Soğuk Hava Sizi Hasta Eder mi? Soğuk Hava İle Soğuk Algınlığı Arasında Bir İlişki Var mı?

Boşuna soğuk algınlığı dememişler diye düşünebilirsiniz. Ne de olsa soğuk aylarda bu hastalık daha da yaygınlaşır. Bir çok kişi bu nedenden ötürü soğuk havanın hastalıklarda artışa neden olduğunu düşünür. Peki ama gerçekten soğuk hava ile soğuk algınlığı arasında bir bağlantı var mı? Bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır…

Öncelikle kısa bir cevap verelim. Aşırı soğuğa uzun süre maruz kalmak, hipotermi denen bir duruma yol açar. Bu da birçok sağlık sorunu yaratacaktır. Ancak soğuk hava ve dolayısıyla üşüme nedeni ile soğuk algınlığına yakalanmanız arasında bir ilişki yoktur. 19. Yüzyıl’da ünlü bilim insanı Louis Pasteur tarafından geliştirilen Mikrop Teorisi’ne göre, hastalıkların sorumlusu mikroskobik organizmalardır. Sıcaklık veya soğukluk gibi fiziksel unsurlar, hastalıkların doğrudan değil dolaylı nedenleridir.

Birçok virüs soğuk algınlığına neden olur. Rinovirüsler en yaygın nedendir ve tüm soğuk algınlığı ve soğuk benzeri hastalıkların yarısından fazlasından sorumludur. Rinovirüsler tipik olarak soluduğumuz havadan ve insandan insana etkileşim sonucunda bulaşırlar. Rinovirüs solunduktan sonra kendisini burun geçişlerinin içindeki hücrelere bağlar. Daha sonra üst solunum yolu boyunca daha fazla virüs parçacığı yayarak kendini kopyalamaya başlar. Burun boşluğunun içindeki sıcaklık yaklaşık 33°C’dir. Bu da burayı rinovirüsler için ideal bir üreme alanı haline getirir.

Soğuk Hava Değil Kuru Hava Daha Riskli

Soğuk havalarda soğuk algınlığına yakalanmanın daha olası olduğu yaygın bir kanıdır. Ancak soğuk havanın bulaşıcı hastalıklara neden olduğuna gerçekten inanan insanlar, mikropların vücudu nasıl etkilediğini tam olarak anlamamıştır.

Araştırmacılar, soğuk havaya maruz kalmanın bir kişinin bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebileceğine ve vücudun enfeksiyonlarla savaşmasını zorlaştıracağına inanmaktadır. Ancak bunun neticesinde sıcak evlerimizde oturup dışarı çıkmamak da sizi grip mikrobuna karşı korumaz.

Grip virüsleri soğuk ve kuru havada daha kolay yaşar. Kış aylarında genelde sıcak evlerimize çekilme eğiliminde oluruz. Bunun neticesinde de evimizde kullandığımız ısıtma sistemi burun kanallarımızı kurutarak virüslerin yerleşmesi için ideal yer olmasını sağlar.

Ayrıca virüsler kuru hava yoluyla daha kolay yayılır. Çünkü hapşırık veya öksürük yoluyla dışarı atıldığında havadaki projeksiyonlarına müdahale edecek daha az su molekülü mevcuttur. Bu nedenle iç mekanlarda iyi havalandırma ve nemli tutma gibi basit önlemler alarak soğuk algınlığına yakalanma ihtimalimizi azaltabiliriz.

Ayrıca insanlar kış aylarında iç mekanlarda daha fazla zaman geçirme eğilimindedir. Bu da insanların birbirine yakın olmasını ve virüslerin yayılmasını sağlar. Kış aylarında, güneşe maruz kalmanın azalması nedeniyle birçok insan daha az D vitamini alır. Araştırmalar, D vitamininin bağışıklık sisteminin korunmasında önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

Soğuk Hava Hasta Etmez Risk Arttırır

Sonuç olarak, soğuğa ve yağışlı havaya maruz kalmak kendi başına enfeksiyon kapmanıza neden olmaz. Ancak kış aylarında soğuk algınlığı veya grip olma riskiniz artar. Bir enfeksiyondan kaçınmanın en iyi yolu, hava durumuna bakılmaksızın onlara neden olan virüslere ve bakterilere maruz kalmanızı sınırlamaktır. Bu, enfekte insanlardan uzak durmak, ellerinizi gözünüzden ve burnunuzdan uzak tutmak, ellerinizi sık sık yıkamak (özellikle soğuk mevsimde) ve bakteri veya virüs bulaşabilecek yüzeyleri dezenfektanla temizlemek anlamına gelir.

Ayrıca, insanlar soğuk havalarda daha az aktif olma eğilimindedir. Egzersizin belirli hastalıklara karşı bağışıklığınızı artırıp artırmadığı veya nasıl artırdığı tam olarak açık olmasa ve sağlam bir kanıt olmasa da konu hakkında çeşitli teoriler mevcuttur. Bu nedenle hava soğuk bile olsa hayatımızdan hareketi çıkartmamanız sağlığınız açısından önemlidir.

Vücut Isımızın Yarısını Gerçekten Başımızdan Kaybediyor muyuz? Üşümemek İçin Şapka Taksak Bizi Korur mu?

Madem soğuk havalardan bahsettik ve bir yanlışı daha düzeltmeye çalışalım. Efsanenin, 1950’lerde ABD ordusu tarafından yapılan belli belirsiz bilimsel bir deneyin kusurlu bir yorumuyla ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu çalışmalarda, gönüllüler aşırı soğuk koşullara maruz bırakılmıştı. Sonrasında da vücut ısısının yüzde 40 ila 45’inin baş yoluyla kaybolduğunu iddia etmişlerdi.

Şapka takmak üşümek konusunda çok da fazla yardımcı olmayacaktır.

2006’da bilim insanları soruyu tekrar gözden geçirdiler. Denekleri soğuk suda, dalgıç giysili ve giysisiz, bazen kafaları suyun dışında, bazen de kafalarını suya daldırarak test ettiler. Bu garip deneyin sonucunda da kafanın vücudun yüzey alanının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturduğunu ve ısı kaybının görünen cilt miktarıyla oldukça orantılı olduğunu buldular.

Kısacası bir kişi vücut ısısının yüzde 7 ila yüzde 10’unu kafasından kaybeder. Ancak hemen şapkalarınızı çöpe atmayın. Sonuçta vücut ısımızın yarısını başımızdan kaybetmesek de yüzde 10 da çok az bir ısı kaybı sayılmaz.


Okuma Önerileri:


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz