderiye kentini kurdu. Sekiz yıl sonra öldüğünde, imparatorluğu generalleri arasında bölüşüldü. Bu generallerden biri olan Ptolemaios Soter, Mısır’ın hükümdarı oldu ve başkentini İskenderiye yaptı. Onun ve soyundan gelenlerin hükümdarlığı altında gelişen bir ticaret merkezi ve Akdeniz liman kenti olan İskenderiye, Helenistik dönemin en büyük ve en zengin şehirlerinden biri haline geldi.

Burası antik dünyanın kozmopolit, özgür ve zengin kentlerinden biriydi. Yunan ve Mısır medeniyetlerinin kültürünü ve toplumunu bir araya getirmişti. İskenderiye, genişleyen Helenistik imparatorluğun bir parçası haline geldiğinden, Büyük İskender şehrin gelişimini ve büyük bir kültür ve eğitim merkezine dönüşmesini bizzat onaylamıştı. Bunlar bildiklerimiz, bir de kesin olarak bilmediklerimize bakalım.

İskenderiye Kütüphanesi Nasıl Görünüyordu?

Şehir Helenistik stildeki büstlerl ile doluydu, ancak resmi konutların iç kısımlarında Firavun hiyeroglifleri de bulunabiliyordu Temsili İskenderiye Kütüphanesi

Günümüzde konu ile ilgili kaleme alınan bir çok yazıda Antik çağlarda benzeri görülmemiş İskenderiye kütüphanesinden bahsedilir. Ancak kütüphanenin neye benzediğine dair hayatta kalan tüm eski metinlerin yalnızca tek bir açıklaması var. Bu açıklamada üzücü bir biçimde büyük bir binanın tanımı yapılmıyor. Sadece bilginlerin büyük bir salonda birlikte dolaşıp yemeklerini yiyebilecekleri bir yerde yaşadıklarından bahsediliyor.

Ayrıca, burası bir kütüphane olarak değil Kraliyet Sarayı’nın bir parçası olan bir müze olarak adlandırılıyor. Buraya müze denmesinin nedeni de buranın müzik ve şiir tanrıçası Muses adına inşa edilmiş olmasıdır. Hiçbir eski kaynak, müze ve kütüphanenin aynı şey olduğunu açıkça belirtmese de, birbirleriyle ilişkili olduklarını varsayıyoruz.

İskenderiye Kütüphanesi’nin 1876’da yapılan bir tasviri.

Bu durumda muhtemelen, müzenin içinde bir kütüphane ya da yanında bir kütüphane binası vardı. Ayrıca eski yazarlar bize kütüphanenin tuttuğu kitap sayısı hakkında da çok farklı tahminler veriyorlar. Bu sayı 40.000 ile 700.000 kitap yani papirüs rulosu olarak değişiyor. Bu parşömenlerin konusunun, edebi eserlerden felsefi yazılara ve bilimsel açıklamalara kadar uzanan antik dünyanın bilgi bütünlüğünü içerdiği ise biliniyor.

İskenderiye Kütüphanesi ile ilgili kaynaklarımızdan biri Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus’dur. MS 380-390 civarında kaleme aldığı notlarında konu ile ilgili iki önemli gerçeği bir araya getirir: Bunlar İskenderiye’de devasa bir kütüphane olduğu ve yıkıldığıdır.

İskenderiye’de yapılan arkeolojik çalışmalarda bulunan, bir sfenksin ana hatları. Kaynak: © Franck Goddio/Hilti Foundation, photo: Christoph Gerigk.

Kütüphanenin Yakılması İle İlgili Bidiklerimiz

Ammianus Marcellinus, kentin Sezar tarafından yağmalanması sırasında bu yıkımın gerçekleştiğini anlatır. Ayrıca Sezar da kaynaklarda İskenderiye’nin yakılmasını, MÖ 48-47’de büyük rakibi Pompey’e karşı yaptığı savaşın kazara bir sonucu olarak bildirir. Ancak bu yangının anlatılış biçimi genelde abartılıdır.

Düşman birliklerini getiren gemiler limana, bir dizi ambarın yakınına demirlemişti. Sezar’ın birlikleri onları yaktığında yangın genişlemiş ve yakındaki bir dizi binaya yayılmıştır. Ayrıca, bu yangının kütüphane koleksiyonuna maddi zarar vermiş olması olası iken muhtemel sonunu getirmemişti.

Serapeum tapınağı kalıntıları;

Bu anlatı aynı zamanda MÖ 48-47 olaylarından birkaç on yıl sonra kütüphanedeki kaynakları kullanarak kendi araştırmasını yapan coğrafyacı Strabo’nun anlatımıyla da uyumludur. Ayrıca bu olaydan yaklaşık 400 yıl sonraki yazılarda kütüphaneden hala söz edildiğini biliyoruz.

Aslında eski İskenderiye’de iki kütüphane vardı: Mouseion ve Serapeum yani İç ve Dış Kütüphaneler. Serapeum’un iki defa yangına maruz kaldığını biliyoruz. Ancak yangının kütüphaneyi mi yoksa sadece tapınak kompleksini mi etkilediğine dair kesin bir fikrimiz yok. Serapeum tapınağının yıkılmasıyla ilgili bilinen tek görüntü. Görüntülenen kişinin İskenderiye Başpiskoposu Theophilus, olduğu düşünülüyor

Aslında günümüzde bilim insanları İskenderiye Kütüphanesi’nin yıkımını “yüzyıllar boyunca gerçekleşen yavaş bir çürüme” olarak nitelendiriyor. Yani kütüphane ani, dramatik bir yok oluştan ziyade uzun süreçte, etkisinin zamanla azalması, koleksiyonların satılması sonucunda yok olmuştu.

Roma imparatoru Diocletianus’un MS 297’de şehri kuşatması ve yağmalaması gibi olaylar, kütüphanenin ve ilgili binaların tahrip edilmesinde rol oynadı. Bu süre zarfında Roma ve Atina, her biri kendi kütüphanelerine sahip güçlü akademik merkezler haline geldi. Bunların toplamında da İskenderiye entelektüel bir merkez olma özelliğini zaman içinde kaybetti.

İskenderiye Kütüphanesi Hakkında Bildiklerimiz Kesin Olmasa da Yine de Etkileyici Olduğu Kesin

2002 yılında açılan modern İskenderiye kütüphanesi.

Kısacası İskenderiye kütüphanesi hakkında efsaneler ve gerçekler birbirine karışmış durumda. Günümüze o zamana ait hiçbir kesin kanıt erişmediği için bunları ayırt etmek de kolay değil. Tarihçiler ve bilim insanları İskenderiye Kütüphanesi’nin kaybından ve bu kadar çok bilginin yok edilmesinden uzun süredir yakınıyorlar. Ancak hangi bilgilerin kaybolmuş olduğunu söylemek mümkün değil. Bunun nedeni kütüphanenin arşivlerinde tam olarak ne tuttuğunun tam bir muhasebesinin hiçbir zaman olmaması.

Sonuç olarak arkeolojik çalışmalar devam ettikçe daha fazla cevaba erişmemiz mümkün. Ancak o zamana kadar İskenderiye’nin barındırdığı harikalar hakkında tek sınır hayal gücümüz gibi gözüküyor.


Göz atmak isterseniz


Kaynaklar ve İleri Okumalar:

  • The Story of the Library of Alexandria Is Mostly a Legend, But the Lesson of Its Burning Is Still Crucial Today; https://time.com/
  • The Great Library of Alexandria: The Untold Story Explained; Yayınlanma tarihi: 9 kasım 2020; Bağlantı: https://www.thecollector.com/
  • The rise and fall of the Great Library of Alexandria; yayınlanma tarihi: 14 mart 2021; Bağlantı: https://www.livescience.com/

Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Başa dön tuşu