Sinirbilim

Bir Kaza Sırasında Neden Olan Biteni Ağır Çekimde Hissederiz?

Hepimiz sıkıldığımızda zamanın yavaş geçtiğini ya da tam tersi durumlarda zamanın hızlandığını deneyimlemişizdir. Sonuçta bu süreçler dahilinde değişen elbette zaman değil daha ziyade bizim zaman algımızdır. Aslında benzer bir zaman algısı değişimini bir tehlike ya da kaza anında da hissederiz.

Eğer bugüne kadar bu şekilde bir deneyim yaşadıysanız ne demek istediğimizi anlayacaksınızdır. Dışarıdan bakan bir gözlemci için kısacık bir anda gerçekleşen bu durumu, kazayı yaşayan kişi için oldukça yavaş biçimde hissedecektir. Sanki olan biten her şey ağır çekimde gerçekleşiyor gibidir.

Zamanın yavaşlaması, genellikle hayatımızın tehdit altında olduğu acil durumlarda meydana gelir. Örneğin, depremler sırasında veya uçak kazalarından önce zamanın büyük ölçüde yavaşladığını dile getiren birçok kişi vardır. Yapılan bir analiz, kazalardan sonra insanların %71’inin değişen bir zaman geçişi yaşadığını hatırladığını ortaya koydu. Bu kişiler, yaşadıkları olayın gerçekte olduğundan çok daha uzun sürdüğünü ve bir kaza sırasında olanların yavaşlamış gibi göründüğünü hatırladılar.

Bu fenomen üzerindeki deneyler, zamanın yavaş aktığını doğruladı. Bir deneyde, gönüllülerden durdukları yerden 50 metre aşağıda bağlı bir ağa güvenli bir şekilde düşmeleri istendi. Düştüklerinde, gönüllülere ağa dokunmadan önce serbest düşüşte ne kadar zaman harcadıklarını düşündükleri soruldu. Tüm gönüllüler, tahminlerine göre yaklaşık dört ila altı saniye süren yavaş bir düşüşte olduklarını belirttiler. Gerçekte, düşüşleri sadece üç saniye sürmüştü.

Bir Kaza Anında Zaman Neden Yavaşlar?

Akla gelen olası bir açıklama zaman yavaşlamasının, atalarımızın hayatta kalmaya yardımcı olarak geliştirdiği nörolojik veya psikolojik bir yetenek olduğu biçimindedir. Aslında, zaman algımızı yavaşlatma yeteneğimiz, acil durumlardan kurtulma şansımızı artırır. Çünkü duruma tepki vermemiz, hazırlanmamız ve kendimizi konumlandırmamız için bize daha fazla zaman verir. Bu anlamda, bu durumu belki de evrimsel bir adaptasyon olarak yorumlayabiliriz.

Ne zaman kendimizi tehlikeli bir kaza anında bulsak, sanki bir filmin içindeymiş gibi her şey ağır çekimde hareket etmeye başlar.

Diğer bir olasılık da aslında beynimizin ve duyularımızın çalışma biçimi ile ilgili. Bilim insanları bu yanılsamanın beyindeki amigdala bölgesinden kaynaklı olduğunu düşünüyor. Korku ve tehlikeyle yüzleşme anında amigdala devreye girince tüm duyularımız keskinleşiyor ve hafızamız o anda mükemmel çalışmaya başlıyor. Sonuç olarak yaşadığımız anın tüm detaylarını hızlıca gözden geçirdiğimiz ve her birini mükemmel şekilde işlediğimiz için zamanın yavaşladığını düşünüyoruz.

Ancak bunun çok ilginç bir yan etkisi de bulunuyor. Anılarımız normal şartlardakine göre daha detaylı ortaya çıkıyor. Olay anındaki anılarımızı geriye doğru düşündüğümüzde, normalden daha uzun sürmüş gibi geliyorlar. Gerçeklik algımızı değiştiren böylesi deneyimler, normal şartlarda bunca detayı biriktirmeyen beynimizin bellek bölümüne öyle yoğun bir yükleme yapıyor ki, bilincimiz bunun imkânsızlığına kanaat getirip algıladığımız zamanın değiştiğine, ya da zaman algımızın yavaşladığına hükmediyor. 

Bu yüzden bir kaza geçirdiğinizde olay anı saniyeler değil de dakikalar gibi gelir; tek başınıza fırtınada bir teknede veya bir sörf tahtası üzerinde mahsur kaldığınızda kurtarılmanız saatler değil de haftalar sürmüş gibi zannedersiniz.

Zaman Algımız Mutlak Ya da Sabit Değildir

Zamanı tanımlamak zordur. Bunun nedeni bu kav­ramın deneyimlerimizin ve düşünce şeklimizin içine yerleşmiş olmasıdır. Zaman, şu anda elimizde olan “şimdi” ile geçmişte elimizde olan “şimdiyi” ilişkilendirmemizi sağlar. İçinde bulunduğumuz anda ne yaşıyorsak ona şimdi adını veririz, ama şimdi geçicidir.

Sonuç olarak geçen zaman algımız mutlak veya sabit değildir. Zamanın “normal” bir hızı yoktur. Bunun yerine, zaman deneyimimiz psikolojik yapılarımız ve süreçlerimiz tarafından üretilir. Normal zaman olarak deneyimlediğimiz şey, sadece normal bir bilinç halidir. Normal psikolojik yapılarımız ve süreçlerimiz değiştiğinde, zaman algımız da değişir. Ancak bu değişen zaman algısı, normal zaman algımız kadar geçerlidir.

Zaman ile ilgili uç bir yorum ise -kuantum fiziğinin bazı bulgularının önerdiği gibi- zamanın bir tür yanılsama olduğu şeklinde olacaktır. Belki de zaman sadece zihinlerimiz tarafından yaratılmıştır ve onların dışında böyle bir şey yoktur.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

  • Why accidents and emergencies seem to dramatically slow down time; Yayınlanma tarihi: 6 Eylül 2021; Bağlantı: https://theconversation.com
  • Why Time Slows Down during an Accident. Yayınlanma tarihi: 6 Temmuz 2017; Bağlantı: https://kids.frontiersin.org
  • Why Does Time Slow Down During An Accident?; yayınlanma tarihi: 1 Ekim 2018; Bağlantı: https://www.timesknowledge.in/
  • van Wassenhove, V., Wittmann, M., Craig, A. D., and Paulus, M. P. 2011. Psychological and neural mechanisms of subjective time dilation. Front. Neurosci. 5:56. doi:10.3389/fnins.2011.00056

Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu