Toplum ve Yaşam

Hofstede Kültürel Boyutları Aracılığı İle Kendimizi Sorgulayalım

Çalıştığınız iş yerinde patronunuzun sizden küresel bir ekibi yönetmenizi istediğini düşünün. Bu durumda bir çok kültürden kişi ile birlikte çalışmanız gerekiyor. Biraz düşünürseniz, bu senaryo hem heyecan verici hem de oldukça korkutucudur. Sonuçta bunun size bazı yeni fırsatlar sunacağı neredeyse kesindir. Ancak aynı zaman da farklı kültürlerden insanlar ile bir arada olma fikri ürkütür. Bu durumda Geert Hofstede tarafından ortaya atılan Kültürel Boyutlar Teorisi hakkında fikir sahibi olmanız gereklidir.

Toplumlar kuralları, değerleri ve sembolleri kısacası kültürleri ile hayat bulur. Her toplumun farklı kültürü sebebiyle de aynı olaya farklı toplumlar, farklı anlamlar yükler. Peki sizce, karakter ve düşüncelerimizin ne kadarı bizim eserimiz? Yaşadığımız coğrafya ile karakter ve düşünce yapımız kesin ve keskin bir ilişki içinde olabilir mi?

Kültürel Boyutlar Teorisi, ülkeler arasındaki kültür farklılıklarını anlamak için kullanılan bir çerçevedir. Disiplinler arası bir kullanım alanı olan teori sosyoloji, pazarlama, yönetim gibi alanlarda oldukça rağbet görür. Psikolog Dr Geert Hofstede, kültürel boyutlar teorisini 1970’lerin sonunda on yıllık bir araştırmaya dayanarak yayınladı. Hofstede‘in uzmanlık alanı, özellikle çalışanların birlikte nasıl çalıştıklarını, sorunlarını nasıl çözdüklerini ve otoriteye karşı olan tavır ve davranışlarını analiz etmekti. Sonucunda, çalışmasını da bu konu üzerine odakladı.

Kültürün Altı Boyutu

Hofstede, çalışması için 50’den fazla ülkede IBM için çalışan insanları inceledi. Sonrasında da bir kültürü diğerinden ayırt edebilecek dört boyut belirledi. Ancak devamında Drs Michael H. Bond ve Michael Minkov ile işbirliği içinde beşinci ve altıncı boyutları da ekledi. En sonunda da kültürü belirleyen bu altı boyutu aşağıdaki gibi şekillendi.

  • güç mesafesi,
  • bireyselliğe karşı kolektivizm (ortaklaşa yaşamcılık),
  • belirsizlikten kaçınma,
  • maskülenliğe karşı feminenlik,
  • uzun vadeli oryantasyon,
  • özgürlüğe karşı sınırlanma.

Araştırma kapsamında Hofstede, Bond ve Minkov, her ülkeyi her boyut için 0 ila 100 arasında puanladılar. Artık elimizde kültürleri anlamak için bir nevi kullanma klavuzu vardı. Şimdi mevcut altı boyuta daha ayrıntılı bakalım.

1.Güç Mesafesi İndeksi

Belirli bir kültüre mensup insanların insanlar arasındaki güç ilişkilerini – üst/alt ilişkileri – nasıl gördüğünü açıklayan bir terimdir. Yüksek bir puan, bir toplumun eşit olmayan, hiyerarşik bir güç dağılımını kabul ettiğini ve insanların sistemdeki “yerlerini” bildiğini gösterir. Düşük bir puan ise, gücün paylaşıldığı ve toplum üyelerinin aksi durumları kabul etmediği anlamına gelir. Örneğin, güç seviyeleri arasındaki mesafenin çok olduğu toplumlarda ast çalışanlar üstleriyle mücadeleye giremez. Bunun yerine üstlerinden sürekli yönlendirme bekler. Latin Amerika, Afrika, Asya ve Doğu Avrupa güç mesafesinin genelde yüksek olduğu toplumlardır. İskandinavya, Yeni Zelanda ve Avustralya bu toplumlara örnek olarak verilebilir. 

Gelişmişlik düzeyi ve güç mesafesi endeksi arasında bir ilişki gözlemleniyor.

2. Bireycilik Karşı Kolektivizm

Bu, insanların kendi toplulukları içindeki diğerleriyle olan bağlarının gücünü ifade eder. Bireysel bir toplumda bireyler kendi kararlarını kendileri verme eğilimindedirler. Ben odaklıdırlar ve bireysel seçimler ön plandadır. Burada, insanlar başkalarının eylemleri ve sonuçları için daha az sorumluluk alırlar. Bireyci değerlerin hakim olduğu toplumlar arasında Amerika, İngiltere, Kanada, Avustralya göze çarpmaktadır. Buna karşın, kolektivist yapıya sahip toplumlarda grup içi bağlar güçlüdür ve aile kavramı daha geniş kapsamlıdır. Bireyler ise daha çok biz odaklıdır. 

3. Maskülenliğe Karşı Feminenlik

Bu, kadın ve erkek arasındaki rollerin dağılımını ifade eder. Eril toplumlarda kadın ve erkeğin rolleri daha az örtüşür ve erkeklerin iddialı davranması beklenir. Bu tip toplumlarda bireyler genellikle materyalist başarılar üzerine odaklı, iddialı ve kendini kabul ettiren yapıdadırlar. Feminen toplumlarda ise insanların odakları herkesin yüksek bir hayat kalitesine sahip olması ve iyi ilişkiler kurmak gibi şeyler üzerinedir. Ayrıca, erkek ve kadın rolleri arasında çok fazla örtüşme vardır. Sonucunda, bu özelliklerin hâkim olduğu bir örgütte, çalışanların katılımı, eşitlik ve dayanışma ön plandadır. İlişkilerde nazik, merhametli ve sevgi dolu bir hava hâkimdir. Bunun aksine eril kültürün baskın olduğu bir örgütte ise yükselme tutkusu, otokratik ve baskıcı tavırlar, rekabetin önemli olması, atılganlık, para kazanma hırsı ve materyalist eğilimler sık sık görülebilir.

4.Belirsizlikten Kaçınma

Bu boyut bireylerin belirsiz durumlar karşısında nasıl hissettiklerini ve bu durumlarla nasıl baş ettiklerini açıklar. Belirsizlikten kaçınmanın güçlü olduğu toplumlarda bireyler riskli ve sonucu belli olmayan durumlardan kaçınma eğilimi gösterir. Bu durumlar bireylerde yüksek oranda stres ve tedirginlik oluşturur. Bu tür toplumlar için kural ve kanunlara yüksek ihtiyaç duyulur ve hatalardan kaçınma davranışı da bir ihtiyaçtır. Rusya, Yunanistan ve Japonya gibi ülkelerde belirsizlikten kaçınma oldukça yüksektir. Bunun diğer ucunda da belirsizlikten kaçınma oranı düşük ülkeler yer alır. Bu tip ülkelerde belirsizlikler günlük yaşamın bir parçası kabul edilir. Sonucunda kontrol edilemeyen durumlar karşısında tolerans yüksektir. Kural ve kanunlara fazla ihtiyaç yoktur.

5. Uzun ve Kısa Vadeli Oryantasyon

Uzun vadeli oryantasyon toplumlarında bireyler tutumlu olmaya ve yatırım yapmaya eğilim gösterir. Bireylerin toplumda belirgin pozisyonları vardır. Yaşlılara saygı gösterilir ve ilişkiler bireyler için oldukça değerlidir. Bu tip toplumlar geleneklerini modern yaşama adapte etmeye eğilimlidirler. Doğu Asya ülkelerinden Çin, Kore ve Japonya bu toplumlara verilecek örneklerdendir. Kısa dönem oryantasyona sahip toplumlar da ise bireyler harcamaya ve hızlı kazanımlar elde etmeye yönelmiştir. Bireylerin toplumdaki pozisyonları önem taşımaz. Ayrıca ilişkiler ancak o ilişkiden bir kazanım varsa değerlidir. Örnek olarak da Amerika, İngiltere, ve İspanya verilebilir.

6.Serbestliğe Karşı Sınırlama

Hofstede’nin Michael Minkov ile birlikte keşfettiği ve açıkladığı son boyutu nispeten yenidir ve bu nedenle daha az veriye sahiptir. Bu son boyut ise mutluluğu ve yaşam kontrolünü inceler. Serbestliği/özgürlüğü yüksek olan toplumlarda bireyler temel insani ihtiyaçlarını ve özellikle de hayattan zevk alma ve eğlence odaklı tutkularını özgürce gerçekleştirebilirler. İçinde bulunulan an değerlidir. Bireyler iyimser ve daha pozitiftir. Tersine, sınırlamaların yüksek olduğu toplumlarda ise bireyler kendi ihtiyaçlarını sosyal normlar altında baskılarlar. Toplum ahlaki disipline önem verir ve bireyler daha kötümser olmaya eğilimlidir.

Hofstede’in (1980) araştırmalarında Türkiye; “yüksek güç mesafesi”, “düşük bireycilik”, “yüksek belirsizlikten kaçınma” ve “dişil özellikler” gösteren ülkeler grubunda yer almaktadır. Hofstede’in araştırmaları sonucunda ulaştığı bu 6 kuram bireylerin kültürler arası farklılıkların oluşma sebeplerini kavrayabilmesi açısından önem taşır. Bu sayede farklı kültürlere karşı toleransının artmasını sağlar.

Belli ki coğrafyamız, karakterimizi oluşturma çabamızda büyük bir önem taşıyor. Yani belki de garipsediğiniz, iyi-kötü eleştirilerde bulunduğunuz bir toplumun coğrafyasında doğsaydınız, siz de yorumladığınız şekilde biri olabilirdiniz. Coğrafya, karakteri etkiliyor. Karakter ise bakış açınızı, mutluluğunuzu, davranışlarınızı, başarınızı birçok şeyi etkileyebilir. Güncel karşılaştırmaları kendiniz incelemek isterseniz bu bağlantıyı kullanabilirsiniz:



Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Başa dön tuşu