Sanat ve Edebiyat

Mona Lisa Etkisi: Resimdeki Gözler Neden Bizi Takip Eder?

Portreler elbette bizi göremezler. Ama öyle bile olsa bir portre ile karşı karşıya kaldığımız bazı durumlarda, izlendiğimiz düşüncesine pek de engel olamayız. Bir sergiye gittiğinizde bazı insan resimlerindeki gözler bizim gözlerimizin içine bakıyormuş gibi hissederiz. Biraz yana çekilsek ve hatta bir köşeye gitsek bile sanki resimdeki kişi gözlerini dikmiş hala bize bakıyordur. Mantıken ortada korkacak hiçbir şey olmadığını biliriz. Ancak yine de kendimizi huzursuz hissederiz.

Belki de bu nedenle vandalizmin ilk hedefi genellikle gözlerdir. Örneğin, Leonardo Da Vinci’nin ikonik sanat eseri Mona Lisa’yı ele alın. Ünlü portre, doğrudan size bakıyormuş gibi görünen ve siz hareket ettikçe sizi takip eden gözleri ile ünlüdür. Leonardo böyle bir tabloyu yaratan ilk kişi olmasa da, resimdeki gözlerin kişiyi takip etmesi, aynı etki bu tabloda da karşımıza çıktığı için, “Mona Lisa etkisi” olarak da bilinmektedir.

Tablolarda, kişi veya kişilerin nereden bakılırsa bakılsın gözlerinin hep bize bakmasını sağlamak ressam için ayrı bir yetenektir. Peki bu optik yanılsamaya ne sebep oluyor ve sanatçılar bu etkiyi nasıl elde ediyor? Cevap bir kere daha matematik ile ilişkili. Ressamlar perspektif tekniğini keşfedene kadar nesnelerin birbirlerine uzaklıklarını yansıtmak için yükseklik ve genişlikten faydalanıyordu. Bu yüzden resimler düz görünüyordu. Erken Mısır resimleri, perspektif eksikliği için iyi bir örnektir. İlk sanatçılar, mesafeyi vurgulayabilmek için nesneleri yalnızca daha küçük veya daha büyük yapabilirlerdi.

Perspektif, Işık ve Gölge Oyunları

Neyse ki 14. yüzyılda sanatçılar “perspektif” ile tanıştı. Filippo Brunellesco adlı bir İtalyan mimar, odak olarak tek bir nokta kullanan bir teknik olan, doğrusal perspektif tekniğini geliştirdi. Bu keşfin ardından, sanat endüstrisinde doğrusal bir perspektif popüler hale geldi. Perspektifin yanı sıra sanatçılar eserlerinde, derinlik yanılsaması yaratmak için ışık ve gölgeyi de ustaca kullanmaya başladılar. Bu sayede de resimler giderek gerçeğe daha yakın bir hal almaya başladı.

Perspektif, iki boyutlu yüzeye üç boyutlu görsel etki kazandırmak için nesnenin ve mekanın görünümünün belirli teknikler kullanarak kağıda aktarımıdır. Doğrusal perspektifte, bir resimdeki tüm çizgiler ortak bir noktaya gider. Bu da resme bir derinlik kazandırır.

Yukarıda da dediğimiz gibi, birçok sanatçı, canlı görünen resimler yaratmak için doğrusal perspektifi ve ışık ile gölgenin etkileşimini kullanır. Sonuçta yarattığı şey optik bir yanılsamadır. Ve bu yanılsama başka yanılsamalara yol açar. Tablodaki perspektif, gölgeler ve ışık siz hareket ettikçe değişmediğinden, beyninizde hafif bir optik illüzyon yaratır. Öyle ki siz hareket ettikçe gözler de sizi takip ediyormuş gibi görünür.

Gözün bakış açısı göz merceğinin konumu ile ilgilidir. Bir gözü tam karşıdan görüyorsanız ve göz bebeği de size göre or­tada ise o göz de size bakıyordur. Eğer bir ressam gözün tam karşıdan görünüşünü, göz bebeği de tam ortada veya yuvarlak resimlemiş ise veya fotoğraf tam karşıdan göz objektife bakar şekilde çekilmiş ise hangi açıdan ba­karsanız bakın, gözün o şeklini göreceksinizdir.

Resimdeki Gözlerin Bizi Takip Etmesinin Nedeni

Mona Lisa etkisi ile ilgili örnekler arasında Rembrandt’ın 1634’te yaptığı Kadife Bereli Otoportresi, Frans Hals’in 1623’te yaptığı Gülen Şövalye ve Gustave Courbet’nin 1843 civarında yaptığı Umutsuz Adam gibi bazı ünlü sanat eserleri sayılabilir.

Ancak aynı şeyi karşınızda gerçek bir insan varken denediğinizde resimdeki bu yanılsama gerçekleşmez. Örneğin bir arkadaşınızdan sabit durmasını ve hep karşıya bakmasını isteyin. Siz de bu sırada konumunuzu sürekli değiştirerek onun gözlerine bakın. Resimde yaşadığınız durum gerçekleşmiyor değil mi? Bunun nedeni üç boyutlu bir görüntüye bakıyor olmanızdır.

Ayrıca resimdeki sabitliğin aksine siz konumunuzu değiştirdikçe perspektif, ışık ve gölge de değişmektedir. Duvarda bir resim gördüğümüzde ise yakın ve uzak noktaları tanımlayan görsel bilgi, bakış yönünden etkilenmez. Resim iki boyutlu olduğundan, yani derinliği olmadığından yanından dolaşıp yandan görünüşünü görme olanağınız yoktur. Bu nedenle, nereden, hangi açıdan bakarsanız bakın gözü tam karşıdan bakıyormuşsunuz gibi görürsünüz. Kendi gözleriniz de olayı üç boyutlu algıladığından tablodaki göz sürekli size bakıyormuş gi­bi görünür.

19. yüzyılda Jules de la Gournerie bu fenomeninin matematiksel olarak kanıtlanabileceği fikrini ilk kez ortaya atmıştı. Ancak bunun açıklanması için Ohio Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacıların 2004 yılında yaptığı açıklamaya kadar beklememiz gerekti.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip not:

Matematiksel, tamamen gönüllü bir ekip tarafından 2015 yılından beri yürütülen, Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmayı hedefleyen, öğretmenler tarafından kurulmuş bir bilim platformudur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu